Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
civa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
civa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2025 Perşembe

Civa ve ALS riski

Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) Hastalığı Olan ve Olmayan Kişilerde Deniz Ürünleri Tüketimi ve Diş Amalgam Dolgularından Kaynaklanan Cıva Maruziyetinin Karşılaştırılması: Uluslararası Çevrimiçi Bir Vaka-Kontrol Çalışması

Civa gibi toksik metallere maruz kalmanın amiyotrofik lateral skleroz (ALS) için risk faktörü olduğu ileri sürülmüştür. İnsanlarda cıva alımı genellikle deniz ürünleri tüketimi veya cıva içeren amalgam diş restorasyonları ('cıva dolguları') yoluyla gerçekleşir. Bu nedenle, 401 ALS ve 452 ALS olmayan katılımcıda bu kaynaklardan gelen cıva maruziyetlerini, katılımcılara ne sıklıkla deniz ürünleri yediklerini ve en sevdikleri deniz ürünü türlerinin ne olduğunu soran uluslararası olarak erişilebilir bir çevrimiçi anket kullanarak karşılaştırdık. Katılımcılardan ayrıca mevcut veya eski cıva dolgularının sayısını kaydetmeleri istendi. ALS ve ALS olmayan katılımcılar deniz ürünleri tüketim sıklıkları veya en sevdikleri deniz ürünlerinden aldıkları aylık cıva miktarı açısından farklılık göstermedi. Her iki grupta da mevcut ve eski cıva dolgularının sayıları benzerdi. Sonuç olarak, bu çalışma deniz ürünleri yemekten veya cıva diş dolgularından kaynaklanan cıva maruziyetinin ALS geliştirme riskiyle ilişkili olduğuna dair bir kanıt bulamadı. Bu nedenle, cıva ALS'nin patogenezinde rol oynuyorsa, çevrede veya işyerinde cıvaya maruz kalmanın diğer kaynakları dikkate alınmalıdır. Alternatif olarak, genetik veya epigenetik varyasyonlar, çoklu toksik metal etkileşimleri veya selenyum eksikliği gibi ALS'de cıva toksisitesine karşı bir duyarlılık mevcut olabilir.

19 Aralık 2018 Çarşamba

Amalgam dolgu hakkında basın açıklaması

BASIN AÇIKLAMASI: `AMALGAM` BÜTÜN DÜNYADA KABUL GÖREN VE GÜVENLE KULLANILAN BİR RESTORASYON MATERYALİDİR

"AMALGAM”BÜTÜN DÜNYADA KABUL GÖREN VE GÜVENLE KULLANILAN
BİR RESTORASYON MATERYALİDİR
Son günlerde ÜLKE TV adlı medya kuruluşunda dişhekimliğinde kullanılan “Amalgam” restorasyon materyali ile ilgili yanlı ve haksız bir tartışma yürütülmektedir. Amalgam restorasyonların insan sağlığına zararlı olduğu konusunda ısrarla dile getirilen bu görüşlere cevaben,  Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) ve Amerikan Dişhekimleri Birliği’nin (ADA) son bilimsel raporlarını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) 2011 Bildirisi  ve Amerikan Dişhekimleri Birliği’nin (ADA) Aralık 2010 Raporu’nun  Ortak Sonuçları
·         Dental amalgam, güvenilir ve efektif  (etkili, işe yarar) bir restoratif materyaldir.
·         Mekanik direnci yüksek, kenar adaptasyonu ve uzun süreli kalıcılığı ile geniş okluzal diş yüzeylerinin restorasyonu için çok uygundur.
·         6 yaş ve daha büyüklerde, dental amalgam ile sağlık açısından oluşan yan etkiler arasında nedensel bir ilişki kurulamamıştır. Ayrıca 2 araştırmada, 6 yaş ve daha büyüklerde, amalgamın kullanımı ile ilişkili olarak herhangi bir nörolojik ve böbrek sorunu bulunamamıştır.
·         Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bilimsel araştırmalara dayanarak dental amalgamdan açığa çıkan civa buharının 6 yaş ve daha yaşlı bireylerde civa ile ilişkilendirilebilecek yan etkiye neden olmadığına karar vermiştir.
·         Dental amalgam ile 6 yaş altı çocuklarda oluşan civa günlük dozu, günlük tahmini oluşan dozdan daha düşüktür.
·         Dental amalgamdan oluşan annenin sütündeki civa buharının bebek için bir risk oluşturmadığına karar vermiştir.
·         Bilimsel kanıta dayalı çalışmalar Dental amalgamın sağlık için güvenli olduğunu oraya koymaktadır.
Amalgam konusunda dile getirilen olumsuz görüşler, toplumun ağız ve diş sağlığı sorunlarını çözmeye yardımcı olmadığı gibi bilakis toplumun çeşitli kesimlerinden gelen tepkilerden anlaşıldığı üzere tedirginlik yaratmakta ve soru işaretlerine neden olmaktadır.
Birliğimize ulaşan haklı tepkilere tercüman olmak ve kamuoyunun aydınlatılmasını sağlamak üzere; yukarıda adı geçen yayın kuruluşunda yayınlanacak bir programa konuk olma yönündeki talebimiz, maalesef program yetkilileri tarafından dikkate alınmamıştır. Bu durum objektif yayın ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu talebe duyarsız kalınması ve olumsuz eleştiriler, Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odaları adına üzüntü vericidir. Türk Dişhekimleri Birliği konunun hukuki boyutta takipçisi olacaktır.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; “Amalgam” bütün dünyada kabul gören bir restorasyon  materyalidir. Dünyada ve ülkemizde de meslektaşlarımız tarafından hasta tedavisinde güvenle kullanılmaktadır. Günümüzde dental amalgamın yerine kullanılabilecek alternatif bir restorasyon materyali yoktur.
Kamuoyunun dikkatine sunarız.
Saygılarımla,Prof.Dr.Taner YÜCELTürk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı

14 Aralık 2018 Cuma

Amalgam dolgular, ağır metaller ve ALS

ALS hastalığında ağır metal ilişkisi son 30 yılda çok tartışıldı. Benim anladığım kadarıyla ağır metal veya eser elementler olarak bilinen elementler bir kısım ALS hastasında kan seviyesi yüksek veya alçak olabiliyor. Böyle bir ALS hastası ağır metal temizliği tedavisi (Şelasyon) yapılsa bile ALS hastalığı durmuyor. Örneğin diş dolgusu amalgam dolguların temizlenmesi, diğer ağır metallerin vücuttan atılımını kolaylaştıracak tedaviler sonucunda ALS hastalığı gidişatında bir değişiklik olmuyor. Yani bir örnek vermek gerekirse, ALS teşhisi almış ve dişlerinde amalgam (civa+gümüş alaşımı) olan hastalar dişlerin hepsini çektirseler de ALS iyi olmuyor.

Burada sorulacak soru, ağır metal nedeniyle tetiklenmiş bir hastalık mı var yoksa hastalık nedeniyle ağır metal dengesi mi bozuluyor?

ALS, ağır metal zehirlenmeleri ve şelasyon
Şelasyon tedavisi, ağır metal zehirlenmesinin başlıca tedavisidir. Kullanılan bağlayıcı madde, hastanın maruz kaldığı metal türüne bağlıdır. Örneğin kurşun zehirlenmesinde Dimercaptosüksinik asit (DMSA) ve Etilen diamin tetraasetik asit (EDTA), arsenik ve civa zehirlenmesinde Dimercapto-propan sülfonat (DMPS) kullanılır.

ALS Hastalarında Kullanım
Uzun yıllar boyunca yapılan yoğun çalışmalara rağmen, ağır metal toksisitesinin ALS'ye neden olabileceğine dair tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. Şelasyon terapisinin ALS tedavisi için yararlı olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmaması şaşırtıcı değildir. Aslında, aksini gösteren kanıtlar vardır. Bir vaka raporunda, yükselmiş cıva kan seviyesi ve büyük miktarda cıva atılımı olan ve DMSA ile şelasyon tedavisine cevap vermeyen bir ALS hastasını tarif etmiştir. Diğer bir olgu sunumunda, içme suyundan kronik kurşun zehirlenmesinin belirlenmesiyle bulber başlangıçlı ALS geliştiren bir hasta tanımlanmıştır. Yine DSMA ile tedavi altı ay boyunca uygulandı ve klinik seyri etkilemedi. Son olarak, ALS veya SMA'lı 53 hastaya ve bir kontrol grubuna DMSA uygulanan bir çalışma, 2 grup arasında kurşun ve cıvanın idrar boşaltımında bir fark göstermedi . İnternet araştırılması, şelasyon tedavisinden fayda görmeyen hastaların birçok kişisel raporunu ortaya çıkarmaktadır.
Demir metabolizmasının ALS patogenezinde etkili olduğu bildiriliyor.
Riskler
Şelasyon genellikle düzgün bir şekilde kullanıldığında güvenli bir tedavi olduğu düşünülmektedir. Kalsiyum EDTA yerine sodyum EDTA kullanılması, en az 3 hastada ölüme neden olan şiddetli hipokalsemi ile sonuçlanmıştır. Diğer bir rapor edilen yan etki potansiyel böbrek hasarını yansıtan yüksek kreatinindir

Amalgam dolgu hakkında basın açıklaması 

22 Aralık 2016 Perşembe

ALS, ağır metal zehirlenmeleri ve şelasyon

Şelasyon tedavisi, ağır metal zehirlenmesinin başlıca tedavisidir. Kullanılan  bağlayıcı madde, hastanın maruz kaldığı metal türüne bağlıdır. Örneğin kurşun zehirlenmesinde Dimercaptosüksinik asit (DMSA) ve Etilen diamin tetraasetik asit (EDTA), arsenik ve civa zehirlenmesinde Dimercapto-propan sülfonat (DMPS) kullanılır.

ALS Hastalarında Kullanım
Uzun yıllar boyunca yapılan yoğun çalışmalara rağmen, ağır metal toksisitesinin ALS'ye neden olabileceğine dair tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. Şelasyon terapisinin ALS tedavisi için yararlı olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmaması şaşırtıcı değildir. Aslında, aksini gösteren kanıtlar vardır. Bir vaka raporunda, yükselmiş cıva kan seviyesi ve büyük miktarda cıva atılımı olan ve DMSA ile şelasyon tedavisine cevap vermeyen bir ALS hastasını tarif etmiştir. Diğer bir olgu sunumunda, içme suyundan kronik kurşun zehirlenmesinin belirlenmesiyle bulber başlangıçlı ALS geliştiren bir hasta tanımlanmıştır. Yine DSMA ile tedavi altı ay boyunca uygulandı ve klinik seyri etkilemedi. Son olarak, ALS veya SMA'lı 53 hastaya ve bir kontrol grubuna DMSA uygulanan bir çalışma, 2 grup arasında kurşun ve cıvanın idrar boşaltımında bir fark göstermedi . İnternet araştırılması, şelasyon tedavisinden fayda görmeyen hastaların birçok kişisel raporunu ortaya çıkarmaktadır.
Demir metabolizmasının ALS patogenezinde etkili olduğu bildiriliyor.
Riskler
Şelasyon genellikle düzgün bir şekilde kullanıldığında güvenli bir tedavi olduğu düşünülmektedir. Kalsiyum EDTA yerine sodyum EDTA kullanılması, en az 3 hastada ölüme neden olan şiddetli hipokalsemi ile sonuçlanmıştır. Diğer bir rapor edilen yan etki potansiyel böbrek hasarını yansıtan yüksek kreatinindir.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4712627/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17719172
http://www.tandfonline.com/doi/pdf/10.3109/17482960903342489?needAccess=true
Not: Healing of Amyotrophic Lateral Sclerosis: A Case Report https://www.karger.com/Article/FullText/477397