Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Nazlı Başak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazlı Başak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2022 Perşembe

Amyotrofik lateral sklerozda 6.500 tam genom dizisinin yapısal varyasyon analizi

Amyotrofik lateral sklerozda 6.500 tam genom dizisinin yapısal varyasyon analizi

Amyotrofik lateral skleroz (ALS), ağırlıklı olarak motor nöronların nörodejeneratif bir hastalığıdır. Hastalık uzuvların, gövdenin, diyaframın ve bulbar kasların ilerleyici zayıflığı ile karakterizedir ve tipik olarak 3 yıl içinde solunum yetmezliğinden ölüm meydana gelir. Kötü prognoza rağmen, hayatta kalma oranında önemli farklılıklar vardır ve ALS'li kişilerin %10'u ilk semptomlardan itibaren 8 yıldan fazla yaşar.

İnsanların yaklaşık %25'inde ilk semptom konuşma veya yutma güçlüğüdür ve geri kalanların neredeyse tamamında uzuv zayıflığıdır. Bununla birlikte, insanların yaklaşık %1 ila %2'si diyafragma zayıflığı ve erken solunum yetmezliği ile başlar. Daha büyük ALS riskine yatkınlık oluşturmadan belirli bir başlangıç ​​bölgesine yatkınlık sağlayan hiçbir gen varyantı bulunmamıştır. Örneğin, ALS'nin bir nedeni olan C9orf72 genindeki patolojik hekzanükleotit genişlemesi, bulbar başlangıç ​​riskini artırır. Solunumla başlayan ALS'nin ayrı bir alt grubu temsil etme olasılığı, erken diyafram tutulumuna rağmen, hastalık ilerlemesinin bazı durumlarda şaşırtıcı derecede yavaş olduğu gözlemiyle desteklenmektedir.

Amyotrofik lateral skleroz (ALS) riskine, %60'a varan kalıtsal  bir genetik katkı vardır. Hem Mendel hem de küçük etkili varyantlar tanımlanmıştır, ancak diğer koşullarla ortak olarak, bu tür varyantlar kalıtsallığın yalnızca çok az bir kısmını açıklar. Genomik yapısal varyasyon, açıklanamayan bu kalıtsallığın bir kısmını açıklayabilir. Bu nedenle, bir dizi 25 ALS genindeki yapısal varyasyon ile ALS riski ve fenotipi arasındaki ilişkiyi araştırdık. Beklendiği gibi, C9orf72 genindeki tekrar genişlemesi ALS ile ilişkili olarak tanımlandı. ALS ile ilişkili diğer iki yapısal varyant tanımlandı: VCP geninde inversiyon ve ERBB4 geninde insersiyon. Her üç varyant, hem artan ALS riski hem de spesifik fenotipik hastalık ekspresyon paternleri ile ilişkilendirildi. Solunumla başlayan ALS'si olan kişilerin %70'inden fazlası, genel popülasyonun %25'ine kıyasla ERBB4 eklenmesini barındırmaktadır, bu da solunumla başlayan ALS'nin ayrı bir genetik alt tip olabileceğini düşündürmektedir.

https://www.nature.com/articles/s41525-021-00267-9

16 Kasım 2018 Cuma

ALS TV 15 Kasım: ALS hastalığının genetiği, Moleküler Biyolojisi ve ülkemizdeki çalışmalar



ALS hastalığının genetiği, Moleküler Biyolojisi ve ülkemizdeki çalışmalar Konuğumuz Prof. A. Nazlı Başak, Ph.D. Koç University School of Medicine Molecular Biology and Genetics- KUTTAM Suna and Inan Kıraç Foundation Neurodegeneration Research Laboratory Bizi izlemeye devam edin! https://www.als.org.tr/ Bizi izleyin, anahtar sözcükleri kaçırmayın! Yayın sonunda Anahtar sözcükleri alstv@als.org.tr adresine gönderin tişört kazanın! ALS-MNH DERNEĞİ MERKEZ 7-8. Kısım villalar karşısı, Afet yönetim merkezi arkası 34158 ATAKÖY İSTANBUL TURKEY Tel: +90 (212) 559 59 19 ; +90 (212) 559 50 55 Fax: +90 (212) 559 44 84 E-mail: bilgi@als.org.tr İZMİR ŞUBESİ Huzur Mahallesi Mandalinlik Sokak Orkide Apt. No: 21 D: Z-1 35320 NARLIDERE – İZMİR Tel: +90 (232) 238 02 03 Fax: +90 (232) 238 02 03 E-mail: izmir@als.org.tr

19 Ocak 2015 Pazartesi

Hastalarımızın dikkatine! Gen araştırması için çağrı!


Prof. Dr. Nazlı Başak hocamızın Boğaziçi Üniversitesi'nde yürüttüğü ALS hastalarında gen araştırması çalışması için kan örneği gönderebilirsiniz.
EDTA’lı tüpe  yaklaşık 8-10 cc kan aldırıp, aşağıdaki adrese yurtiçi kargo ile ya da elden iletebilirsiniz.
Kan alınırken aç ya da tok olmak önemli değildir. Her iki durumda da kan alınabilir.
Kan alındıktan sonra tüpün kırılmayacak bir şekilde paketlenmesi önemlidir, transport esnasında buza gerek yoktur
Araştırma kapsamında yapılacak olan bu çalışmadan ücret alınmayacaktır, 

B.Ü Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü,
Prof Dr. A. Nazlı Başak,
34342 Bebek - İstanbul

* EDTA’ lı kan tüplerinden 10 cc’lik, 2 ya da 5 cc’likler kullanılabilir, gönderilecek kan miktarı yaklaşık 10 cc olmalıdır.
* Kan tüpü ve bilgi formu talebi için 02125595919 no'lu telefondan derneğimizi arayabilir, ya da bilgi@als.org.tr adresine mail yoluyla ulaşabilirsiniz.
Sonuçları, hastanın isteğine bağlı olarak kendilerine bildirilecektir.

3 Eylül 2014 Çarşamba

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ NDAL LABORATUVARI EKİBİ ALS İÇİN MEYDAN OKUYOR

  ALS hastası Suna Kıraç ile eşinin kurduğu Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın desteğiyle faaliyetlerini sürdüren NDAL, Türkiye’nin ilk ve tek ALS hastalığını araştırma merkezi. NDAL direktörü Prof. Dr. Nazlı Başak, Türkiye’yi genetik çeşitliliği nedeniyle “define sandığı” olarak niteliyor.

SUNA ve İnan Kıraç Vakfı, Nörodejeneratif Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı’nda (NDAL) Türkiye’deki yaklaşık 7 bin ALS (Amyotrofik lateral skleroz) hastasından, bugüne kadar 500’ü ve aileleri araştırıldı. Laboratuvarda Alzheimer, Parkinson, Huntington gibi diğer beyin ve sinir hastalıklarıyla ilgili çalışmalar da sürüyor. Dünyanın en saygın iki ALS araştırmacısı Prof. Dr. Robert Brown ile Prof. Dr. Jeffrey Macklis de danışmanlık yapıyor. ABD’de Harvard, Brown ve Umass, Avrupa’da Frankfurt, Milano ve Umea Üniversiteleri ile işbirliği içindeki laboratuvar birlikte çalışılmak istenen, güvenilir sonuçlar alan bir merkez.

KARMAŞIK BİR HASTALIK
Genetik bilimindeki tüm gelişmelere rağmen bilimin işi kolay değil. Çünkü ALS hastalığı tahminlerin de çok ötesinde karmaşık. Laboratuvarın direktörü Prof. Dr. Başak, “ALS’ye neden olan genler ve risk faktörleri beklediğimizden çok daha farklı hücresel işlevleri etkiliyor. Hastalığa neden olan mekanizmalar birçok. Üstelik bunlar bireyden bireye değişiyor. ALS, artık sadece motor nöronları değil, birçok sistemi tutan bir sendrom olarak biliniyor” diyor.
BAŞKA ÜLKEDE YOK
1998’den beri ALS ile ilgili çalışan Prof. Dr. Başak, yaklaşık 20 araştırmacının çalıştığı laboratuvarın uluslararası arenada da söz sahibi olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor: “Bize gelen örneklerin başka hiçbir merkezde olmadığını düşünüyorum. Biz de hastalığa genetik ve genomiğin penceresinden bakıyoruz. Bizde yeni ALS geni çıkmadı, ama çok yakında bulunacaktır.”
TEK BİR MUCİZE İLAÇ OLMAYACAK
ALS ile ilgili gelişmeler Alzheimer, Parkinson, Huntington gibi henüz tedavisi bulunmayan hastalıkları da ilgilendiriyor. Bu hastalıklar sinir hücrelerini öldüyor. Dolasıyla birindeki hastalık mekanizmasını çözmek, hepsinde tedavi yolu açılabilecek. Amaç hastalık öncesinde ve gelişimi esnasında başlayan olumsuz moleküler ve değişimleri tanımlayarak hastalığa o aşamada gem vurabilmek. Prof. Dr. Başak, “Bu hastalıklar için tek bir mucize ilaç olmayacak. Bence ya bir kokteyl olacak ya da bireysel tedaviler gelişecek” diyor.
VİKİNGLERLE AKRABAYIZ
2001’DE ALS ile ilgili 1 ya da 2 gen biliniyordu. Son 3-4 yılda, yaklaşık 25 gen saptadı. Hem yerleşim hem de geçiş bölgesi olan Türkiye’de genetik çeşitlilik mevcut. Prof. Dr. Başak bunun önemini vurgulayıp, “Muğla’daki hastada saptanan ALS mutasyonu İsveç’teki hastalarda en sık görülen türle aynı. Genetik olarak Vikinglerle akrabayız” diyor. Prof. Dr. Başak şöyle devam ediyor: “Ailelerdeki sağlıklı kişilerin de genomlarını çalışıyoruz ki hastalığın nasıl geçtiğini anlayabilelim. Genç yaşta evlenme ve çok çocuk sahibi olma gibi faktörler nedeniyle nesilleri rahatlıkla geriye doğru takip edebiliyoruz.” Türkiye’de ALS sıklığını ve daha genç yaşta başlamasını etkileyen faktörlerden biri de akraba evlilikleri. Prof. Dr. Başak, aynı ailede 2-3 çocuğun ALS olduğunu gördüklerini ve bazı hastalarda ALS’ye yol açan birden fazla gene rastladıklarını söylüyor.

YAKALANMA RİSKİMİZ 500’DE BİR
ALS ve benzeri hastalıklar ‘yetim hastalık’lar kategorisinde. Büyük ilaç firmaları ALS araştırmalarına bütçe ayırmıyor. Her birimizin yaşamımız boyunca bu hastalığa yakalanma riskimiz 500’de 1. Bu aslında pek de düşük bir oran değil.
MEYDAN OKUYORUZ
LABORATUVARI Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın yanısıra Boğaziçi Üniversitesi Araştırma Fonu ve TUBİTAK fonları da destekliyor. Laboratuvarın, Vakıf ile 2005’te başlayan bir protokolü var. Prof. Dr. Başak, “Yıllardır ALS’ye meydan okuyoruz. 2 yılda bir Suna Kıraç Nörodejenerasyon Konferansları yapılıyor. Haziranda 5’incisi yapılacak toplantı en prestijli konferanslardan” diyor.
Kaynak: Hürriyet Gazetesi

23 Haziran 2014 Pazartesi

2014 ALS ve Nörodejeneratif Hastalıklar Konferansı


Suna Kıraç, hastalığı ile ülke tıbbına ve bilimine hizmet eden iş dünyamızın ünlü bir siması. Türkiye’de yaklaşık 5-6000 kişi bu hastalıkla yaşıyor. ALS/MND  adını taşıyan bu hastalık için yapılan yoğun çalışmalırn bir an önce tedavi aşamasına ulaşmasını diliyoruz.

Suna ve İnan Kıraç tarafından kurulan KIRAÇ  Vakfı 4.kez İstanbul’da dünyanın ALS ve nörodejeneratifhastalıklar alanındaki en ünlü bilim insanların katılımı ile üst düzey bir sempozyum düzenliyor. 4.konferas 12-14 Haziran 2014 tarihlerinde İstanbul’da Pera Müzesi salonlarında yapıldı. Nobel ödüllü Robert Horvitz, Harvard Üniversitesi’nde Jeffrey D. Macklis, Massachusetts Üniversitesi’nden Robert Brown. Oxford Üniversitesi’nden Kevin Talbot, Salk Üniversitesi’nden (San Diego) Ariel Levine konuşmacılar arasında idi.

    ALS ÜÇÜNCÜ SIRADA
    Bu seri konferanslar, Kıraç Vakfı’nın, Boğaziçi Üniversitesi, Harvard ve Massachusetts Üniversiteleri işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Kıraç Vakfı tarafından Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile kurulmuş olan Nörodejeneratif Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı’nın başında bulunan Prof. Nazlı Başak bu organizasyonlarda yetenekli öğrencileri ile birlikte baş rol oynuyor. Bu yılki konferansın adı “Motor Sistem: Gelişimden Nörodejenerasyona” idi.
    ALS ya da Motor Nöron hastalığı dünyada dejeneratif hastalıklar arasında üçüncü sırada bulunuyor. Omurilikteki ön boynuz da yer alan motor hücrelerin ölümü nedeni ile ilerleyici kas erimesi ile şekillenen, ayni zamanda hareketin birinci nöronu (piramidal yol) da dejenerasyonuna yol açan bu hastalığın insidansı (bir yılda görülen vaka sayısı) 2-3/ 100.000 kadardır.
    Dünyanın en ünlü ALS hastası İngiltere’de Cambridge Üniversite’nde bulunuyor. Stephen Hawking uzun yıllardır hareket etmeden, konuşmadan bilim üretmeyi sürdürüyor. Aktör David Niven ve besteci Şostakoviç ünlü ALS hastalarından . Amerikalılar ünlü beyzbol oyuncusu Lou Gehrig’in adını öne çıkararak bu hastalığa onun adını veriyorlar.
    Ben, Hawking’in bu adı çok daha fazla hak ettiği inancında olanlardanım.

    PLANLANMIŞ HÜCRE ÖLÜMÜNÜN ROLÜ
    Sempozyum Nobel ödüllü ünlü Robert Horvitz’ in konferansı ile başladı. Bu büyük bilim insanı çalışma ve araştırmaları, başlıca apoptosis (programlanmış hücre ölümü) olmakla birlikte matematik ve ekonomi alanlarına kadar uzanıyor. Mikroskopik yuvarlak kurtların (round worm), iplik kurtlarının (nematod) gelişim ve davranışları onun çalışmaları arasında. Horvitz’in araştırmaları insan biyolojisi ve hastalıklarında önemli moleküler genetik yolların, ayni zamanda hayvan gelişiminde normal bir olgu, apoptosisden sorumlu yolların tanımında bilgi sağladı.  Apoptosis, dejeneratif hastalıklarda sık sık gündeme gelen ve tartışılan bir konu. Apoptosiste önemli rol oynayan bir enzim olan CASPASE, konferanstaki bildirilerde yer alıyordu ve bu enzimin inhibe edilmesinin hücre ölümünü engellediği bildirildi. Bu olgu ile bağlantılı olarak statinlerin, servistatin ve simvastatinin bütün nöronlar üzerinde etkili olduğu ve aksın gelişiminde ve optik sinir rejenerasyonunda ol oynadığı ilginç bir bulgu olarak sunuldu.

TEK DEĞİL, BİR GRUP HASTALIK
Tüm konuşmacılar, ALS’nin heterojen bir hastalık olduğu, burada geniş bir spektrumun var olduğu ve aslında tek değl, bir grup hastalıktan söz etmenin daha doğru olacağında görüş birliği içindeydi. Bu hastalığın %10 kadarının genetik kaynaklı olduğu biliniyor. 1993 de SOD1 geni bulundu ve familyal ALS fALS, sporadik sALS den ayrıldı. O günden sonra tıpkı klinik tablo da (fenotip) olduğu gibi bu hastalığın genotipinde de heterojenitenin geçerli olduğu anlaşıldı. Bugün için familyal ALS den sorumlu bilinen 5 gen olduğu bildiriliyor.
Ancak Nazlı Başak bunların tüm familyal vakaların % 44’ünü oluşturduğunu, akson araştırmaları ile buna % 16 eklenebileceğini bildiriyor. Genetik geçişin dominant (başat) olduğu biliniyordu. Ama yeni genlerin bulunması ile familyal ALS’ler içinde resesive vakaların da olduğunu ve bunların daha genç başlangıçlı vakalar oldğunu öğreniyoruz. Çok sayıda semptom göstermeyen gen taşıycıları olduğu da anlaşılıyor.

    SİNİR KAYBININ NEDENLERİ
    Niçin nörodejenerasyon? Çok çeşitli teoriler ve risk faktörleri ileri sürülüyor. Bunlar: Toksik mekanizmalar, oksidatif hasar, protein agregasyonu, glutamat enksitoksitesi, mitokondri anomalisi, büyüme faktörlerinde yetersizlik, glial hücre patolojisi, bozulmuş RNA, ubukitin proteazom, multipl travma.
    Bunlar bazı kanıtlarla birlikte yıllardır öne sürülüyor. Bu alanın önde gelen otoritelerinden Boston Harvard’ın ünlü hastanesi MGH’den Massachusetts Üniversitesi’ne transfer olan Robert Brown diğer bazı sunucularla birlikte doğal gelişimdeki (development) ortaya çıkan bir kusurun ona eklenen faktörlerle birlikte motor nöron kaybına yol açabileceğini bildiriyor. Nörodejeneratif yıkım yerine bu gelişimdeki defektin yıllar sonra hücre kaybına yol açması, değişik konuşmacılar tarafından belirtildi. Telafi (kompensatuvar) mekanizmalarının yetersizliği de burada rol oynayabiliyor. Klinik özlemler atletik hiperaktivitenin, travmaların bu oluşumda rol oynayabileceğini gösteriyor ALS vakalarına ender olmayarak kognitive kusurlar ve Fronto Temporal demans eşlik ediyor.    

DR. HANDE ÖZDİNLER KATILAMADI
    Konferansa katılması beklenen ve hastalıkla ilgili özellikle piramidal yol (hareketin birinci nöronu) üzerinde önemli araştırmaları olan Hande Özdinler, yazık ki Amerika’dan gelip sunuşunu yapamadı.
    İstanbul’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Departmanı tarafından kurulan Nörodejeneratif Araştırma Laboratuvarı’nın direktörü Nazlı Başak bugüne kadar 440 ALS vakasını incelediklerini, bunlardan 101 tanesinin 71 aileden familyal ALS vakaları, 339’unun sporadik vakalar olduğunu, 30 ailede konvansiyonel metotlarla 10 ailede NGS (modern metodlarla) genetik çözüme ulaşıldığını, 5 major genin fALS’lerin % 42 sinde saptandığını bildiriyor.
    Türkiye’de bilinen tüm genetik çeşitlerin (etnik çeşitlilik) var olduğunu en sık görülen % 18,3 ile C 9 olduğunu, onu SOD1’in izlediği bilgilerini ekliyor.

    MUTLU EDECEK HABER YOK
    Hastalığın tedavisi ile ilgili, hastaları mutlu edecek bildiriler yoktu. Kök hücreden söz edilmedi. Sempozyum çok önemli çalışma ve araştırma sonuçlarını içeriyordu. Çok kaliteli bilimsel bir toplantı olduğu tartışma götürmez. Ancak dejeneratif hastalıklar büyük sırlar taşıyor ve tedavi şifa (cure) sonucuna varmak daha uzun süre çalışmaları gerektiriyor. Klinisyenler, nörologlar hastaları ile birlikte bu gerçeği kabul etmek ve temel bilimcilerin araştırma sonuçlarını izleyerek onlara en iyi bakım hizmetlerini sağlamak görevini yüklenmek durumunda bulunuyorlar.

Kaynak: 20.06.2014, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Eki, Sayı: 1422, sayfa: 9
Prof.  Dr. Coşkun Özdemir

6 Haziran 2014 Cuma

Joint Congress of European Neurology - 1 Haziran 2014, İstanbul



EFNS-ENS Joint Congress of European Neurology, Istanbul 2014
Istanbul, Turkey, May 31-June 3, 2014
http://efns2014.efns.org/
 
Prof. Dr. Nazlı Başak’ın Sunumu

Türkiye’deki ALS hastalığının belirgin genetik yapısı hakkında bilgi verdi. Son günlerde Türkiye’de ALS gen mutasyonunun birçok nüfusta kapsamlı olarak araştırıldığını, toplam 411 Türk ALS hastaları üzerinde yapılan çalışmada, bunlardan 66 ailede 96 fALS ve sALS vakalarındaki yaygın gen mutasyonu üzerinde çalışıldığını belirtti. Hastalardan SOD1 VE UBQLN2 gen mutasyonları için PCR yoluyla genetik özelliklerine göre bir grup oluşturulduğunu, C9orf72 PP-PCR için hastaların alt kümesi de ayrıca ekzon dizilemeyle karşı karşıya getirilmiş olduğunu ve SOD1-D906 mutasyonu taşıyan hastalara haplotip analizinin uygulandığını açıkladı.
Sonuç: SOD(12%), c9ORF72(%13.5) ve UBQ2N2 (%6) Türkiye’de gen mutasyonları Türkiye’de yaklaşık olarak %30 f ALS hastasına denk gelmektedir. Buna karşın şu an Türkiye’deki s ALS hastalarında hiçbir SOD1 mutasyonu bulunamamıştır; C9orf72 (%3.5)  ve UBQLN2(%0.7) mutasyonları yapılan kohort çalışmada s ALS hastalığının %42’sini oluşturmaktadır. Ekzon dizilimi, 4 ailede FUS, OPTN,SPG11 ve PLEKHG5 mutasyonlarını ortaya çıkarmıştır. Daha çok dominant ve çekinik pedigrilerde ortaya çıkan SOD1-D90A mutasyonları bu tip çalışmada, 3 Türk ailesinde çekinik karakter olarak görülmüştür.

Prof.Dr. Dimitrios Karussis’in Sunumu

Kemik İliğinde  Bulunan, Kendini Yenileme ve Farklılaşma Yeteneğine Sahip Yetişkin İnsan Kök  Hücreleri (MSC) ile Tedavi Edilen ALS Hastalarının Analizi: Faz I /II ve II A Klinik Deneme
Prof. Karussis, bu çalışmanın amacını, altyapısını, kullanılan metodu ve sonucu hakkında bilgi verdi.
Amaç: ALS hastalarındaki nörotrofik faktörlerin  (“MSC-NTF”) salgılanması için MSC hücreleri ile yapılan tedavinin güvenirliliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmek
Altyapı: Uygulanan gruba yapılan çalışma, değiştirilmemiş MSC hücrelerinin, IV/IT uygulamasıyla güvenilir olduğunu göstermiştir. MSC-NTF’nin nöroptotektif etkileri ALS gibi nörodejeneratif hastalıklarda çeşitli hayvan modellerinde ispatlanmıştır. Şu an 2 art arda olan klinik denemelerin ikincisi , bu hücrelerin ALS hastalarında güvenirliliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmek için gerçekleştirilmektedir.

Metodlar: MSC hücreleri Brainstorm’un Nur Own teknolojisi kullanılarak hastanın omuriliğinden alınmaktadır. Bu hücreler dışarıda çoğaltılarak, GDNF ve BDNF gibi nörotrofik faktörlerin salgılanması için uyarılmaktadır. Bu Otolog MSC-NTF hücreleri IM veya IT enjeksiyonları ile ALS hastalarına nakledilmektedir. Bütün hastalar, aylık olarak tedavi öncesi 3 ay ve nakil sonrası 6 ay izlenmektedir.

Sonuç: Kök hücre nakledilmiş hastaların 6 aylık izleniminde, tedavi ile ilgili ciddi hiçbir yan etki gözlemlenmemiştir. Klinik izlem sonucunda Klinik Değişim Oranında (ALSFRS) ve IT ile tedavi edilen hastaların 6 ay sonra solunum fonksiyonlarında (FVC) olumlu değişiklik ortaya çıkmıştır. Bu klinik deneme, intratekal veya kas içi MSC-NTF enjeksiyonunun güvenilir olduğunu, kliniksel yararlı etkilerin bazı belirtilerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada görülen güvenilir ve ön etkinlik sonuçları Brainstorm’un daha önceki Faz I/II deneme sonuçları ile birbirini tutmaktadır.  Bu iki çalışma toplam 26 ALS hastası Brainstorm’un kök hüce tedavisi görmüştür.
Prof. Karussis, şu an yapılan Faz II a denemesinde olan 14 hastadan ilk 10 hasta için analiz sonuçlarını sundu. Sonraki 4 hastanın analiz sonuçları ise 6 aylık izlenimlerinden sonra verileceğini belirtti.

Hastaların %71 ‘inde tedaviden önceki 3 ay dönem içerisinde nörolojik fonksiyonlarında zayıflama görüldüğünü; buna karşın, İntratekal veya birleştirilmiş (IT) ve kas içi (IM) uygulaması ile tedavi olan hastaların %63’nde, yenilenmiş ALS Fonksiyonel Oran sonuçları ölçülerek, stabilizasyon veya nörolojik fonksiyonlarında düzelme görülmüştür. Dr Karussis, ön analizdeki bu farklılıkların istatiksel olarak p=0.335,ki-kare testinde önemli olduğunu söyledi. 

Buna ek olarak, Prof. Karussis, denemenin her iki fazında da ,IT veya birleştirilmiş IT ve IM uygulama yoluyla  tedavi edilen hastaların %63’nün, tedaviden 3 ay içinde ALSFRS-R sonuçlarına ve FVC solunum fonksiyon testlerine bakılarak,  tedaviye cevap vermekte olduğunu belirtmiştir. Daha önce sadece IM yoluyla Nur Own teknolojisi ile tedavi edilen 6 hastada özellilkle lokal pozitif etki görüldüğünü; aynı şekilde, aynı Faz I/II denemesinde, IT ile nakledilmiş hastalarda tedavi edilen kolda CMAP sonuçları ile ispatlanarak nörotrofik ve yenileyici etkilerinin gözlemlendiğini söyledi. Son olarak da , Nur Own uygulamasının hem kas içinden, hem de intratekal olarak iyi tolere edildiğini, birçok hastada gözlenen iyileşme ve stabilizasyonun onu çok cesaretlendirdiğini ve Amerika’da birkaç merkezde kurulmakta olan yeni çalışmalar için de umutlu olduğunu vurguladı.

Yasemin Akarsu

14 Mart 2012 Çarşamba

NDAL Laboratuvarı Ücretsiz Genetik testlere başladı

Boğaziçi Üniversitesi artık ALS’yi tamamen araştırma kapsamina alıp hastalardan ücret almamaya başladı.  Konu ile ilgili Prof. Dr. Nazlı Başak ile irtibata geçebilirsiniz. Tüm ALS türlerinde genetik testler ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Prof. A.Nazlı Basak, Ph. D.
Bogazici University
Dept. Molecular Biology and Genetics
Director, Neurodegeneration Research Laboratory
34342, Istanbul Turkey

Phone : +90 212 3596679
Fax : +90 212 3597298

E-mail: basak@boun.edu.tr
Web: http://ndal.boun.edu.tr