Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Bulber ALS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulber ALS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2024 Cuma

Trakeotomi, Trakeostomi

Bulber başlangıçlı ALS de önceleri, beyin-omurilik sisteminin "bulbus " adı verilen  (Türkçesi soğancık)  bölgesinin kontrol ettiği fonksiyonlar bozuluyor.  Bunlar, solunum kasları, dil kasları, çiğneme kasları ve yutak kasları ile ilgili fonksiyonlardır.

Solunum merkezi ve özellikle diyafram adelesinin otomatik solunum yapmasını sağlayan sinirlerin merkezi de bulbus bölgesinde yer alır. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının solunum problemi daha erken ortaya çıkar.  Bulber başlangıçlı ALS hastalarında dilde peltekleşme, yavaş konuşma ve yutma güçlüğü  ve solunum güçlüğü problemleri erken bulgu olarak karşımıza çıkıyor. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının yürüme ve el becerileri nisbeten daha uzun süre sağlam kalıyor.

Spinal (Limb)  başlangıçlı formunda ise önce ayaklar, bacaklar, eller ve kollarda güç kaybı belirgin oluyor. Bu tür ALS de solunum, yutma ve konuşma daha sonra etkileniyor.

Sonuçta hangi fonksiyon önce bozulur ise ona yönelik çözümler bulmak gerekiyor.

Solunum güçlüğü başlamasa da kandaki Oksijen seviyesi düşük ise, bu durumda Sinir hücrelerinin de oksijenlenmesi bozulacağı için hastalığın gidişatı hızlanacaktır.  Solunum kaslarının zayıflaması nedeniyle Oksijen ve karbondioksit değişimi yeterince yapılamaz. Bu nedenle ALS hastalığında asıl sorun, kanda karbondioksit artmasıdır. Buna hiperkapni denir. Bu durumda kendi solunum kaslarını kullanamaya hastalarda pozitif basınçla solunum desteği vermek önemlidir.

Not: Solunum desteği derken ALS için çok önemli bir konuyu belirtmekte fayda var. ALS li hastaya maske ile Oksijen vermek tehlikelidir. Ambu veya solunum cihazı desteği ile verilebilir. Acil servislerde bu hata ne yazık ki yapılmaktadır.

Solunum desteği 2 şekilde verilebilir.

1. Non-invaziv:  Herhangi bir cerrahi girişim yapılmadan, BIPAP adı verilen solunum cihazından gelen pozitif basınçlı havayı maske yoluyla hastaya vermek.

2. Invaziv: Cerrahi girişimle soluk borusuna bir delik açılır ve bir tüp (kanül)  yerleştirilir.  Çeşitli solunum modlarını destekleyen bir solunum cihazı (ventilatör ), Trakeotomi Kanülüne bağlanır. Solunum  cihazından gelen pozitif basınçlı hava, Trakeotomi tüpü yoluyla hastaya verilir. 

Trakeotomi:  Latincede "tomi " sözcük eki kesmek demektir. Trakeotomi, Trakea yani nefes borusuna delik açmak demektir. ALS hastalarında bu yöntem ile bir tüp takılır. Böylece hem hastanın konuşma yeteneği mevcut ise devam etmesi sağlanır hem de tüpün belli aralıklarla değiştirilmesi daha kolay olur. Hatta günün birinde hasta iyi olursa, açılan Trakeotomi deliği kapatılır ve eski haline döner. Yani trakeotomi, geri dönüşü olan bir cerrahi işlemdir. 

Aslında ALS hastalarında Trakeotomi işlemi yapılır. Genellikle Trakeotomi ve Trakeostomi terimleri aynı anlamda kullanılmaktadır. 

Trakeotomi işleminin teknik olarak solunum güçlüğü çeken hastayı kısmen rahatlatması beklenir. Çünkü nefes alırken burundan gelen havanın bir kısmı, nefes verirken gırtlak ile burun arasında kalır. Buna ölü boşluk denir. Trakeotomide ise hava alınan delik akciğere daha yakın olduğu için kandaki Oksijen seviyesi artar, karbondioksit daha rahat atılır. 

Her halükârda trakeotomi yapılması bu açıdan avantaj getirir. Hasta, geceleri solunum güçlüğü çekerse, Trakeotomi tüpü yoluyla  ventilator hastayı güvenli olarak solutur. Zira bu dönemde en büyük tehlike, geceleri solunum durması (apne)  nöbetleridir.

Trakeotomi, küçük bir cerrahi işlemdir. Ancak 7-10 gün hastanede takip gerektirir. Trakeotomi işlemi öksürmeye, balgam çıkarmaya engel değildir. Fakat ALS hastalarında diyafram adelesinin giderek zayıflaması sonucunda öksürükle balgam çıkarmak zorlaşır, solunum yollarında balgam birikebilir. Solunum güçlüğü ve öksürük artar.  Biriken balgamın aspiratör cihazı ile temizlenmesi gerekmektedir. Bu işlem kolay bir şekilde yapılabilir.  Ancak hastanın bu işlemi kendisinin yapması çoğu zaman mümkün olmaz.  Yani Trakeotomi yapılan hastanın, aspirasyonunu yapacak  birisine ihtiyacı olacaktır. Aspirasyon işlemi, hastanede hasta başında kolaylıkla öğrenilebilir, hasta yakını veya yardımcısı bu işlemi öğrenebilir. Trakeotomi yapılan hastanın ilk günlerde günde 4-5 kez daha sonra günde 1-2 kez aspirasyon ihtiyacı olacaktır.


Yutma güçlüğü başladıysa nasıl besleniyoruz? 

Bulbar ALS de hastaların büyük çoğunluğunda yutma güçlüğü de ortaya çıkabilir. Beslenmesi bozulan hasta kilo kaybeder. Bu durumda  PEG (perkütan endoskobik gastrostomi) yapılır.  PEG  işlemi  yine küçük bir cerrahi işlemdir. Perkütan endoskobik gastrostomi- işlemi, endoskobik cerrahi ile, göbek cildinden mideye bir tüp yerleştirilmesidir. 15-20 dakikalık ağrısız bir işlemdir.

Trakeotomi ve PEG işlemi ayrı ayrı veya birlikte yapılabilir. Bütün problem, hastanın buna psikolojik açıdan hazırlanmasıdır.

Notlar:
Trakeotomi, konuşmaya engel oluşturmaz
PEG yapılmış hasta, ağızdan beslenmeye, tat duyusunun keyfini sürdürmeye devam edebilir.
Kan gazları tetkiklerde Oksijen seviyesi düşük ise, gündüzleri uyuklama mevcut ise, geceleri uyku bozuklukları ve kabuslar var ise bunlar,  kanda karbondioksit seviyesinin arttığını gösterir. Nefes alırken burun kanatları da açılıp kapanıyor ise oksijen yetmiyor demektir. Bu dönemde en çok görülen problem pnömoni (zatüre) hastalığıdır. ALS de pnömoni tedavisi mutlaka hastanede yapılmalıdır. Trakeotominin pnömoni riskini azalttığı bilinmektedir.

Trakeostomi sonrasında bir yardımcı, hasta yakını, bakım veren, hasta bakıcı gerekebilir. Trakeostomi sonrasında öksürükle çıkarılamayan balgam ve trake temizliği için günde birkaç kez aspirasyon sondası ile aspirasyon yapmak gerekebilir. Aylık veya 5-6 ayda bir trakeostomi kanülü değişimi gerekebilir. 
Bazı hastalar, olunum cihazı ile nefes almaya devam edebilir. Bazı hastalarda solunu cihazı olmadan nefes almaya devam edebilir. ALS hastalığı ilerleyici bir hastalık olduğu için kişie göre değişiyor. 
Trakeostomi bakımı ve aspirasyon konusunda genellikle hastanede eğitim veriliyor. 

Derleme: Dr Alper Kaya 
Not: Bu blogun yazarı Dr Alper Kaya, 2004 yılından beri trakeotomi ile ventilatöre bağlı yaşamaktadır. 

10 Mayıs 2022 Salı

Bulber ALS, spontan solunum ve BIPAP kullanımı


Her sorunun cevabı her hastaya göre değişiyor.

BIPAP (Bilevel Pozitif airway pressure), Türkçesi, iki seviyeli pozitif havayolu basıncı.

Bulbus, Türkçesi soğancık. Beyin ile omurilik arasında bir bölgededir. Yaşamsal bir merkezdir.

Solunum kaslarını, yutma ve konuşma kaslarını kontrol eden bir bölge bulbusta yer alır. Bu bölge bulber ALS türünde erken dönemde tutulur. Bu nedenle Bulber tutulumlu ALS hastalarında solunum, konuşma, yutma güçlüğü benzer zamanlarda ortaya çıkar.

Solunum istemli ve otomatik olarak kontrol edilir. İstemli solunum, örneğin nefesini tutmak, balon şişirmek veya derin nefes almak gibi eylemler için kullanılıyor. Fakat uyku sırasında bu eylemleri biz kontrol edemiyoruz. Otomatik solunum 24 saat sürekli solunumu kontrol ediyor. Kanda co2 yüksekliğine göre ve enerji harcama miktarına göre solunum hızı ve derinliğini kontrol eder. Buna spontan solunum deniyor. Bulbus bölgesinden kontrol edilir.

Eğer spontan solunumu kontrol eden merkez henüz tutulmadıysa ancak diyafram kaslarını kontrol eden bölge tutuldu ise, ortaya çıkan solunum güçlüğü için BIPAP cihazı yeterlidir.

Eğer spontan solunum merkezi tutulduysa özellikle gece uyku sırasında solunum durması (apne) oluşur. Bu durumda uyku sorunu başlar, sık sık uyanma ve nefes darlığı olur. Bu durumda BIPAP cihazı yetersiz kalıyor. BIPAP S/t cihaz bu durumda faydalı olur. (S=Spontan T=Trigger) 

Spontan solunum duraksadığında cihaz bir süre otomatik solunum olup olmadığını bekler. Bir süre sonra tetikleme sistemi devreye girer ve solunum yaptırır. Böylece hasta uyanmadan nefes almaya devam eder. Oksimetre değerleri de düşmez. 

Maske ile Bipap kullanmak

BIPAP, BIPAP S/t, avaps gibi modları olan solunum cihazları maske ile kullanılıyor. Yüz ve burunu kaplayan maskeler veya sadece burun deliğinden hava veren maskeler mevcuttur. Ayrıca bazı hastalarda ağız aparatı ile kullanılabilir.

Uzun süreli maske kullanmanın da zaman içinde yan etkileri olabiliyor. Yüzde, yanak ve burunda bası yarası yapabilir. Konuşması henüz etkilenmemiş hastalarda maske kullanımı ile konuşma kalitesi bozulabilir.

ALS hastaları için önemli olan diğer önemli ihtiyaç da öksürükle solunum yolunda birikmiş balgamı çıkartabilmektir.

Öksürük ve balgam temizliği

Normalde burundan nefes alma sayesinde solunum havası nemlendirilir. Solunum yollarında mevcut olan silia denilen tüyler ve üretilen mukus birlikte solunum yolunu temizler. Solunum cihazı kullanan hastalarda Kuru hava nedeniyle bu temizleme eylemi yeterince yapılamaz. Biriken balgamın belli bir basınçla öksürerek atılması gerekiyor. Oysa diyafram güçsüzlüğü nedeniyle yeterli basınç sağlanamadığı için öksürük yetersiz kalıyor. Boğulma hissi bu nedenle oluşuyor.

Bu durumda Öksürük yardımcısı cihazlar devreye giriyor (Türkiye’de sgk kapsamında değildir)

Ancak öksürük yardımcısı (Cough assist) cihazlar ortalama 6 ay faydalı oluyor.

Daha sonraki dönemde ise hareketsiz kalan balgam ortamında enfeksiyon başlıyor. Pnömoni -zatürre- riski çok yüksek oluyor.

Bulber ALS hastalarında yutma güçlüğü de bu belirtilerle benzer zamanda ortaya çıkıyor.

Yutma güçlüğü 2 sorunu da beraberinde getiriyor.

Beslenme yetersizliği sıvı ve gıda artıklarının soluk borusuna ve oradan akciğere kaçmasına neden oluyor. Normalde yutma sırasında yemek borusu yolunu açan ve soluk borusunu kapatan bir kapakçık vardır. Buna epiglottis denir. Bu kapakçığı kontrol eden kaslar da bulbus bölgesinden yönetilir.

ALS hastalarında yutma güçlüğü, özellikle su kıvamındaki akışkan sıvıları içerken belirti vermeye başlar. Bunun nedeni, Epiglottis kapakçığının sızdırması ve sıvının yemek borusu yerine soluk borusuna sızmasıdır. Bu nedenle başlangıç döneminde daha kıvamlı içecekler daha kolay yutulur. Sıvı koyulaştırıcı Liquid thickener gibi ürünler bu durumdaki yutma güçlüğünde bir süre çözüm olabilir.

Ancak ALS hastalığı ilerleyici bir hastalıktır.

Yukarıda anlatılan sorunlar ve çözümleri, ortalama 1 yıl kadar çözüm sunar.

Öksürükle çıkarılamayan balgam sorunumuza, kalıcı çözüm, trakea aspirasyonudur. Bunun için bugüne kadar bulunmuş en etkili yöntem trakeostomi ameliyatıdır.

Aynı şekilde, yutma güçlüğü başladığında koyu kıvamlı gıdalar, burundan mideye beslenme Sondası (Nazogastrik sonda) gibi geçici ve birkaç aylık çözümler olsa da bilinen en etkili çözüm PEG (Perkütan endoskopik gastrostomi) yöntemidir.

Avrupa, İngiltere, Amerika ve tıbbi etik konuların yasal düzenlemelerle hukuki yaptırımlara dönüştürüldüğü ülkelerde, Non-invaziv Solunum (maske ile solunum) desteği, yaşam kalitesini bir süre daha yükseltmek için ortaya konulmuş bir seçenektir.

Non-invaziv solunum, ALS hastalığında sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.

Ülkemizde etik konuların henüz hukuki bağlayıcılığı yoktur. Bu nedenle Non-invaziv solunum desteğini durdurma hakkı yoktur. Sonuçta her durumda doktor, hastayı hayatta tutmak için elinde bulunan tüm tıbbi girişimleri yapmak zorundadır.

Peg ve trakeostomi ameliyatının ne zaman uygulanacağına dair algoritmalar, uzman tarafından değerlendirilir. Bu algoritmalar zaman içinde pratik parametreler olarak güncellenmektedir.

Sağlıklı olmaktan daha önemlisi, yaşam kalitesidir.

Palyatif bakım uzmanlarının dediği gibi:

"Yaşama yıllar katmak değil, yıllara yaşam katmak"

Alper Kaya

10.05.2022

30 Eylül 2021 Perşembe

Bulber ALS nedir?

Bulber başlangıçlı ALS de önceleri, beyin-omurilik sisteminin "bulbus " adı verilen (Türkçesi soğancık) bölgesinin kontrol ettiği fonksiyonlar bozuluyor. Bunlar, solunum kasları, dil kasları, çiğneme kasları ve yutak kasları ile ilgili fonksiyonlardır.

Solunum merkezi ve özellikle diyafram adelesinin otomatik solunum yapmasını sağlayan sinirlerin merkezi de bulbus bölgesinde yer alır. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının solunum problemi olmasının nedeni budur. Bulber başlangıçlı ALS hastalarında dilde peltekleşme, yavaş konuşma ve yutma güçlüğü ve solunum güçlüğü problemleri erken bulgu olarak karşımıza çıkıyor. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının yürüme ve el becerileri nisbeten daha uzun süre sağlam kalıyor.

Limb başlangıçlı (Spinal ALS) formunda ise önce ayaklar, bacaklar, eller ve kollarda güç kaybı belirgin oluyor. Bu tür ALS de solunum, yutma ve konuşma daha sonra etkileniyor.

Sonuçta hangi fonksiyon önce bozulur ise ona yönelik çözümler bulmak gerekiyor.

Bulbar ALS de hastaların büyük çoğunluğunda yutma güçlüğü de ortaya çıkabilir. Beslenmesi bozulan hasta kilo kaybeder. Bu durumda PEG (perkütan endoskobik gastrostomi) yapılır. PEG işlemi yine küçük bir cerrahi işlemdir. Perkütan endoskobik gastrostomi- işlemi, endoskobik cerrahi ile, göbek cildinden mideye bir tüp yerleştirilmesidir. 15-20 dakikalık ağrısız bir işlemdir.

Trakeotomi ve PEG işlemi ayrı ayrı veya birlikte yapılabilir. Bütün problem, hastanın buna psikolojik açıdan hazırlanmasıdır.

Notlar:

Trakeotomi, konuşmaya engel oluşturmaz

PEG yapılmış hasta, ağızdan beslenmeye, tat duyusunun keyfini sürdürmeye devam edebilir.

Kan gazları tetkiklerde Oksijen seviyesi düşük ise, gündüzleri uyuklama mevcut ise, geceleri uyku bozuklukları ve kabuslar var ise bunlar, kanda karbondioksit seviyesinin arttığını gösterir. Nefes alırken burun kanatları da açılıp kapanıyor ise oksijen yetmiyor demektir. Bu dönemde en çok görülen problem pnömoni (zatüre) hastalığıdır. ALS de pnömoni tedavisi mutlaka hastanede yapılmalıdır. Trakeotominin pnömoni riskini azalttığı bilinmektedir.

Solunum güçlüğü başlamasa da kandaki Oksijen seviyesi düşük ise, bu durumda Sinir hücrelerinin de oksijenlenmesi bozulacağı için hastalığın gidişatı hızlanacaktır. Bu nedenle Solunum desteği vermek önemlidir.

Not: Solunum desteği derken ALS için çok önemli bir konuyu belirtmekte fayda var. ALS li hastaya maske ile Oksijen vermek tehlikelidir. Ambu veya solunum cihazı desteği ile verilebilir. Acil servislerde bu hata ne yazık ki yapılmaktadır.

Yutma güçlüğü başladıysa öncelikle su içerken zorlanır. Daha koyu kıvamlı içecekler daha rahat yutulur. Sıvı koyulaştırıcı ürünler var.

Kilo kaybı varsa gastroenteroloji uzmanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı 3 ayda bir takip öneriliyor.

26 Ocak 2019 Cumartesi

SOLUNUM, YUTMA GÜÇLÜĞÜ, BESLENME , ZATÜRE YOĞUN BAKIM HAKKINDA

ALS hastalığında süreç yönetimi çok önemlidir. Multidisipliner (birçok branştan uzman) yaklaşımı olmayan bizim gibi ülkelerde bu sorunlar yaşanıyor ve yaşanacak gibi görünüyor.
ALS hastalarında diyafram güçsüzlüğü başladığında en çok görülen durum Zatüre (Pnömoni) riski. Bu nedenle hastalar acil veya yoğun bakıma yatırılır.
Diyafram güçsüzlüğü ilerleyicidir. ALS hastalığında sorun o2 azlığı değil co2 yüksekligidir. Yani burundan oksijen vermek o2 satürasyonu yükseltmez.
Nefes darlığı nedeniyle acil servise giden ve Oksijen verilen hastalarımız daha eve varmadan yeniden nefes darlığı yaşıyor. Çünkü burundan verilen oksijen, co2 seviyesni düşürmüyor. Nefes almamız gerektiğini solunum merkezine bildiren, co2 yüksekligidir. Diyafram güçsüzlüğü başladığında yeterli O2/co2 değişimi yapılamaz. Bu nedenle pozitif basınçla solunum desteği vermek gerekiyor.

Diyafram güçsüzlüğü başladığında solunum yollarında biriken balgam öksürükle çıkarılamaz. Zatüre riski bu yüzden yüksektir.

Zatüre, akciğerde o2/co2 değişimi kapasitesini bozar. Solunum güçlüğü, nefes darlığı başlar. Ateş yüksektir, nabız sayısı ve solunum sayısı artar. Bu hastalar mecburen yoğun bakıma yatırılır. Önce entübasyon tüpü (ağızdan soluk borusuna tüp) yerleştirilir. Pozitif basınçla (mekanik ventilatör) akciğerlere hava verilir. Enfeksiyon için yoğun antibiyotik tedavisi yapılır. Kan gazları ölçülür. Enfeksiyon takip edilir.
ALS hastalığı değil, zatüre tedavi edilmiş olur.

Hastalığın ilerleyici olması nedeniyle genellikle tekrar zatüre riskine önlem olarak trakeostomi ameliyatı yapılır. Öksüremeyen veya zayıf öksüren hastada tekrar zatüre olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle trakeostomi kanülü balgam temizliği için kolaylık sağlamaktadır. Aspiratör cihazı ile balgam temizliği yapılabilir.

Zatüre iyileşince bazı hastalar solunum cihazına gerek duymayabilir. Bazı hastalar solunum cihazından bir süre ayrı kalabiliyor. Bu, hastanın diyafram adelesinin durumuna bağlıdır kişiye göre değişir.

Trakeostomi ameliyatı öncesinde konuşması anlaşılır seviyede olan hasta trakeostomi sonrasında da konuşabilir. Ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde diğer kaslarda güçsüzlük olacağı gibi konuşmayı sağlayan kaslarda da güçsüzlük olabilir.

Konuşma için özel bir konuşma kanülü şart değildir. Trakeostomi balonu indirince hasta konuşabiliyorsa günlük pratik sonrasında konuşma kanülü veya konuşma valfi kullanabilir. Ancak ALS hastalarında yutma güçlüğü başladıysa konuşma kanülü çok etkili olmuyor.

Trakeostomi (Perkütan trakeostomi) geri dönüşü olan bir ameliyattır.
Peg konusunda: Zatürenin diğer bir nedeni de yutma güçlüğü olan hastalarda gıda artıklarının soluk borusuna kaçmasıdır. Yutma güçlüğü özellikle su içerken gıcık hissi, öksürük, öğürme gibi belirtilerle başlar. Bu durumdaki ALS hastalarında hem beslenme bozukluğu hem de zatüre riski nedeniyle peg (Perkütan endoskobik gastrostomi) ameliyatı erken dönemde öneriliyor.
Peg ameliyatı da geri dönüşü olan bir ameliyattır.
ALS hastaları, solunum ve beslenme desteği ile uzun yıllar yaşayabilirler.

Şifalar diliyorum

18 Aralık 2017 Pazartesi

ALS hastalığında koku ve tat bozukluğu


Bulber ALS tipinde hastalarda koku ve tat duyusunda değişiklik görülebilir. Bazı hastalar ağzında değişik tat veya olmayan bir kokuyu duyduklarını ifade etmektedir. Tıbbi olarak parosmia ve phantosmia adı verilen koku alma bozukluğu tdp43 patolojisi olan hastalarda daha sık görülmektedir. Olfactory (koku sinirinde) tutulum olduğu tahmin edilmektedir.


Kaynak:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27497596
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25933387
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24131749