Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Faz3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faz3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2023 Cuma

ALS ve Kök Hücre

ALS karmaşık ve birçok nedeni olan bir hastalık. Güncel olarak da birsürü bilim insanı bu hastalığın altta yatan nedenlerini ve ardından da olası tedavi metodlarını bulmak üzere efor sarfediyor. Birçok nedeni olan bir hastalık için birçok tedavi metodu geliştirmek gerekiyor.

Bilim dünyasının yoğunlaştığı bir tedavi metodu da kök hücrelerin kullanımını içeriyor. Bunun diğer metodlara göre avantajları şöyle

• ALS hastalık olarak karmaşık olduğundan tek bir ilacın tedavi edici yönü olmayabilir

• Kök hücreler sinir hücrelerine benzer hücrelere dönüştürülerek ALS nedeniyle hasar görmüş/ölmüş sinir hücrelerinin yerine geçebilirler.

• Kök hücreler tarafından salgılanan düzenleyici ve koruyucu faktörlere ek olarak bölgedeki bağışıklık sistemi elemanlarının düzenlenmesi ile hala yaşamakta olan sinir hücreleri kurtarılabilir.

Bu gibi avantajları varken kök hücreler haliyle çekici bir tedavi metodu olarak görülüyorlar. Bu zamana kadar embriyonik kök hücreler, fetal nöral projenitörler, indüklenmiş pluripotent kök hücreler ve mezenkimal kök hücreler bu kapsamda kullanılmış kök hücre tipleri. Bunlardan da kısaca bahsedeyim:

• Embriyonik Kök Hücreler: İnsan embriyonik kök hücreleri döllenmeden 5-9 gün sonra blastosist denilen hücre yığınının iç kısmından, yani embriyoyu oluşturan, ilerleyen dönemde fetusa sonra da insana dönüşen kısmından alınan hücrelerdir. Bu hücreler düzgün ortamda saklandıkları sürece neredeyse sınırsız sayıda bölünüp endoderm, mezoderm ve ektoderme dönüşebilen hücrelerdir. Bu bahsettiğim endoderm, mezoderm ve ektoterm de daha sonrasında organlara dönüşür. Yani genel döngü şöyle ilerler: Anneden gelen yumurta+Babadan gelen sperm = Döllenme. Döllenme => Embryonik kök hücreler=>Endoderm,ektoderm,mezoderm=> Organlar ve deri. Daha önceden yapılmış bir takım çalışmalarda bu embriyonik kök hücrelerden motor nöronlara,yani ALS'de hasara uğramış nöronlara,benzeyen hücreler oluşturulabilmiş. Ancak hem çalışmanın bazı kısımları havada kaldığı için(tam olarak gösterilemeyen ve önemli kısımlar) hem de etik kuralları ile birlikte bu hücrelerin vücuda uyum sağlayıp sağlayamayacağı tam bilinemediği için kullanımına devam edilmemiş

• Fetal Nöral Projenitorler: Fetusun beyin ya da omuriliğinden elde edilir ve sinir sistemi hücrelerine dönüşebilirler. Her ne kadar test edildiği çalışmalarda işe yarar gibi görünse de ne yazık ki hücrenin alınması ve yine etik gibi konulardan kullanılabilir bir metod gibi durmuyor.

• İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücreler: Kısaca deriden alınan hücreler belirli aşamalardan sonra başka hücrelere,ve tabii nöronları oluşturan kök hücrelere dönüşebilir. Ancak yapılan çalışmalara göre bu hücrelerin tam olarak çalışabilen nöronlara dönüşmesi ne yazık ki çok zaman alabilen bir şey ve bu hücrelerin dönüşümünün ne kadar başarılı olduğu, epigenetik faktörler gibi soru ve sorunlar hala çözüm bekliyor.

• Mezenkimal Kök Hücreler: Göbek bağı, kemik iliği,yağ doku ve (normal kan alımından farklı metodlarla) periferik kandan elde edilir. Kıkırdak, kemik, yağ gibi mezodermal orijinli dokulara dönüşebilir. Bazı çalışmalarda kemik iliğinden alınan bu mezenkimal kök hücrelerin nöronsu hücrelere dönüşebildiği gözlemlenmiş. Diğer kök hücre tiplerinde saydığım olumsuz yönlerin bu hücrelerde olmaması da tedavide kullanılabilirliğini artırıyor.

Gelelim NurOwn'a...

NurOwn kemik iliğinden alınmış mezenkimal kök hücreleri kullanan bir metod. Bu kök hücreleri öyle programlıyorlar ki kök hücreler nörotrofik faktör denilen ve nöron gelişiminde,korunmasında ve işlevinde görev alan maddeleri sentezleyen hücreler haline geliyor. Ardından da elde edilen ve bu bahsettiğim faktörleri salgılayan hücreler omuriliğe doğrudan enjekte ediliyor ve bu nörotrofik faktörler sayesinde de nöronların korunmasını sağlıyor. 

miRNA konusu

DNA'da sahip olduğumuz bizi biz yapan şifreler ancak mRNA denilen başka bir şifreye dönüşürlerse yapı taşlarımızı oluşturan proteinlere dönüşebiliyor çünkü DNA hücre çekirdeğinden çıkamayacak kadar büyük bir molekül bu nedenle mesajı taşıyan bir aracıya ihtiyacı var. Bu mesajı da söz konusu mRNAlar taşıyor. Mesaj taşıyan RNAlar hariç başka RNAlar da var, miRNA yani mikroRNAlar(mesajcı RNAlardan çok daha küçükler), bunlar da kendi başlarına DNA'dan gelen mesajın proteine dönüşmesine yardımcı olmasalar da mesajı taşıyan RNAlara yani mRNAlara bağlanarak hangi proteinin ne zaman/nerede sentezleneceğini düzenleyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda da görülmüş ki NurOwn metodu ile oluşturulan ve nörotrofik faktör sentezleyen hücreler, bu metod ile oluşturulmayan hücrelerden daha farklı miRNAlar taşıyor ve bu da bizlerin metodun çalışıp/çalışmadığını, hangi hücrede çalıştığını ve nasıl çalıştığını gözlemlemesine yardımcı oluyor.

İnci Akyol PhD

Klinikte son durum nedir?
https://turkals.blogspot.com/2023/07/nurown-ile-ilgili-fda-nihai-onay-karar.html 

https://turkals.blogspot.com/2021/12/nurown-erken-evre-als-hastalarna-fayda.html

https://turkals.blogspot.com/2020/11/brainstorm-cell-therapeutics-nurown-faz.html


22 Eylül 2022 Perşembe

SOD1 Mutasyonlu Ailesel ALS Hastaları İçin Yeniden Umut!









EYLÜL 21, 2022 
Biogen Inc. bugün Faz 3 VALOR çalışmasının birleşik analizinin ayrıntılı sonuçlarını haftalık tıp dergisi The New England Journal of Medicine (NEJM) de yayınladığını duyurdu. 
(VALOR = (SOD1) amyotrofik lateral sklerozun tedavisi için tofersen'i değerlendiren açık etiketli uzatma Faz III çalışması) 

New England Tıp Dergisi, ALS'nin nadir, genetik formunda önemli faydalar gösteren tofersen verilerini yayınladı. Yayının içeriğinde VALOR SOD1-ALS adlı 3 faz denemesi ve onun uzun vadeli verilerin önemini vurgulayan açık etiketli uzatma çalışması bulunmaktadır. 12 aylık veriler, SOD1-ALS teşhisi konan kişilerde Tofersen'in daha erken başlanmasının, kritik işlev ve güç ölçümlerinde düşüşü yavaşlattığını gösteriyor. Sonuçlar, SOD1-ALS'nin biyolojisi ve ALS klinik deneylerinin tasarımı ile ilgili önemli deneyimler sunmakta.
Şu anda SOD1-ALS için belirlenmiş bir tedavi yoktur.

VALOR'un baş araştırmacısı ve St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ALS Merkezi Yardımcı Direktörü Timothy Miller, M.D., Ph.D. yaptığı açıklamada “Bu verilerden üç önemli nokta görüyorum. Birincisi, tofersen, beklendiği gibi, açıkça SOD1 proteininin düşmesine yol açmaktadır. İkincisi, nörofilament seviyelerinde önemli bir düşüş var ki ben bunu altta yatan hastalık sürecini potansiyel olarak yavaşlattığı şeklinde yorumluyorum. Üçüncüsü, açık etiketli uzatmalar ile daha uzun zamanlı gözlemlerin yapılmasında anlamlı bir klinik fayda olduğu görülmektedir," dedi ve “Katılımcılardan, ailelerinden ve bu önemli çalışmada yer aldıkları için sitelerin özverisine minnettarız.” diye ekledi.

VALOR çalışmasının baş araştırmacısı ve Northeast ALS Konsorsiyumu'nun kurucu ortağı, Healey & AMG ALS Merkezi Direktörü ve Massachusetts General Hospital Nöroloji Başkanı M.D. Merit Cudkowicz ve Harvard Tıp Okulu'nda Nöroloji Profesörü Julieanne Dorn yaptıkları açıklamada "ALS topluluğu, on yıllardır aktif olarak yeni ilaçların peşinde koşuyor. Bunun gibi verilerin NEJM'de yayınlanması bize enerji ve umut veriyor. Şimdi verilerde uzun süredir tofersen hakkında şüphelendiğimiz şeyi görüyoruz.  SOD1-ALS ile yaşayan insanlar için klinik bir fark yaratma potansiyeline sahip" ve "Klinik verilerle birlikte aksonal yaralanma ve nörodejenerasyonun bir belirteci olan nörofilamentin düşürülmesi, tofersen'in potansiyelini vurgulamaktadır." dediler.

Birleşik analizden elde edilen veriler daha önce Avrupa ALS Tedavi Ağı (the European Network to Cure ALS - ENCALS) yıllık toplantısında sunulmuş ve yakın zamanda ABD Gıda ve İlaç İdaresi (U.S. Food and Drug Administration) tarafından öncelikli inceleme için kabul edilen Biogen'in toferseni ile birlikte ‘’Yeni İlaç Başvurusuna’’ dahil edilmiştir. Başvuruya Reçeteli İlaç Kullanıcı Ücreti Yasasına (Prescription Drug User Fee Act) göre 25 Ocak 2023 için işlem tarihi verildi.

Tofersen Hakkında
Tofersen, SOD1-ALS'nin tedavisi için değerlendirilmekte olan potansiyel bir antisens ilaçtır. Tofersen, SOD1 protein üretiminin sentezini azaltmak için SOD1 mRNA'yı bağlar ve bozar. VALOR'un devam eden açık etiketli uzantısına ek olarak, tofersen, SOD1 genetik mutasyonu ve hastalık aktivitesinin biyobelirteç kanıtı olan presemptomatik bireylerde başlatıldığında tofersen'in klinik başlangıcını geciktirip geciktiremeyeceğini değerlendirmek için tasarlanan Faz 3 ATLAS çalışmasında incelenmektedir. Biogen lisanslı tofersen, Ionis Pharmaceuticals, Inc.'den işbirliğine dayalı bir geliştirme ve lisans sözleşmesi kapsamındadır.

https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa2204705


30 Aralık 2021 Perşembe

FDA, AMX0035 ALS tedavisi için Yeni İlaç Başvurusunu (NDA) incelemeyi kabul ettiğini duyurdu.

 29 Aralık 2021

Amylyx Pharmaceuticals, Inc. bugün ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) AMX0035 (sodyum fenilbutirat (PB) ve taurursodiol) amyotrofik lateral skleroz (ALS) tedavisi için  Yeni İlaç Başvurusunu (NDA) incelemeyi kabul ettiğini duyurdu.

Amylyx Direktörü ve Kurucu Ortağı Justin Klee, “Bu dönüm noktası için heyecanlıyız ve FDA incelemesi bir onayla sonuçlanırsa  ilacı ticari olarak piyasaya sürmeye hazırlanıyoruz” dedi. Amylyx'in Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucu Ortağı Joshua Cohen, AMX0035 onaylandığı takdirde, ekibimiz ALS ile yaşayan insanlara  mümkün olduğunca verimli bir şekilde yeni bir tedavi getirme konusunda kararlıdır." dedi.

Phoenix Faz3 çalışması 

PHOENIX (NCT05021536), AMX0035'in (sodyum fenilbutirat/taursodiol) amyotrofik lateral skleroz (ALS) ile yaşayan kişilerde güvenlik ve etkinliğini değerlendiren ABD ve Avrupa'da 70'den fazla bölgede yapılan bir Faz 3, randomize, plasebo kontrollü çalışmadır. Bu deneme için hasta kayıtları devam etmektedir. 

Araştırmanın birincil hedefleri, AMX0035'in güvenlik ve etkinliğinin yanı sıra AMX0035'in plaseboya kıyasla etkisini, ALSFRS-R'nin başlangıç ​​değerinden ve sağkalımdaki değişime dayalı olarak 48 hafta boyunca hastalık ilerlemesi üzerindeki etkisini daha fazla değerlendirmek olacaktır. Yavaş hayati kapasitedeki (SVC) değişiklik, hasta tarafından bildirilen sonuçların seri değerlendirmeleri, ventilasyonsuz sağkalım oranları ve diğer sonuçlar dahil olmak üzere ALS'li kişiler için kritik olan ek önlemler de PHOENIX'te değerlendirilecektir.

Semptom başlangıcından sonraki 24 ay içinde kesin veya klinik olarak olası ALS'si olan ve CENTAUR'dan (NCT03127514) daha geniş dahil etme kriterlerine sahip yaklaşık 600 katılımcıyı kaydeden PHOENIX, ALS Tedavi Araştırma Girişimi (TRICALS) arasında küresel bir ortaklığı içeren ilk çalışma olacaktır. ve Kuzeydoğu ALS (NEALS) konsorsiyumu. 48 haftalık denemeyi tamamlayan katılımcılar, her bölgenin düzenleyici rehberliğinde izin veriliyorsa, denemeden sonra AMX0035 alma seçeneğine sahip olacaktır. AMX0035'e bu deneme sonrası erişim, aynı zamanda düzenleyici ve geri ödeme kilometre taşlarına da bağlı olacaktır.

https://www.amylyx.com/phoenix