Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
ALS MND Alliance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALS MND Alliance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2016 Cumartesi

İmza kampanyası: ALS / MNH İLE YAŞAYAN BİREYLERİN HAKLARI

İmzalamak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız 


ALS - MNH (Amiyotrofik Lateral Skleroz - Motor Nöron Hastalığı)

Ülkemizde Sedat Balkanlı hastalığı olarak biliniyor. Dünyada Lou Gehrig, Stephen Hawking hastalığı olarak da biliniyor.

ALS hastalığı, toplumda yüzbinde bir oranında görülen, nedeni ve tedavisi bilinmeyen bir hastalıktır. Ortalama 40-50 yaş civarında her iki cinste de görülebilir. İlerleyici kas güçsüzlüğü nedeniyle hastalar giderek başkasının bakımına muhtaç duruma gelirler. Duyu organları ve bilişsel yetenekleri sağlam kalmaktadır. ALS teşhisi almış hastalar ortalama 3-5 yıl içinde solunum ve yutma güçlüğü nedeniyle kaybedilir. İyi bir tıbbi bakım ve sosyal destek ile uzun yıllar yaşayabilirler. Hastalar 7/24 bakım gerektirir.

Hastalara bakım verenler ve aileleri giderek fakirleşmektedir. Sosyal devlet desteği olmadan ALS hastalığı ile mücadele etmek mümkün değil.

TÜRKİYE’DE ALS / MNH (*) İLE YAŞAYAN BİREYLERİN VE BAKIM VERENLERİN YAŞAM KALİTELERİNİN DÜNYADA KABUL GÖRMÜŞ SEVİYEDE OLMASI İÇİN AŞAĞIDAKİ HAKLARI KABUL EDİYOR VE İMZALIYORUZ.

ULUSLARARASI ALS / MNH DERNEKLERİ BİRLİĞİ ALS / MNH İLE YAŞAYAN İNSANLAR İÇİN AŞAĞIDAKİ TEMEL HAKLARI DESTEKLER:

Bu temel haklar dünya çapında ALS / MNH ile yaşayan bireyler için ideal koşulları temsil etmektedir.

1- ALS / MNH ile yaşayan insanlar kendi sağlık sistemi içinde olabilecek en yüksek kaliteli bakım ve mevcut tedavilere erişme hakkına sahiptir.

2- ALS / MNH ile yaşayan insanlara bakım verenlerin doğru bilgi ve eğitime ulaşabilme hakkı vardır.

3- ALS / MNH ile yaşayan insanlar aşağıdaki konularda özgürce seçim yapma hakkına sahiptir:

a) Tedavi, destek tedavisi, danışmanlık yapacak profesyonelleri seçme hakkı

b) Bakılacakları veya tedavi olacakları ortamı seçme hakkı

c) Kişinin kendi ülkesindeki yasal çerçeve içinde yapılacak her türlü tedavi veya girişimi kabul etme, durdurma veya red etme hakkı vardır.

4- ALS / MNH ile yaşayan insanların bakım ve tıbbi araştırma usul ve protokollerin uygulanması da dâhil olmak üzere, hastalıkla ilgili bilgi veya tıbbi veri sağlama, hastalıkla ilgili ulusal politika oluşturma aşamasında doğrudan söz sahibi olma ve ilgili çalışmalara katılma hakkı vardır.

5- ALS / MNH ile yaşayan insanların ayrım gözetilmeksizin, insan onuruna saygı çerçevesinde mümkün olan en iyi yaşam kalitesine erişme hakkı vardır.

6- ALS / MNH ile yaşayan insanların tıbbi kayıtları ve bilgileri ilgili olarak gizlilik ve mahremiyet güvencesi vardır

7- ALS / MNH ile yaşayan insanların bakım verenlerinin danışmanlık, geçici bakım desteği ve devlet yardımı da dâhil olmak üzere en yüksek kalitede destek alma hakkı vardır.
ULUSLARARASI ALS / MND DERNEKLERİ BİRLİĞİ, 2016
ULUSLARARASI ALS / MND DERNEKLERİ BİRLİĞİ, 2016
ALS-MNH DERNEĞİ ULUSLARARASI ALS / MND DERNEKLERİ BİRLİĞİ TAM ÜYESİDİR (FULL MEMBER) . 
* Amiyotrofik Lateral Skleroz - Motor Nöron Hastalığı


10 Aralık 2014 Çarşamba

Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliğinin Yıllık Raporu


Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliğinin 22. yıllık toplantısı 2-3 Aralık 2014 tarihlerde Brüksel’de yapıldı. Birliğin amacı tüm dünyada, Motor Nöron Hastalığı (MND) olarak da bilinen ALS hastalığı ile mücadele eden dernekleri bir araya getirmek. Bu yılki toplantıda 6 kıtadan 20 farklı ülke temsil edildi. Türkiye’den toplantıya ALS/MNH Derneğini temsilen Dr Alper Kaya katıldı. Dr Alper Kaya, aynı zamanda Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliğinin yönetim kurulu üyesidir.

2014 yılında dünya çapında büyük ses getiren Bir Kova Buz kampanyası hastalık hakkında hem büyük farkındalık yarattı hem de üye derneklerin bütçelerinde büyük artışa neden oldu. Birliğin Genel Koordinatörü Rachel Patterson tüm dünyada bu kampanya dolayısıyla toplanan paranın 164 milyon dolar olduğunu belirtti. Bu nedenle bu seneki toplantının en önemli gündem maddelerinden biri bu kampanyanın nasıl başladığı, yayıldığı ve ALS ile mücadele açısından bu kampanyanın taşıdığı potansiyelin ne olduğu idi.

Farklı Ülkeler, Farklı Fon Yaratma Stratejileri
Avustralya’dan Rod Harris, Danimarka’dan Jens Spanfelt ve Arjantin’den Pablo Aquino bu konuda görüşlerini açıkladılar.

Harris, getirisini almanın iki yıl sürdüğü bir fon yaratma girişiminden söz ederek her türlü fon yaratma önerisine hemen olumlu yanıt vermemek gerektiğini anlattı.  Bu konuda Harris’in önerisi kendi çabalarıyla fon yaratmak isteyenlere rehberlik sunmak. Ayrıca sürdürülebilir bir fon için derneklerin kendi öz sermayelerini farklı yatırım araçlarında değerlendirmenin önemine de dikkat çekti. Örneğin Avustralya ALS Derneğinin farklı araçlarda değerlendirilen $4.5 million değerindeki parası, yıllık %8 getiri sağlamış. Bu para, ülkedeki 360 ALS hastasına hizmet verilmesini mümkün kılıyor.

Danimarka’da ise bira markası Tuborg ortaklığıyla düzenlenen “Yeşil Konser” isimli etkinlik aracılığıyla ALS derneğine sağlanan yıllık gelirin neredeyse yarısı toplanmakta. Her yıl ülkenin sekiz faklı şehrinde düzenlenen müzik festivalinin başarısının nedenlerinden biri, etkinliğin 700 kişilik bir gönüllü ekibiyle yürütülmesi. 5.6 milyon nüfusu olan ülkede ALS hastası sayısı 350. 

Farkındalık, Savunuculuk ve Hizmet Zorlukları
Pek çok insan Bir Kova Buz Kampanyası ile toplanan parafın nasıl kullanıldığını sormakta.
Arjantin’de toplanan 150.000 Dolar, İspanyolca konuşan Güney ve Orta Amerika’da ilk ALS kliniğini kurmak için kullanılıyor.

En çok sorulan sorulardan biri de, toplanan paralarla hastalara yardım yapılıp yapılmadığı. İtalya’dan Christian Lunetta ( AISLIA ONLUS) toplanan 2 milyon Euro’nun şu amaçlar için kullanıldığını belirtti: ALS hastalarına ve ailelerine ekonomik yardım yapılması (bakıcı masrafları, solunum makinalarının ve diğer yardımcı iletişim aletlerinin kiralanma ya da satın alma masraflarının karşılanması vb), İtalya’da ilk ALS bio bankasının kurulması. Bu bankada toplanan DNA örnekleri ücretsiz olarak araştırmacıların kullanımına verilecek.

Toplanan paranın nereye yatırılacağı konusunda nasıl karar verileceği de önemli bir gündem maddesiydi.

İngiltere MND’nin CEO’su Sally Light bu konuda yaptıkları bir anketin sonuçları ve yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinden hareketle fonların öncelikle ALS araştırmalarına ve daha sonra da hasta bakımına ve profesyonellerin eğitimine harcanması gerektiğini aktardı.
Japonya ALS Derneği de bağış yapanların ve hastaların, toplanan 310.000 Doların, öncelikle ALS araştırmalarına harcanması gerektiğini düşündüğünü aktardı.

ALS hastalarına erişim ve bakım konusunda yaşanan zorluklar tüm katılımcı dernekler tarafından dile getirildi. Kültür, dil, aynı ülke içindeki insanlar arası farklılıklar gibi. Örneğin, İsrail ALS derneği (IsrALS) CEO’su Erfat Carmi, ülkede bulunan 600 ALS hastasından 446’ sına ulaştıklarını ve bunlar içinde sadece %4’ün Arap kökenli olduğunu belirtti. Toplantıda bu konuda yapılan sunumda, Arap nüfusa ulaşmak için tümüyle Arapça olan sosyal medya araçlarından söz edildi. Son birkaç yıldır kasaba kasaba dolaşan sosyal hizmet elemanlarından da yardım istenmiş. Bu çabalar sonucunda eskiden ulaşılan sayının iki katı fazla Arap nüfusa ulaşılmış.

Rusya ALS Vakfı ‘ndan Gleb Levitsky, Rusya'da hastaların %80  kadarının sadece tek Nörolojik muayene fırsatı elde edebildiği ve teşhisi aldığını ifade etti. Diğer taraftan hastaların %12 si çok üst düzeyde bakım aldıklarını belirtti. Levitsky’ye göre bu farklı görüşlerin nedeni Rusya'da yaşayan pek çok ALS hastasının ALS nin ölümcül olduğuna inanmaları ve hastalık bakımı ile ilgilenmemeleri olduğunu belirtti. Bu nedenle Rusya için en uygun model, yerel ve bölgesel merkezlerin ücret karşılığı hizmet sunması  ile derneklerden bağımsız olarak sunulan hizmetlerin birleşimine dayalı bir model.

ABD’de ise ALS derneğinin yanında hastalara hizmet sunan pek çok kuruluş var. Nicole Yarab (Director of Certified Center Programs at the ALS Association)  ABD çapında ALS derneğine bağlı 38 merkezde, 115 personel dahil toplam 374 kişinin çalıştığını belirtmekte.  2013 yılında Dernek 15.000 ALS hastasına hizmet vermiş.

Toplantıda ayrıca ALS hastalarının kaydının nasıl tutulacağı konusunda önemli tartışmalar yaşandı. İskoç katılımcılar bu konuda nörologlara güvenmenin etkisiz olduğunu, onun yerine hasta kayıtlarını incelemek ve hastalara doğrudan ulaşmanın daha iyi sonuçlar verdiğini belirttiler.
Birliğin en önemli programlarından biri de dünya çapında ortaklıklar geliştirmek ve en deneyimli üyelerin bilgi ve birikimlerini gelişmekte olan derneklerle paylaşmak  (mentoring). Programın en deneyimli liderlerinden Kathy Mitchell bu konuda nasıl daha etkili çalışılabileceği konusunda görüş ve düşüncelerini aktararak, Arjantin’e yapılan son ziyaret konusunda bilgiler verdi. Arjantin’de hemşire ve diğer sağlık personeline eğitimler verilmiş. Benzer programlar Nisan 2015’te Tayvan ve Ağustos 2015’te Letonya’da  gerçekleştirilecek.



21 Aralık 2010 Salı

Kök hücrede balayı sona erdi

İnsanlar üzerinde denemelerin başlamasıyla balayı sona erdi, işler daha zorlu hale geldi...

ALS/MNH alanında 17 yıldır çalışmalarını sürdüren Beyin/Sinir Cerrahı Dr Nicholas Boulis ALS/MND Alliance’ın  yıllık buluşmasında nöral kök hücre nakli konusunda önemli bilgiler verdi.

Embriyonik kök hücrelerden endojen kök hücrelere kadar bir çok farklı kök hücre tipi vardır. Embriyonik kök hücreler vücuttaki her hangi bir hücreye dönüşebilme potansiyeli bulunan kök hücrelerdir. Endojen kök hücreler dokularda uyku halinde bulunan kök hücrelerdir. Dr Boulis ALS araştırmalarının pluriponent kök hücreler üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Bu tip kök hücreler spesifik olarak olmasa da genel olarak hangi tip dokuya dönüşeceğine karar vermiş kök hücrelerdir. Yani araştırmalarda herhangi bir tip nörona dönüşeceğini bilen nöral kök hücreler kullanılmaktadır.

Fareler üzerinde yapılan birçok çalışma kök hücrelerinin ALS hastalığını tedavi etme potansiyeli olduğunu gösterdi. Dr. Bloulis bu çalışmaları ALS tedavisi için yürütülen kök hücre araştırmalarının balayı olarak nitelendirdi. Araştırmalarda farelerden insanlara geçilmesiyle balayının sona erdiğini, işlerinin daha zorlu hale geldiğini söyledi. Önlerinde uzun bir yol olduğunu, şu an devam eden çalışmalarda kök hücrelerin faydalı oluşlarından ziyade tehlikeli olmadıklarını kanıtlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Dr. Boulis konuşmasına kök hücre cerrahisi ile ilgili bilgiler vererek devam etti. Omuriliğe fazla baskı yapmaktan kaçınmak, enjekte edilecek sıvının miktarı ve enjeksiyon hızı konularında dikkatli olmak çok önemli. Kök hücre cerrahisi 8mm genişliğinde olan omurilikte 2mm karelik bir alanı hedef almalıdır. Omurilik nefes alırken ve her kalp atışında hareket etmektedir. Bu durumdan dolayı cerrahi operasyonlar için esnek şırınga gerekmektedir. Dr Boulis şırıngayı tutarak esneklik kazandıran mekanik bir aparatın dizayn edilmesi konusuna değindi.

Şu an domuzlar üzerinde yapılan çalışmalarda uygulanan enjeksiyon teknikleri mükemmelleştirildikten sonra insanlar üzerinde denenecek. ABD’de Neuralstem denemesinde gerçekleştirilen omuriliğe kök hücre nakli güvenlik açısından inceleniyor. Denemede yürüyemeyen hastalardan oluşan ilk grubun omuriliklerine tek taraftan kök hücreler enjekte edildi. Yine yürüyemeyen hastalardan oluşan sonraki gruba ise kök hücreler omuriliklerin çift tarafından enjekte edildi. Bu hastalarda en uzunu 3 hafta süren geçici ağrılar gözlemlendi. Deneme yürüyebilen hastalardan oluşan bir grup üzerinde devam ediyor. Bu grupta şimdiye kadar 2 hastanın omuriliklerine tek taraftan kök hücreler enjekte edildi. Cerrahi operasyonun ardından 2 hasta da hastaneden geldikleri gibi yürüyerek ayrıldılar.


Kaynak: