Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
ALS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2026 Perşembe

Pridopine FAZIII başlıyor

Pridopidin, araştırma aşamasında olan bir üründür ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) veya diğer ABD dışı düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmamıştır. Güvenliği ve etkinliği henüz belirlenmemiştir.

ALS ve Huntington Hastalığında Faz 3 Klinik Çalışmaları

ALS Klinik Çalışmaları

PREVAiLS, erken evre ve hızlı ilerleyen ALS hastalarında (ALSFRS-R) hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada deneysel bir ilaç olan pridopidinin etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek üzere yürütülen, 500 katılımcılı, küresel, önemli bir Faz 3 çalışmasıdır.

Potansiyel olarak ruhsatlandırmaya yönelik kritik öneme sahip Faz 3 çalışmasının tasarımı, benzer hızlı ve ilerleyici bir hasta popülasyonunda Faz 2 programından elde edilen alt grup analiz verilerine dayanmaktadır ve bu verileri doğrulamayı amaçlamaktadır.

PREVAiLS, 48 haftalık randomize (3:2 pridopidin:plasebo), plasebo kontrollü bir çalışmadır ve bunu takiben 48 haftalık açık etiketli bir uzatma fazı planlanmaktadır. Çalışma, hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkmasından itibaren 18 ay içinde olan, kesin veya muhtemel ALS tanısı konmuş (El Escorial Kriterleri) katılımcıları kaydetmeyi amaçlamaktadır. PREVAiLS'in birincil sonlanım noktası, 48. haftadaki ölüm oranına göre ayarlanmış ALSFRS-R'deki başlangıç ​​değerine göre değişimdir. İkincil ve keşifsel sonlanım noktaları arasında sağkalım ve konuşma, solunum fonksiyonu, bulbar fonksiyonu ve yaşam kalitesi ölçümlerinin yanı sıra hasta tarafından bildirilen iletişim ve plazma biyobelirteçleri yer almaktadır

PREVAiLS hakkında daha fazla ayrıntı ClinicalTrials.Gov adresinde bulunabilir (NCT07322003) / AB Klinik Araştırma Numarası: 2025-524002-16-00.

Huntington Klinik Çalışmaları

Erken evre Huntington hastalığında pridopidin ile ilgili planlanan ve potansiyel olarak ruhsatlandırmaya yönelik önemli bir küresel Faz 3 çalışmasının önümüzdeki aylarda başlaması bekleniyor

Çalışmaya yaklaşık 400 katılımcının dahil edilmesi bekleniyor ve çalışma, 52 haftalık randomize (1:1) plasebo kontrollü bir çalışma olacak, ardından 2 yıllık açık etiketli bir uzatma aşaması izleyecek.

Pridopine hakkında 

Pridopidin, başta Huntington hastalığı (HD) ve Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) olmak üzere nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için şu anda geç aşama klinik geliştirme aşamasında olan, ağızdan alınan, araştırma aşamasındaki bir küçük moleküllü ilaçtır. Seçici bir Sigma-1 reseptörü (S1R) agonisti olarak etki gösterir ve sinir hücrelerini korumaya ve hücresel stresi yönetmeye yardımcı olur. 

Çalışmanın başlatılmasının ardından daha detaylı bilgi verilecektir.

Kaynak 

Klinikler

11 Nisan 2026 Cumartesi

Neuralink beyin implantı ile konuşabilen ALS hastası

Neuralink beyin çipini takılan üçüncü kişi olan Brad Smith, NewsNation'a konuk olarak bu çipin hayatını nasıl değiştirdiğini ve ailesinin bir parçası olarak hayatın içinde yer almasını nasıl sağladığını anlatıyor.


Röportaj dökümü: 

Tekrar hoş geldiniz. Brad Smith, henüz 37 yaşındayken ALS teşhisi aldı. Konuşması giderek güçleşti ve sonunda tamamen konuşamaz hale geldi. Ancak yaklaşık bir yıl önce, dünyada Neuralink implantı takılan üçüncü kişi oldu. Peki, bu, onun ve ailesi için ne anlama geliyor? Birlikte bakalım.

Bu videoyu seslendiren, eski kayıtlarımdan yapay zekâ ile klonlanmış kendi sesim. Sesimi kaybetmeden önce, implant beynimin vücut hareketlerini kontrol eden motor korteks bölgesine yerleştirildi. İmplantın kendisi, üst üste dizilmiş 5 adet madeni para büyüklüğünde. Kafatasımda açılan bir deliğe, robot yardımıyla kılcal damarlara zarar vermeden beynimin birkaç milimetre derinliğine yerleştirildi. Bu sayede neredeyse hiç kanama olmadı.

Bu videoyu zihin gücüyle, yani telepatik olarak düzenledi. Yapay zekâdan korkmadığını, çünkü onu özgürlüğünü geri kazanmak için kullandığını söylüyor. Üç çocuk babası olan Smith, artık çocuklarını Mario Kart’ta yenmeye ve şakalar yapmaya geri döndüğünü belirtiyor. Bugün erken saatlerde kendisiyle konuştuğumuzda buna bizzat şahit olduk. Ona implanttan önceki hayatının nasıl olduğunu sordum.

İmplanttan önce, 37 yaşında teşhis edilen ileri derece ALS ile yaşıyordum. Şimdi 45 yaşındayım. Bu hastalık, beynimle kaslarım arasındaki bağlantıyı sağlayan motor nöronları yok ederek beni felç ve tamamen konuşamaz halde bıraktı. Zihnim hala tamamen keskin ve normaldi; her şeyi mükemmel şekilde anlıyordum ama vücudum üzerinde hiçbir kontrolüm yoktu. Bilgisayarı sadece göz takip sistemleriyle kullanabiliyordum. Bu sistem çok yavaş, yorucu ve özellikle parlak ışıkta güvenilmezdi. Yemek yemek, hareket etmek ve nefes desteği gibi her şey için aileme ve bakıcılarıma tamamen bağımlıydım. Seyahat etmek çok zordu; çocuklarımla oynamak veya hızlı bir mesaj yazmak gibi basit şeyleri bile yapamıyordum. Zihnimi youtube izleyerek, küçük şirketler kurarak ve kitap yazarak aktif tutmaya çalıştım ama fiziksel dünyam inanılmaz derecede daralmıştı.

Peki, o zamandan beri hayatınız nasıl değişti?

Bu gelişme hayatımı değiştirdi. İmplant sayesinde artık bilgisayar imlecini doğrudan düşüncelerimle kontrol edip yazı yazabiliyorum. Bu, eskisinden çok daha hızlı ve güvenilir. Birkaç hafta içinde imleç hareketleri stabilleşti ve yazma hızım ciddi oranda arttı. Artık bir macbook üzerinde video ve podcast düzenleyebiliyor, çocuklarımla Mario kart oynayıp onları yenebiliyorum. Uzun yolculuklara çıkıyor, dışarıda havai fişekleri izliyor ve genel olarak çok daha bağımsız ve aktif bir hayat sürüyorum. Yaşam kalitemin büyük bir parçasını geri kazanmış gibi hissediyorum; umudum ve yeniden üretme yeteneğim tavan yaptı.

Peki, bu durum ailenizle olan iletişiminizi nasıl değiştirdi?

Günlük hayatımızı tamamen dönüştürdü. Eskiden çoğunlukla sadece bir gözlemciydim, başkalarına bağımlıydım ve cevap verme hızımın yavaşlığı yüzünden sık sık hayal kırıklığı yaşıyordum. Şimdi ise konuşmalara hızlıca dahil olabiliyorum. Genellikle komik film replikleriyle şakalar yapıyor, çocuklarla gerçek zamanlı oyunlar oynuyor ve projelerine yardım ediyorum. Artık sadece orada değilim, hayatın içindeyim.

Bir videonun tamamını macbook'unuzda sadece zihninizle düzenlediniz. Şu anda ekranda bunu gösteriyoruz. İmleci beyninizle tam olarak nasıl hareket ettiriyorsunuz? Bileğinizi veya elinizi hareket ettirdiğinizi mi hayal ediyorsunuz?

İmleci, dilimi hareket ettirdiğimi hayal ederek yönetiyorum. İmplant, motor korteksimin el bölgesine yerleştirildi ancak ALS el sinyallerimi çoktan zayıflattığı için sistemi dil hareketleriyle eğittik. Bu şimdi tamamen doğal hissettiriyor. İlk alışma sürecinden sonra imleç çok daha pürüzsüz ve hassas hale geldi. Onu şimdiye kadar kullandığım her şeyden daha hızlı ve sezgisel şekilde kontrol edebiliyorum.

Peki, sağ ve sol tıklamayı nasıl yapıyorsunuz?

Çenemi sıktığımı hayal ederek tıklıyorum. Neuralink sistemi, bu özel ve bilinçli düşünceyi "tıklama" komutu olarak algılayacak şekilde eğitildi. Her şey sadece düşünceyle yapılıyor, hiçbir fiziksel hareket gerekmiyor.

Şu an duyduğumuz ses, yapay zekâ ile yeniden oluşturulan asıl sesiniz. Bu nasıl mümkün oldu?

Duyduğunuz ses, elevenlabs ile oluşturulan, ALS öncesi gerçek sesimin bir yapay zekâ klonu. Hastalık çok ilerlemeden önce elimde yeterli kayıt vardı. Böylece sistem benim konuşma kalıplarım, tonlamalarım ve vurgularım üzerine eğitildi. Şimdi sadece söylemek istediğim kelimeleri yazıyorum ve yapay zekâ onları benim sesimle yüksek sesle dile getiriyor. Bu, robotik bir ses yerine yeniden kendim gibi duyulmamı sağlıyor.

 


26 Mart 2026 Perşembe

ALS ile Yaşamak: Umut, Zaman ve Yaşamın Değeri

Dr. Erol Köse’nin trajik vefat haberini üzüntüyle öğrendim. ALS hastalığı ile mücadele ettiğini bilmiyordum. Bir meslektaşım olarak merhuma Allah’tan rahmet,  yakınlarına başsağlığı dilerim.

ALS hastalığı tanısını bir hekim olarak hastasına duyurmak, hekim açısından çok zordur. Tanının bildirilmesi, başlıbaşına mesleki ve etik bir konudur. Tanı ile yüzleşmek, belki de hastalığın en zorlu süreci olacaktır.  Yaşanacak olan süreç genellikle psikoloji bilimi tarafından çok iyi araştırılmış ve bilinen bir süreçtir. Kübler Ross, bu süreci yas olarak tanımlıyor.  Ancak insan davranışı, parmak izi misali kişiye özeldir. Bu nedenle benzersiz bir psikolojik süreçten söz edebiliriz. Tıbbi etik bilim dalı, bu konuda insan hakları,  saygın yaşam ve saygın yaşam sonu hakkında çalışmalar yapmaktadır.  Kültür, gelenek, inanç vb çeşitliliği nedeniyle uygulamalar ülkeden ülkeye değişmektedir.  Yaşam sonu ile olarak Türkiye’de henüz yasal bir düzenleme mevcut değildir. 

Uzun zamandır ALS hastalığı ile yaşayan bir tıp doktoru, bir hasta, bir eş ve bir baba olarak dünyayı deneyimliyorum. Her insan bir dünyadır. Bazen öğrenir bazen bilerek veya bilmeden kaynak olur insan. Yaşamın temeli; bilgi, ağ sistemi paylaşım…

Sözkonusu ALS hastalığı olduğunda söze başlamak bile zordur. Ama bir kez başladın mı konuşacak çok şey olduğunu farkeder insan.  Başlamak zordur çünkü teşhis aldığında dünya durmuş gibi hissedersin. Bardağın boş tarafından bakarsan, ölüm fermanı (death sentence)  gibi algılarsın. Dolu tarafından bakarsan “Bugün geri kalan hayatımın ilk günü”  diyebilirsin. Nereden bakarsan bak, bu süre bilinmezdir ve sürprizlerle doludur.

Teşhisten sonra, bazı insanlar bir yıldan az yaşarken, bazıları onlarca yıl yaşayabilir. İnsanların %20’si 5 yıldan fazla, %10’u 10 yıldan fazla ve %5’i 20 yıldan fazla yaşar. Bu süre, tıpkı yaşam süresi gibidir. Kimi bebek bu dünyaya gelme şansı bulamaz, kimisi birkaç gün yaşar, kimisi 100 yıl yaşar.  Vadesi gelmek, kader, alın yazısı; ne derseniz deyin bu süreyi insan olarak bilmek mümkün değildir.

Umut, Zaman ve Yaşamın Değeri

ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz), çoğu zaman zorlayıcı bir hastalık olarak tanımlanır.  Nedeni ve tedavisi bilinmeyen, Nörodejeneratif, ilerleyici bir hastalıktır. Hastaların % 10 kadarında genetik nedenlerin rol oynadığı biliniyor. %90 kadarında ise nedeni bilinmiyor. Genellikle 40-60 yaşlarında başlayan, kadın ve erkeklerde görülebilen ALS hastalığı,  ilerleyici kas güçsüzlüğü ile yürüme, el becerisi, yutma, konuşma ve solunum güçlüğüne neden olur.

Ancak bu tanımın ötesinde, ALS her bireyde farklı seyreden, farklı hızlarda ilerleyen ve her hastada kendine özgü bir yolculuk sunan bir durumdur. Bu nedenle ALS’yi tek bir kalıpla ifade etmek, bu yolculuğun çeşitliliğini ve insanın uyum gücünü göz ardı etmek olur.

ALS-MNH Derneği kurucu başkanı İsmail Gökçek ALS tanısı almasına rağmen 20 yıl Dernek başkanlığını yürüttü. Dr. Alper Kaya, 35 yıldır ALS ile yaşıyor ve dernek başkanlığını yürütmektedir. Ünlü astrofizikçi Stephen Hawking ALS hastalığı ile 55 yıldan fazla yaşadı.

Bilimsel kaynaklara göre ALS’nin seyri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bazı bireylerde hastalık daha hızlı ilerlerken, bazı kişiler uzun yıllar boyunca aktif, üretken ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Bu farklılık, ALS ile yaşamın sadece bir “süre” meselesi olmadığını; aynı zamanda bir “nasıl yaşandığı” meselesi olduğunu bize hatırlatır.

Bugün dünyada ALS ile uzun yıllar yaşayan, yazan, üreten, savunan ve ilham veren pek çok insan var. Bu insanlar, hastalığın sınırlarına rağmen değil; o sınırlarla birlikte yaşamayı öğrenerek kendi yollarını çiziyorlar.

Tıp ve teknoloji de bu yolculukta önemli bir umut kaynağıdır. Solunum destek cihazlarından iletişim teknolojilerine, yapay zekâ destekli çözümlerden yeni tedavi araştırmalarına kadar her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Araştırmalar hız kesmeden devam ediyor ve her yeni adım, geleceğe dair umutları güçlendiriyor.

ALS ile yaşamak, çoğu zaman bize zamanın değerini yeniden öğretir. Belki de en güçlü hatırlatma şudur:
Yaşamın her anı, gerçekten de bir mucizedir.

Bazen bir nefes, bazen bir bakış, bazen bir kelime…
Küçük gibi görünen anlar, aslında yaşamın en derin anlamını taşır.

Bu yüzden ALS hakkında konuşurken yalnızca zorlukları değil; insanın dayanıklılığını, uyum gücünü ve umudunu da konuşmalıyız. Çünkü umut, sadece geleceğe dair bir beklenti değil; bugünü yaşama biçimidir.

Ve umut her zaman vardır.

Dr. Alper Kaya

25.03.2026

Not: Mavi Peygamber Çiçeği (Centaurea cyanus), Akdeniz Avrupa’sına özgü, bir yıllık yerli bir bitkidir. Gelecek için umudu temsil eden Peygamber Çiçeği, doğanın sade güzelliğini ve yaşam döngüsünü hatırlatır.

Kanser için Nergis ne ise ALS için Mavi Peygamber Çiçeği öyledir. Her iki çiçek de “Umut Çiçeği”dir. Mavi Peygamber Çiçeği, ALS/MNH hastalığı için umut çiçeğidir.

Kaynak 

18 Mart 2026 Çarşamba

Sağlık Sisteminin Kör Noktası: Bakım Verenler

ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) nadir görülen bir hastalıktır. Ancak nadir olması, hastaların yükünü hafifletmez. Çoğu zaman bu hastalık görünmezliğin, yalnızlığın ve terk edilmişliğin adı olur.

ALS, Alzheimer, inme, kas hastalıkları, SMA ve birçok nadir hastalık gibi uzun süreli bakım gerektirir. Ancak ALS hastalığın ilerleyen döneminde hastalar hareket edemez, konuşamaz, duruma gelmektedir. Hasta ile iletişim giderek zorlaşmaktadır. Bu dönemde tablo daha da ağırlaşır.

ALS hastalarının önemli bir kısmı birkaç yıl içinde konuşamaz, hareket edemez ve çevresiyle iletişim kuramaz hale gelir. Şanslı olanlar göz bilgisayarı kullanabilir; diğerleri ise alfabe tablolarıyla kendilerini ifade etmeye çalışır.

Oysa bu aşamadaki hastaların zihinsel yetileri büyük ölçüde korunur. Yaşadıkları ortamın, çevrelerinin ve koşullarının tamamen farkındadırlar. Ağrı, ısı, basınç ve temas duyuları korunur; görme, işitme, bellek ve muhakeme çoğu zaman sağlamdır. Hastaların yaklaşık %15-20’sinde frontotemporal demans görülebilir, ancak büyük çoğunluğu zihinsel farkındalığını kaybetmez.

Bu durum yalnızca hastalar için değil, aileleri için de ağır bir yalnızlık yaratır.

Çünkü ALS’de bakım çoğu zaman evin içinde ve ailelerin omuzlarında yürütülür. Günün 24 saati, haftanın 7 günü süren bir sorumluluk… Ev yaşamı, çocuklar, mutfak, faturalar, tıbbi sarf malzemeleri, cihazlar ve bitmeyen bir bakım döngüsü.

Bu yük zamanla aileleri sadece fiziksel olarak değil, ekonomik ve psikolojik olarak da tüketir.

Ülkemizde 2024 yılında yapılan bir araştırma bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor[1]:

  • Türkiye’de sağlık harcamalarının %76,4’ü kamu tarafından, %18,5’i ise bireylerin cebinden karşılanıyor.
  • ALS hastalığında ise durum tam tersine dönüyor: harcamaların %78’i ailelerin cebinden, yalnızca %22’si kamu tarafından karşılanıyor.
  • Türkiye’de kişi başına ortalama doğrudan sağlık harcaması 238 dolar iken, ALS hastalarında bu rakam 7.473 dolar.

Yani ALS’de doğrudan sağlık harcaması, Türkiye ortalamasının 31 katına ulaşıyor.

Üstelik bu rakamlara çoğu zaman SGK kapsamında olmayan ama hastanın ve bakım verenin yaşamını ciddi biçimde kolaylaştıran cihazlar dâhil değil.

Göz bilgisayarı, pozisyon veren havalı yatak, hasta lifti, kesintisiz güç kaynağı, motorlu hasta karyolası… Bunlar bir lüks değil, hastaların insanca yaşayabilmesi için gerekli araçlar.

İşte bu noktada ALS-MNH Derneği, Türkiye’de ALS hastalarının sorunlarını yakından bilen ve onların sesi olmaya çalışan tek hasta çatısı olarak önemli bir rol üstleniyor. Dernek yalnızca sorunları dile getirmekle kalmıyor; hastaların ve ailelerin yaşamını kolaylaştıracak çözümler üretmek için de çalışıyor.

Ancak sivil toplumun çabası tek başına yeterli değil. Çünkü ALS aslında daha büyük bir sorunun parçası.

ALS, nadir hastalıklar içinde görünmez kalanlardan sadece biri.

Bu hastalıkların ortak kaderi ise çoğu zaman aynı: yalnız bırakılmış hastalar ve tükenmiş aileler.

Evde bakım desteğinin kriterleri bile bu yalnızlığı gösteriyor. Evde bakım yardımı alabilmek için hane gelirinin kişi başına düşen miktarının asgari ücretin üçte ikisinden az olması gerekiyor. Bu yıl için bu sınır 9.378 TL. Verilen yardım ise 13.878 TL.

Oysa ALS’de bakım vermek, fiilen üç vardiya çalışmak anlamına geliyor. Bir insanın uykusuz, dinlenmeden, kendine zaman ayırmadan bu yükü uzun süre taşıması mümkün değil.

ALS Derneği bu nedenle en azından minimal bir bakım planı öneriyor: birincil bakım verenin asgari ücretle desteklenmesi, çalışan eşlerin işlerini bırakmak zorunda kalmaması ve eğitim çağındaki çocukların burs desteği alması.

Çünkü ALS yalnızca bir hastalık değil; çoğu zaman bir ailenin hayatının tamamen değişmesi demek.

Ama bütün bunların ötesinde, ALS ile yaşamayı öğrenirken şunu çok daha iyi anladım:
Hekim olmanın, bir yabancı dil bilmenin, güvenilir bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir ekip oluşturmanın büyük avantajı var. Yaşamı evde, ailenin çabasıyla geçen, sağlık sistemimizde çoğu zaman yoğun bakımda hekim ve sağlık çalışanlarının paha biçilmez emeği ile sürdürülen yaşamlardır ALS ile yaşamak. Eve taburcu olmak, evde hastası ile yalnız kalan ailenin çaresizliğidir ALS.


Çünkü tıp bilgisi olmayan aileler için ALS yalnızca bir hastalık değil; aynı zamanda bilinmezlerle dolu bir yalnızlık.

 

Dr. Alper Kaya

17.03.2026



[1] Zeynep Gül İçöz; Nadir Amiyotrofik Lateral Skleroz Motor Nöron Hastalığının Doğrudan ve Dolaylı Maliyetinin Analizi: Antalya Örneği; Yüksek Lisans Tezi; Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Antalya-2024

28 Şubat 2026 Cumartesi

Nadir hastalıklar “nadir”dir… Ama hiç de nadir değildir.

 


Dr. Alper Kaya

Dünya çapında 7.000’den fazla nadir hastalık tanımlanmıştır.
Her biri ayrı ayrı az sayıda insanı etkilemektedir.
Peki ya toplu olarak?
👉 Dünya çapında 300 milyondan fazla insan nadir bir hastalıkla yaşamaktadır.
🚀 Nadir hastalıklar, bilimsel ilerlemenin itici gücüdür: Gen tedavileri, CRISPR teknolojisi, RNA temelli ilaçlar ve kişiselleştirilmiş tıp gibi birçok yenilik, nadir hastalık araştırmaları sayesinde gelişmiştir ve yaygın hastalıkların tedavisine de katkı sağlamaktadır.
🌍 ALS Hastalığı, yüzbinde iki-üç kişide görülen nadir bir hastalıktır.


Nadir hastalıklar, toplumda çok az sayıda kişide görülen hastalıklardır. Avrupa’da 2000 kişide 1’den az görülen hastalıklar nadir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalıkların yaklaşık %50’si çocukları etkilemektedir ve nadir hastalığa sahip çocukların %30’u 5 yaşına ulaşamamaktadır. Nadir hastalıkların %95’inin kesin bir tedavisi bulunmamaktadır.

Bir hastalık bazı bölgelerde nadir görülürken başka bölgelerde yaygın olabilir. Örneğin talasemi Kuzey Avrupa’da nadir, Akdeniz bölgesinde yaygındır. Nadir hastalıkların %80’i genetik kökenlidir. Türkiye’de akraba evliliklerinin oranının yüksek olması nedeniyle genetik geçişli nadir hastalıklar Avrupa ve ABD’ye göre daha sık görülmektedir. Ülkemizde yaklaşık 6–7 milyon kişinin nadir hastalıklardan etkilendiği tahmin edilmektedir. Erken tanı ve uygun tedavi uygulanmadığında bu hastalıklar kronik, ilerleyici ve hayatı tehdit edici olabilir.

Bugüne kadar literatürde yaklaşık 8.000 nadir hastalık tanımlanmıştır. Nadir hastalıkların çoğu ciddi, kronik ve ilerleyicidir. Belirtiler bazı hastalıklarda doğumda veya çocuklukta ortaya çıkarken, %50’den fazlası erişkinlik döneminde görülmektedir.

Nadir hastalıkların tıbbi ve sosyal sonuçları oldukça ağırdır. Bu alanda bilgi eksikliği, geç teşhis, uzmanlara erişim zorluğu ve tedavi seçeneklerinin sınırlı olması önemli sorunlardır. Hastalar psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan da zorluk yaşamaktadır. Uygun sağlık politikaları, araştırmalar ve sosyal dayanışma bu sürecin iyileştirilmesinde büyük önem taşımaktadır.

Yetim hastalık (orphan disease) terimi, nadir görülmesi nedeniyle ilaç geliştirme çalışmalarının ekonomik olarak sınırlı kaldığı hastalıkları ifade eder. Bu hastalıklar için geliştirilen ilaçlara “yetim ilaç” denir.

Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS), nadir ve yetim hastalıklar arasında yer alan, ilerleyici bir motor nöron hastalığıdır. Sinir hücrelerinin hasar görmesi sonucu kaslarda güçsüzlük, erime ve zamanla hareket kaybı gelişir. Genellikle erişkin yaşta ortaya çıkar ve ilerleyici seyir gösterir. ALS’nin kesin tedavisi henüz bulunmamaktadır; ancak erken tanı, multidisipliner bakım ve destekleyici tedaviler hastaların yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olmaktadır.

Nadir hastalıklar insanı inanılmaz derecede yalnız hissettirebilirken, aslında dünya çapında yaklaşık 300 milyon insan nadir bir hastalıkla yaşıyor. Semptomlarımız ve tedavilerimiz büyük ölçüde farklı olsa da, bir araya geldiğimizde küresel farkındalık yaratan güçlü bir ses haline geliyoruz. Bireysel olarak nadir olsak da, kolektif olarak etkili bir güç olduğumuzu fark edelim.

Zebra, nadir hastalıkların resmi simgesidir ve beklenmedik şeyleri arama yöntemini temsil eder. Tıp öğrencilerine eskiden “nal seslerini duyduklarında” zebraları değil, atları aramaları söylenirdi. Başka bir deyişle, nadir olanı değil, yaygın olanı aramaları söylenirdi.

Bugün zebralar da aklımızın bir köşesinde kalsın.

Kaynak 

27 Şubat 2026 Cuma

ALS-MND Onaylı Tedaviler Webinarı

 

Giriş ve Panel Tanıtımı Uluslararası İttifak Program Koordinatörü Jessica Mabe, webinarı açarak katılımcıları selamladı. Bu oturumun, ALS tedavisinde küresel çapta onaylanmış ilaçlara, özellikle de Riluzole ve Tofersen'e odaklanacağını belirtti. Ardından dünya genelinden uzman isimlerden oluşan seçkin bir paneli tanıttı:

  • Sheila Agustini: Endonezya ALS Vakfı Başkanı ve nörolog.

  • David Ali: İttifak’ın savunuculuk lideri.

  • Philip Van Damme: Belçika Leuven Üniversite Hastaneleri ALS programı lideri.

  • Kuldip Dave: ABD ALS Derneği Araştırma Başkan Yardımcısı.

  • Marcondes Franca: Brezilya Unicamp Nöroloji Bölüm Başkanı.

  • Orla Hardiman: Dublin Trinity College Nöroloji Profesörü.

  • Jeannine Heckmann: Cape Town Üniversitesi Nöroloji Doçenti (ALS Afrika ağının kurucusu).

  • Ingibjörg Lauvland: 2024 yılında SOD-1 ALS tanısı alan İzlandalı aktivist.

  • Timothy Miller: St. Louis Washington Üniversitesi Nöroloji Profesörü ve ASO (Antisens Oligonükleotid) tedavileri öncüsü.

  • Mario Prado Jr: Filipinler Üniversitesi Fizyoloji Bölümü.

  • Martina de Majo (Moderatör): İttifak Bilimsel Direktörü.


Önemli Bir Ayrım: Onay, Erişilebilirlik Demektir Değildir

Moderatör Martina de Majo, bir ilacın sağlık otoriteleri (FDA, EMA vb.) tarafından onaylanmasının, hastanın o ilaca ulaşabileceği anlamına gelmediğini vurguladı. Süreç genellikle şu şekilde işler:

  1. Laboratuvar ve Klinik Öncesi Çalışmalar

  2. Klinik Deneyler: Faz 1 ve 2 (Güvenlik odaklı), Faz 3 (Etkinlik odaklı).

  3. Düzenleyici Onay: FDA (ABD), EMA (Avrupa) gibi kurumların incelemesi.

  4. Erişim Engelleri: Onay sonrası sigorta şirketleri veya ulusal sağlık sistemleriyle yapılan ve yıllar sürebilen fiyat müzakereleri, üretim ve maliyet sorunları.


Tedaviler Hakkında Temel Bilgiler

1. Riluzole

  • Nedir? ALS tanısı almış kişiler için kullanılan ağız yoluyla alınan bir ilaçtır.

  • Nasıl Çalışır? Glutamat salınımı üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.

  • Bulgular: Prof. Philip Van Damme, Riluzole'un hayatta kalma süresini birkaç ay (bazen daha fazla) uzattığına dair sağlam kanıtlar olduğunu belirtti. En yaygın yan etkileri bulantı ve halsizliktir.

2. Tofersen (Qalsody)

  • Nedir? ALS hastalarının yaklaşık %1-2'sini etkileyen SOD-1 gen mutasyonuna sahip kişiler için geliştirilmiş daha yeni bir tedavidir.

  • Nasıl Çalışır? Bir ASO (Antisens Oligonükleotid) olan bu ilaç, hatalı proteini üreten RNA'yı hedef alarak toksik protein seviyesini düşürür.

  • Uygulama: Belden iğne (Lomber ponksiyon) yoluyla doğrudan beyin omurilik sıvısına verilir.

  • Sonuçlar: Prof. Timothy Miller, uzun süreli verilerin (3 yıl) hastaların yaklaşık %20-25'inde hastalığın stabilize olduğunu (durduğunu) hatta bazılarında iyileşme görüldüğünü paylaştı. Bu, ALS tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durumdur.


Küresel Survey (Anket) Sonuçları (2025)

İttifak'ın 51 ülkeden 2232 katılımcıyla yaptığı anketin çarpıcı sonuçları:

  • En İyi Tedaviye Erişim: Katılımcıların %56'sı ulaşabildiğini söylerken, %40'ı katılamadığını belirtmiştir.

  • Kuzey-Güney Ayrımı: "Küresel Kuzey" (zengin ekonomiler) ile "Küresel Güney" (gelişmekte olan ekonomiler) arasında erişim açısından büyük bir uçurum vardır.

  • Maliyet: Riluzole kullanmayanların %10'u, Tofersen kullanmayanların bir kısmı maliyetin çok yüksek olmasını gerekçe göstermiştir.

  • Tofersen Bilinirliği: Katılımcıların %59'u bu ilacın ülkelerinde mevcut olup olmadığından emin değildir (İlacın çok yeni ve spesifik bir mutasyona yönelik olması nedeniyle).


Bölgesel Durumlar (Panelden Notlar)

  • Avrupa (Orla Hardiman): EMA onay vermiş olsa da her ülke kendi finansman kararını verir. İngiltere ve İtalya gibi yerlerde erişim varken, İzlanda veya İrlanda gibi yerlerde geri ödeme süreçleri nedeniyle henüz ulaşılamamaktadır.

  • Güney Amerika ve Afrika: Bu bölgelerde hem tanı koyma imkanları (genetik testler gibi) hem de ilaca erişim çok daha kısıtlıdır.

Sonuç: Uzmanlar, ALS'nin artık "tedavi edilebilir" bir hastalık olma yolunda ilerlediği konusunda hemfikir, ancak en büyük zorluk bu tedavilerin dünyanın her yerindeki her hastaya eşit ve uygun maliyetli şekilde ulaştırılmasıdır.

13 Şubat 2026 Cuma

Yılkıya düşmek

Değerli ağabeyim Arif Yayla’nın Yılkı Canlar kitabını okudum. Yılkı sözcüğü bende başka bir boyut kazandı. Dünya artık yük olan insanı ve erdem değerlerini yılkıya bırakıyor. Gençliğini yaşatmadan sömüren sistem, yaşlanınca insanı yılkıya bırakıyor.  Yaşlı,  bakıma gereksinim duyan hasta, kronik hasta, analar, babalar, dedeler, nineler... 

Bir yılkı topluluğu da bizler, ALS hastaları.

İlaçsız, dermansız, çaresiz, dayanılmaz bir yük ve yük olduğunun farkına varan atlar gibi.  Atları yılkıya götürenin sıkı kartopunu, suratımızda acıyla ve acz içinde hissediyoruz.  Hastanede yük, evde yük, huzurevlerinde yük...  Hepsi yılkı atlarını anımsatıyor. 

İnsanın yılkı hesabı, atların bile anlayacağı türden.  Ya insanlar?

Arif ağabeyim şöyle özetliyor:

"İnsanın yararcılığı/çıkarcılığı (pragmatizmi): Kışın maliyet hesabı yapıp canlıyı dağa sürmek, ekonomik aklın acımasız yüzünü gösteriyor.

Atın algısı: Önce anlam veremiyor, sonra kartopuyla birlikte mesajı kavrıyor. Bu, insanın dilini değil, davranışını okuyarak öğrenilen bir ders olmalı.

Yılkı topluluğu: Atın tek isteği, kendisi gibi terk edilenleri bulmak. Bu, yalnızlığın içinde doğan bir dayanışma ihtiyacı ya da davranışsal olarak genlerine işlemiş bir içgüdüsel davranış olmalı.

Kaderin iki ucu: Kimi, kader arkadaşlarını bulur, birlikte yaşar; kimi de yukarıda değindiğimiz gibi kurda kuşa yem olur. Yaşamın adaletsizliği burada çıplak biçimde ortaya çıkıyor.

Umutsuzluk Değil, Dönüşüm

Demek istediğim yılkıya düşmek bir “son” değil:

Bir yeni başlangıçtır da: Evinden kopup doğayla baş başa kalmak.

Bir özgürleşmedir de: İnsanın yükünden kurtulup kendi yolunu bulmak.

Bir dayanışma arayışıdır da: Diğer yılkılarla buluşma, yeni bir topluluğa katılma umudu.

Bu yüzden yılkıya düşmek, dramatik olsa da umutsuzluk değil; bir tür trajik özgürlük sürecidir de diyebiliriz. Bu yüzden sürece çatal yol dedim."

Bizler, evlerde, dört duvar içinde yaşarız.  Evlerde yaşarız ama evcil değilizdir.  Bizleri evcilleştirmek fiziksel olarak mümkün gibi görünse de ruhumu, karlı dağlarda, dumanlı yaylalarda özgürce dolaşır. Kurda kuşa yem olmak şöyle dursun; dost bilir, anlaşır, yaşar gideriz.  Sabır ve azim, hoşgörü ve kıymet bilirlik ile her canda can buluruz. 

Kaybedecek bir şeyi kalmayan, özgürdür artık. Minnet etmez.  Ve ruhsal açıdan bir basamak daha tırmanırız.  Yılkıcanlar toplanır bir gün bir basamak daha yukarıda... Nefsimizden ve bedenimizden bir adım daha uzak, sonsuzluğa bir adım daha yakın.

Yılkı sözcüğü, bana aynı zamanda Abbas Sayar'ın “Yılkı Atı" romanını anımsatır.  Romanda; gençliğinde sahibine çok yararı dokunmuş olan Dorukısrak isimli atın, yıllar geçip yaşlanmasının ardından sahibi tarafından doğaya terk edilişi ve acımasız doğa koşullarında hayatta kalma çabası anlatılıyor.

Dipnot:

Anadolu’da, sahipleri tarafından terk edilmiş, doğada serbest dolaşan yabani atlara “yılkı” denilir. Öteden beri sürdürülen yılkı, atların kaderi olmuş. Özellikle bakacak gücü olmayanlar, atlarını güz sonunda dağlara bırakır, kışı doğada geçirebilen atlar sahipleri tarafından tekrar kullanılmak üzere alınırdı. Yakın zamanlara kadar insan hayatını kolaylaştıran en önemli hayvanlardan biri olan atlar teknolojik gelişmeler nedeniyle gündelik hayatta ihtiyaç duyulmayan hayvanlara dönüşmüştür. Bakımı ve beslenmesi güç olan atlar ekonomik sebeplerden insanoğlunun yaşam alanından uzaklaştırılmış ve doğaya bırakılmıştır. Böylece asırlar boyu ulaşım, taşıma, haberleşme ve savaş alanlarında yoğunlukla kullanılan atlar insan hayatının bir parçası olmaktan çıkmıştır.

Mahmut Altuncan, arkeolog

**

Yılkı Canlar, Arif Yayla, 2021

Günümüzde eşine fazla rastlanmayan türden bir edebi çalışma Yılkı Canlar. Eserinin içerisindeki 17 anlatıda yaşanmışlıklar ve öz yaşamdan kesitler sergileyen Arif Yayla'nın kitabını özel kılan en önemli unsurlardan biri de yapıtın hiçbir ticari kaygı güdülmeden ortaya koyulması. Yayla bu eseriyle ALS hastaları ve aileleri için oluşturulacak duyarlılık düşüncesiyle elde edilecek tüm geliri ALS Derneği'ne bağışlayarak farkındalığını ortaya koyuyor.

 

2 Eylül 2025 Salı

2025 yılında Türkiye’de ALS Gerçekleri

 


·      ALS hastalarının yalnızca %13'ü palyatif bakım desteği alabiliyor.

·        Palyatif bakımdan eve taburcu edilen hastaların % 22 sinde inatçı hastane enfeksiyonu (pseudomonas vb) mevcut.

·        Trakeostomi ve PEG sonrasında hasta eğitimi, bakımveren eğitimi yeterli değil, bakımverenler evde çaresizlik içinde.

·        ALS hastalarının %80 i konuşma bozukluğu veya fiziksel kayıplar nedeniyle iletişim sorunu yaşıyor.

·        Türkiye’de yardımcı teknoloji ürünleri (ADIS) Sgk kapsamında ödenmiyor

·        ALS hastalığı ile yaşayan bireyler ve aileleri cepten zorunlu harcamalar nedeniyle yoksullaşıyor.

·        ALS hastaları, Solunum cihazı temin edemiyor. Solunum cihazı için SGK ödemesi gerçek piyasa fiyatının ancak %20 kadarını karşılıyor. Oysa solunum cihazı yaşamsal cihazdır.

·        SGK depolarından verilen solunum cihazları ikinci el, bakımsız ve enfeksiyon kaynağıdır.

·        Yoğun bakıma yatan ALS hastalarının %64ü yatak yarası ile taburcu ediliyor.

·        ALS hastalarına bakım verenler 7/24 uykusuz, tükenmişlik sendromu ve ekonomik çöküş yaşıyor.

·        ALS hastalarına yakınları evde bakıyor ve 3 mesai tıbbi bakım üstleniliyor. Evde bakım parası asgari ücretin yarısını bile bulmuyor.

·        ALS ile yaşayan ailelerde eğitim çağındaki öğrenciler fırsat eşitsizliği yaşıyor.

·        ALS hastalığı % 10 kadarı Genetik ve kalıtsaldır. Ailesel ALS hastalarında genetik danışmanlık rutin olarak uygulanmıyor.

·        SOD1 mutasyonlu Ailesel ALS hastaları için geliştirilmiş olan Qalsody (Tofersen) tedavisine Türkiye’de ulaşılamıyor. Oysa erken başlanandığında yaşamsal bir tedavi. Hastalar kaderlerine terkedilmiş durumda.

·        ALS hastaları evde fizik tedavi, psikolojik destek, bakım yardımı ve SGK kapsamında cihaz ve malzeme desteğinden yoksun.

·        ALS hastaları, Akülü Tekerlekli sandalye, Özellikli manuel sandalye, boru tipi havalı yatak, hasta lifti, iletişim bilgisayarı, Elektrik desteği, kesintiniz güç kaynağı temin edemiyor.

·        Türkiye'de Yapılan bir çalışmadan öğrendiğimiz kadarıyla;

Sağlık harcamalarının %76,4'ü kamu tarafından yapılırken, %18,5'i cebinden yapılan harcamalardır.

Aksine, ALS hastalığında harcamaların %78'i cebinden yapılırken, %22'si kamu tarafından karşılanmaktadır.

Kişi başına doğrudan sağlık harcaması 238 $ iken, ALS hastalığında doğrudan sağlık harcaması 7473 $'dır.

Bu, Türkiye'deki kişi başına doğrudan sağlık harcamasının 31 katıdır.

Sgk ödeme listesi (SUT) Örnekleri:

·        Ev tipi mekanik ventilatör = 52800 > Piyasa fiyatı 200 bin ve üzerinde

·        Trakeostomi kanülü:   1.199,80 tl piyasada 6 bin ve üzeri

·        Akülü sandalye: 3000 tl piyasada 60 bin ve üzeri

 

16 Haziran 2025 Pazartesi

Beyin bilgisayar arayüzü ile ALS hastası konuşma üretebiliyor


ALS nedeniyle konuşma yetisini kaybeden bir hasta, geliştirilen yeni beyin-bilgisayar arayüzü sayesinde beyin aktiviteleri anında sese dönüştürülerek yeniden konuşabildi.

Ameliyat ile beyin korteksine elektrot yerleştirilen ALS hastası Casey Harrell, düşündüğü sözcüğü yazdırmayı  ve önceden klonlama yapılan sesi ile seslendiriyor. 

Beyin-bilgisayar arayüzleri (BCI'lar), nörolojik bir hastalık veya yaralanma nedeniyle konuşma yeteneğini kaybetmiş kişiler için iletişimi yeniden sağlama potansiyeline sahiptir. BCI'lar konuşma girişiminin nöral korelasyonlarını metne çevirmek için kullanılmıştır1,2,3. Bununla birlikte, metin iletişimi, prozodi ve kişinin kendi sesini hemen duyması gibi insan konuşmasının nüanslarını yakalayamamaktadır. Burada, amiyotrofik lateral skleroz ve şiddetli dizartrisi olan bir erkeğin ventral precentral girusuna implante edilen 256 mikroelektrottan gelen nöral aktivitenin kodunu çözerek kapalı döngü ses geri bildirimi ile sesi anında sentezleyen bir beyinden sese nöroprotezi gösteriyoruz. Nöral kod çözücüyü eğitmek için temel gerçek konuşmadan yoksun olma zorluğunun üstesinden geldik ve sesini doğru bir şekilde sentezleyebildik. Fonemik içeriğin yanı sıra, intrakortikal aktiviteden paralinguistik özellikleri de çözebildik ve katılımcının tonlamayı değiştirmek ve kısa melodiler söylemek için BCI ile sentezlenmiş sesini gerçek zamanlı olarak modüle etmesini sağladık. Bu sonuçlar, felçli kişilerin bir BCI aracılığıyla anlaşılır ve etkileyici bir şekilde konuşmalarını sağlamanın uygulanabilirliğini göstermektedir.
Kaynak: 
An instantaneous voice-synthesis neuroprosthesis
https://www.nature.com/articles/s41586-025-09127-3

Braingate projesi 

https://clinicaltrials.gov/study/NCT05724173

Bu yöntem henüz klinik çalışma aşamasında. Videoda gördüğümüz çalışma Braingate projesi. Amerika'da yürütülen bir çalışma.

Basın duyurusu 

https://youtu.be/exLFcFDmRww?si=sWkznV4vO7xf_68N

https://www.youtube.com/watch?v=exLFcFDmRww

https://x.com/i/status/1933182596378452394

Neuralink 

Elon Musk Neuralink projesi ise Şimdilik bilgisayar mouse hareketi yaptırabiliyor.  

İlk Neuralink hastası beyin çipi ile bir yıldır yaşıyor. 

https://www.youtube.com/watch?v=Cf7rbQQBRlI

Dünya çapında hasta başvurusu almaya başladı. 

https://neuralink.com/patient-registry/


7 Mayıs 2025 Çarşamba

Nefes varsa umut var konseri 30 Nisan 2018, Ahmet Adnan Saygun Sanat merkezi

 


İzmir'de, 24 yıldır solunum cihazına bağlı yaşamını sürdüren, geliştirilen bilgisayar programı sayesinde göz hareketiyle bilgisayar ortamında enstrüman kullanan ALS-MNH hastası Alper Kaya, konser verdi.
ALS-MNH Derneği İzmir Şubesi tarafından Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte, Kaya, İspanyol müzik araştırmacısı Zacharias Vamvakousis'in geliştirdiği "Eye Harp" isimli bir bilgisayar programı sayesinde enstrüman çaldı.
Göz hareketleriyle yan flüt ve flüt çalan Kaya'ya piyano sanatçıları Cengiz İnal ve Elena Nikitina da eşlik etti.
Sanatseverlerin ve ALS hastalarının yoğun ilgi gösterdiği gecenin finalinde Kaya, bilgisayar programını geliştiren Vamvakousis'ı sahneye davet ederek teşekkür etti. Geceye katılanlar, konserin sonunda Kaya'yı ayakta alkışladı.
Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sahneye ilk çıktığında çok heyecanlandığını ama hayatının en mutlu gecesini yaşadığını söyledi. Tek amacının toplumda ALS hastalığı konusunda farkındalık yaratmak olduğunu belirten Kaya, "Ben solunum cihazıyla nefes alıyorum ama bu akşam insanlarla bir arada aynı nefesi aldığımı hissetim. Kendimi daha iyi ifade ettiğimi, dayanışmayı hissettim." dedi. Kaya, "Eye Harp" isimli bilgisayar programını ALS hastaları ve fiziksel engellilerin ücretsiz olarak internetten indirip kullanabileceğini ifade etti.
Piyano sanatçısı Nikitina da Kaya ile tanıştıktan sonra böyle bir konsere imza atmaya karar verdiklerini, 2 aydır bu geceye hazırlandıklarını söyledi. Kaya'nın çok yetenekli bir insan olduğunun altını çizen Nikitina, "Onunla sahnede birlikteyken ruh birliği hissettim. Müzik varsa yaşıyorsun demektir, yani hiçbir şeye engel değil." ifadelerini kullandı.
Bilgisayar programını hazırlayan Vamvakousis de Kaya ile internette tanıştığı günü hala unutamadığını, onun müziğe olan tutkusu ve arzusu sayesinde "Eye Harp" isimli bir bilgisayar programı geliştirdiğini kaydetti. Bu akşam ne kadar güzel bir iş yaptığını bir kez daha anladığını vurgulayan Vamvakousis, amacının engellilerin de müzik yapıp enstrüman çalması olduğunu sözlerine ekledi.
The eye harp programının tanıtıldığı resmi site :
https://theeyeharp.org
Alper Kaya'nın the eye harp programını kullanarak göz hareketleriyle seslendirdiği
çeşitli parçalar :
https://theeyeharp.org/performances-of-users/
Alper Kaya'nın konserinde piyano ve vokal eşliğinde seslendirdiği, pan flüt formundaki klasik parçalardan ilki ekli videoda.

19 Şubat 2025 Çarşamba

EYE VDJ MASA(武藤将胤)_PROFILE2025_日本語


EYE VDJ MASA (WITH ALS Masatane Muto) 2014 yılından beri ALS (amyotrofik lateral skleroz) ile mücadele eden bir içerik yaratıcısıdır.Şu anda çeşitli sanatçılarla işbirliği yapmak ve müzik üretim sürecine meydan okumak için en son göz izleme teknolojisinin yanı sıra taze bakış açısını kullanıyor.Masatane Muto, müzik aracılığıyla sadece ALS hastalarına değil, geçmişi ve koşulları ne olursa olsun herkese güçlü umut mesajları iletiyor. Bir göz izleme iletişim cihazı kullanarak, sadece gözlerinin hareketiyle aynı anda müzik ve video (DJ ve VJ) çalmasını sağlayan bir sistem geliştirdi.Bu gelişme sayesinde müzik festivallerinde ve diğer çeşitli etkinliklerde canlı performanslar sergileyebilmiştir.Masatane Muto, çalışmalarından elde ettiği gelirin bir kısmını ALS ile ilgili daha ileri araştırmaların finanse edilmesine yardımcı olmak için bağışlamayı taahhüt ediyor.

19 Ocak 2025 Pazar

ALS hastalığında kök hücre bilmecesi

ALS hastalığında kök hücre tedavisi nedir?


ALS hastalığında,, istemli hareketleri kontrol eden, beyinde  ve omurilikte bulunan Motor Nöron adı verilen sinir hücreleri canlılığını yitirmektedir. Nedeni bilinmemekle birlikte bazı teoriler mevcuttur. 

Kök hücreler, yumurta ve sperm hücrelerin bir araya gelmesinden sonra yaşamın ilk günlerinde canlıyı oluşturacak olan hücrelerdir. Bu hücreler her türlü hücreye dönüşme yeteneği olan hücrelerdir. Doğumdan sonra giderek azalır ve ömür boyunca vücutta az sayıda mevcut olmaya devam ederler. 

Sinir sistemini oluşturan hücreler çok çeşitlilik gösterir. Bu hücreler hasar gördüğünde yeniden oluşmaz. Bununla birlikte az sayıda mevcut olan Kök hücreler tarafından yaşamı destekleyici faktörlerden yararlanırlar. 

Teorik olarak kök hücrelerin motor nöronlara dönüştürülmesi fikri yıllar önce ortaya çıkmıştır. Ancak yapılan çalışmalarda kök hücrelerin  yeni Motor Nöron hücrelerinin yerine geçmediği anlaşılmıştır.  Bunun yerine, Nörotrofik faktörler adı verilen ve sinir hücrelerinin kendilerini onarmasına destek olacak maddeleri ürettiği anlaşılmıştır. Bazı sinir sistemi hastalıklarında kök hücre tedavisinden yararlanmak mümkündür. Örneğin inme geçirmiş hastalarda erken dönemde kök hücre tedavisi oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.  Bununla birlikte, ALS hastalığı gibi  dejeneratif hastalıklarda bu yöntem kalıcı bir çözüm olarak kabul edilmiyor. 

Sonuç olarak, günümüzde kök hücre tedavisi henüz FDA tarafından onaylanmamıştır. Rutin bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiyor. 

NurOwn Nedir? 

NurOwn kemik iliğinden alınmış mezenkimal kök hücreleri vücut dışında bir çeşit zenginleştime yöntemidir. Kök hücreler, bu yöntemle nörotrofik faktör denilen ve nöron gelişiminde, korunmasında ve işlevinde görev alan maddeleri sentezleyen hücreler haline geliyor. Ardından da elde edilen ve bu sözkonusu faktörleri salgılayan hücreler, omuriliğe doğrudan enjekte ediliyor ve bu nörotrofik faktörler sayesinde de nöronların korunmasını sağlıyor.

NurOwn Ne işe yarar? 

NurOwn (MSC-NTF hücreleri) Brainstorm-Cell Therapeutics tarafından araştırılan potansiyel bir tedavidir. Tedavi, hastaların kalça kemiğinden çıkarılan kemik iliğinden mezenkimal kök hücreleri saflaştırır. Kemik iliğinden elde edilen kök hücreler, hücrelerin nörotrofik faktörler üretmesini sağlayan NurOwn maddesiyle birlikte vücut dışında çoğaltılır. Nörotrofik faktörlerin nöronların sağlığını koruduğu ve geliştirdiği düşünülmektedir. Hücreler daha sonra aynı hastaya omurilik sıvısına geri enjekte edilerek, ALS den  etkilenen sinir sistemine bu nörotrofik faktörleri sağlayarak etkili bir ilaç görevi görebilecekleri umulmaktadır. Plasebo grubundaki insanlarda, sadece fiziksel prosedürün etkisiyle prosedür artı tedavi edilen hücrelerin etkisini karşılaştırmak için hala kemik iliği alınmış ve omurilik sıvılarına bir enjeksiyon yapılmıştır (ancak enjeksiyonda hücre yoktur)

Nurown teknolojisi ile yapılan çalışmalar 

Çalışma sonuçları NurOwn'un plaseboya kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme göstermediğini ortaya koymuştur. Ancak çalışma, gelecekteki klinik çalışmalarda kullanılmak üzere çalışma tasarımı ve tedavi yanıtının potansiyel biyobelirteçleri hakkında önemli bilgiler sağlamıştır. NurOwn, VEGF gibi nörotrofik faktörlerde beklenen önemli artışı ve MCP-1 gibi nöroinflamatuar belirteçlerde azalmayı ve NfL'de azalmaya yönelik bir eğilimi (önemli ölçüde anlamlı değil) göstermiştir.

Brainstorm firmasının FazIII çalışması 

Resmi Başlık: ALS'li Katılımcılarda NurOwn®'un (Nörotrofik Faktörler Salgılayan Otolog Mezenkimal Kök Hücreler) Tekrarlanan uygulanmasının Etkinliğini ve Güvenliğini Değerlendirmek İçin Faz 3, Randomize Çift Kör, Plasebo Kontrollü Çok Merkezli Bir Çalışma

Bu çalışmada, hastanın kendi kemik iliğinden zenginleştirilmiş, ex vivo çoğaltılmış ve Nörotrofik faktörler (NTF) salgılaması sağlanan otolog kemik iliği kaynaklı mezenkimal stromal hücrelerin (MSC) transplantasyonuna dayanan NurOwn® (MSC-NTF hücreleri) tedavisinin tekrarlanan uygulamasının güvenliği ve etkinliği değerlendirilecektir.

Otolog NurOwn® (MSC-NTF hücreleri), nöronların ve glial hücrelerin nakledilen hücreler tarafından salgılanan nörotrofik faktörleri alması beklenen standart lomber ponksiyon yoluyla intratekal olarak hastaya geri nakledilir.

Ayrıntılı Açıklama

Nörotrofik faktörler (NTF'ler), embriyonik, neonatal ve yetişkin nöronlar için güçlü hayatta kalma faktörleridir ve ALS için potansiyel terapötik adaylar olarak kabul edilirler. ALS hastalarında etkilenen nöronların yakın çevresine birden fazla NTF verilmesinin, onların hayatta kalmasını iyileştirmesi ve böylece hastalığın ilerlemesini yavaşlatması ve semptomları hafifletmesi beklenmektedir. NTF salgılayan mezenkimal stromal hücreler (MSC-NTF hücreleri), ALS hastalarında NTF'leri doğrudan hasar bölgesine etkili bir şekilde iletmeyi amaçlayan yeni bir hücre terapötik yaklaşımıdır.

https://clinicaltrials.gov/study/NCT03280056


9 Şubat 2024 Cuma

ALS hastalarının yaklaşık %35’inde frontotemporal demans belirtileri görülüyor


Beyin dokusu üzerinde yapılan yeni bir çalışmaya göre, amiyotrofik lateral skleroz (ALS) teşhisi konan kişilerin üçte birinden fazlası aynı zamanda frontotemporal demans (FTD) belirtileri de gösteriyor.

İncelenen dokuların %90'ından fazlasında, hastalarda sinir hasarına katkıda bulunan ALS'nin ayırt edici özelliği olan TDP-43 proteini kümeleri vardı. Ancak FTD belirtileri olan ALS hastalarında daha yaygın kümelenmeler görüldü. Araştırmacılar ayrıca, doku analizi klinik muayene ile karşılaştırıldığında, FTD'deki klinik sunumdaki geniş değişkenlik nedeniyle ALS'nin ALS-FTD'den daha doğru bir şekilde teşhis edildiğini belirtti.

İspanya'daki Sant Pau Araştırma Enstitüsü'nde araştırmacı ve başyazar olan Álvaro Carbayo bir basın açıklamasında, "Nöropatolojik [sinir dokusu incelemesi] çalışmaları ve klinik özelliklerle  doğrudan ilişkili, ALS ve frontotemporal demans gibi hastalıkların temeline ilişkin bilgilerimizi genişletmemize yardımcı olarak biyobelirteçler ve spesifik tedaviler üzerine gelecekteki çalışmalara kapı açıyor" dedi.
"Frontotemporal lobar dejenerasyonda klinikopatolojik korelasyonlar: motor nöron hastalığı spektrumu" başlıklı doku inceleme çalışması Brain dergisinde yayımlandı.

Motor nöron hastalığı olarak da adlandırılan ALS, ilerleyici kas güçsüzlüğü ve erimesi (atrofi) ile kendini gösterir. Beyin, beyin sapı ve omurilikteki istemli kas hareketlerini kontrol eden özelleşmiş sinir hücreleri olan motor nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. FTD, davranış ve dilde değişikliklerle kendini gösteren bir demans grubudur. ALS gibi, bu hastalık da motor nöron dejenerasyonundan kaynaklanır, ancak esas olarak iki farklı beyin bölgesindeki, frontal ve temporal loblardaki nöronları etkiler.

ALS hastalarının çoğunda ve FTD hastalarının yarısına kadarında motor nöron işlevi, TDP-43 proteininin yanlış katlanmış bir versiyonunun toksik birikimi nedeniyle bozulur. Bu iki hastalık aynı zamanda C9orf72, TBK1 ve TARDBP genlerindeki mutasyonlarla da ilişkilidir. Ayrıca, ALS hastalarının yaklaşık yarısı davranış ve biliş değişiklikleri geliştirecek ve tahmini %10-15'i FTD tanısı için kriterleri karşılayacaktır.

Beyin dokusu analizi, FTD'nin kesin tanısı için referans olmaya devam ettiğinden ve ALS'de bu analizleri gerçekleştiren çok fazla çalışma olmadığından, ALS hastalarında FTD'nin kesin sıklığını tahmin etmek zordur.

Bunu öğrenmek için Carbayo ve Ricard Rojas, MD, PhD liderliğindeki bir araştırma ekibi, FTD sıklığını analiz etmek ve ayrıca klinik, genetik ve dokuyla ilgili özelliklerine göre belirli alt grupları tanımlamak için FTD olan ve olmayan ALS hastalarının klinik verilerini ve beyin dokusunu inceledi.
Carbayo, "Nörodejeneratif hastalıkların bu spektrumunu daha iyi anlamak ve hastalarımıza daha iyi bakım sağlamak için birlikte çalışmamız çok önemli" dedi

Araştırmacılar, ölüm ve beyin bağışı yaş ortalaması 66,4 olan 124 hastadan alınan beyin örneklerini inceledi. Araştırmacılar, bunların arasında 44'ünün (%35,5) FTD (ALS-FTD) ile ilişkili özellikler gösterdiğini ve bunun önceki klinik tahminleri aştığını belirtti.

FTD olsun ya da olmasın neredeyse tüm beyin örneklerinde (%93,6) TDP-43 protein agregatları vardı. FTD belirtileri olanların %90,9'unda TDP-43 agregatları vardı ve bu agregatlar beyin dokusunda sadece ALS hastalarına kıyasla daha yaygın bir şekilde dağılmıştı.

Klinik takip sırasında hastaların %38,7'sinde bilişsel veya davranışsal değişiklikler görülmüştür, ancak FTD grubundaki hastalarda bu değişiklikler sadece ALS olanlara göre önemli ölçüde daha fazladır (%88,6'ya karşı %13,3).

FTD klinik tanısı, FTD bulguları olan ALS hastalarında, sadece ALS olanlara göre daha yaygındı (%67,4'e karşı %6,3). Beş hasta FTD'nin doku bulguları olmadan FTD tanısı aldı, ancak beyin dokusunda bilişsel-davranışsal bozukluğu açıklayabilecek hastalıkla ilişkili başka değişiklikler vardı.
Ekip, klinik veriler ve doku analizi arasındaki teşhisi karşılaştırdığında, ALS hastalığı ALS-FTD'ye göre daha doğru teşhis edildi (%93,8'e karşı %61,4).

ALS ve ALS-FTD arasındaki sağkalım oranında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamış, her iki grup da benzer bir hastalık süresi göstermiştir. Başlangıç bölgesi, yüz ve boğazı etkileyen semptomların varlığı veya hastalığa neden olan mutasyonlardan bağımsız olarak da benzer sağkalım oranları bulunmuştur.

ALS ile ilişkili genetik mutasyonlar ALS-FTD'de ALS'den daha sık görülmüştür (%31,8'e karşı %5) ve C9orf72 mutasyonları beyin dokusunda FTD bulgularıyla bağımsız olarak ilişkilendirilmiştir.
Carbayo, "Hastaların klinik sunumunda, patolojik ve genetik özelliklerinde şaşırtıcı bir heterojenlik [değişkenlik] gözlemledik ve diğer serilerde tanımlanandan daha yüksek bir frontotemporal demans sıklığı tespit ettik" dedi.

Araştırmacılar şöyle diyor: "Nöropatolojik olarak doğrulanmış MND vakaları serimizde %35,5'lik bir [FTD] sıklığı tanımlıyoruz. ALS-FTD spektrumu, özellikle spesifik alt grupları tanımlamanın özellikle zor olduğu [FTD] hastalarında olmak üzere, tüm yönleriyle oldukça heterojendir."


24 Aralık 2023 Pazar

Ses klonlama sayesinde ALS hastası kendi sesine kavuştu

 

Ses Bankacılığı (Voice banking)  nedir?

Ses Bankacılığı, sesinizi kaydetme ve bu kaydı kişiselleştirilmiş sentetik bir ses oluşturmak için kullanma sürecine verilen bir terimdir. Bu sentetik ses daha sonra, metni konuşmaya dönüştüren bir cihazda kullanılabilir.  Bir kişinin kendisine ait olan bir sesle iletişim kurmasını sağlar. Geleneksel olarak ses bankacılığı, yalnızca sesini kaybedeceğini bilen ancak henüz konuşma bozukluğu geliştirmemiş kişiler tarafından kullanılabilir.

Ses klonlama (Voice cloning)  nedir? 

Bir kişinin ses kayıtlarından yapay zeka ve Makine öğrenme yöntemleri ile bir sentetik ses oluşturmaya ses klonlama denir.  Bu sentetik ses herhangi bir metin okuyucuda yazıyı sese dönüştürülebilir. Özellikle sesini kaybedeceğini bilen ancak henüz konuşma bozukluğu geliştirmemiş kişiler için  (Örneğin ALS hastalığı) kendi orijinal sesi ile iletişim kurma imkanı sağlar. 

Piyasada Türkçe metin okuyucular mevcut. Örneğin Google, cep telefonu ve tabletlerde kullanılan metin okuyucula r... Ancak standart yetişkin erkek ve kadın sesleri mevcut. Kendi sesimi duyurayım derseniz ses bankası veya voice cloning çözümleri mevcut. 

29 Eylül 2023 Cuma

FDA danışma komitesi NurOwn'un ALS onayına red oyu kullandı

17'ye karşı 1 oy, verilerin tedavinin etkinliğini desteklemediğini söylüyor


ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) danışma komitesi, neredeyse oybirliğiyle aldığı kararda, deneysel kök hücre tedavisi NurOwn'un amiyotrofik lateral skleroz (ALS) tedavisi olarak etkinliğini destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını belirtti.

Komite toplantısında tek bir soru üzerinde oylama yapıldı: "Sunulan veriler hafif ve orta şiddette ALS tedavisi için etkililiğe dair önemli kanıtlar ortaya koyuyor mu?"

Toplamda 19 komite üyesinden 17'si hayır oyu kullandı. Bir evet oyu ve bir çekimser oy vardı.

FDA'nın NurOwn ile ilgili resmi kararının Aralık ayında verilmesi bekleniyor. Düzenleyici kurum komitenin oylamasına uymak zorunda değildir, ancak genellikle uymaktadır.

NurOwn'un geliştiricisi BrainStorm Cell Therapeutics'in başkanı ve CEO'su Chaim Lebovits, şirketin basın açıklamasında, "Bugünkü danışma kurulu toplantısındaki tartışma ve ALS ile yaşayanların ve sevdiklerinin yürek parçalayan ifadeleri, sadece yasal esnekliğe değil, aynı zamanda bu alandaki araştırmaların sürdürülmesine olan ihtiyacın da altını çiziyor" dedi ve ekledi: "BrainStorm çalışanları olarak ALS topluluğuna borçlu olduğumuzu derinden hissettiğimiz yükümlülüğü yerine getirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız ve önümüzdeki haftalarda elimizdeki tüm seçenekleri araştıracağız."

FDA denemede sözde taban etkisine dair kanıt bulamadı

NurOwn, bir hastanın kemik iliğinden kök hücrelerin toplanmasını, sinir sağlığını destekleyen moleküller salgılamaları için bir laboratuvarda mühendislik yapılmasını ve ardından hücrelerin hastanın omurgasına geri aşılanmasını içeren hücre bazlı bir tedavidir.

On yıl süren testlerin ardından BrainStorm geçen yıl NurOwn'un ABD'de onaylanması için FDA'ya başvuruda bulundu. Kurum başlangıçta onayı destekleyecek yeterli kanıt olmadığını söyleyerek başvuruyu incelemeyi reddetti.

Ancak BrainStorm, FDA'nın "protesto üzerine dosya" prosedürünü kullanarak yeni bir inceleme ve danışma komitesi toplantısı yapılmasını zorladı.

BrainStorm'un başvurusu, hızla ilerleyen ALS'li 189 kişide NurOwn'u plaseboya karşı test eden büyük bir Faz 3 çalışması (NCT03280056) da dahil olmak üzere çeşitli klinik çalışmalardan elde edilen verileri içermektedir.

Çalışma, NurOwn'un, bir kişinin günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirme yeteneğini değerlendiren standartlaştırılmış bir ölçüm olan ALS Fonksiyonel Değerlendirme Ölçeği-Revize (ALSFRS-R) ile ölçülen hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini göstermeyi amaçlıyordu. Ancak nihai sonuçlar, NurOwn veya plasebo verilen hastalar arasında ilerlemede bir fark olmadığını gösterdi.

Şirket bunun, bazı hastaların ALSFRS-R skorlarının anlamlı bir şekilde düşemeyecek kadar düşük olduğu sözde taban etkisinden kaynaklanabileceğini savundu.

Çalışma bittikten sonra yapılan post hoc analizlerde, şirket sadece taban etkisi olmaması beklenen hasta alt gruplarını analiz etmiştir. Bu sonuçlar genel olarak NurOwn ile plaseboya kıyasla daha yavaş hastalık ilerlemesi olduğunu göstermiştir.

Komite toplantısından önce yayınlanan brifing belgelerinde FDA, BrainStorm'un işaretlediği hastalarda bir taban etkisine dair kanıt bulamadığını söyledi. Kurum ayrıca, post hoc analizlerin yanlış pozitif sonuçlara büyük ölçüde eğilimli olduğu konusunda uyarıda bulundu ve genel olarak NurOwn'un onaylanmasını desteklemek için yeterli veri olmadığı yönündeki tutumunu yineledi.

Komitenin oylaması, bu acımasız ve ölümcül hastalığı yönetmeye yardımcı olacak çok az seçeneğe sahip olan ALS topluluğu için üzücü bir sonuç oldu.

Danışma komitesi, mevcut verilerin NurOwn'un ALS'de etkili olduğunu göstermek için yeterli olmadığı yönünde güçlü bir oy kullandı - bu karar FDA tarafından potansiyel bir reddi daha da destekliyor.

BrainStorm'un eş CEO'su Stacy Lindborg, "Komitenin oylaması, bu acımasız ve ölümcül hastalığı yönetmeye yardımcı olacak çok az seçeneğe sahip olan ALS topluluğu için üzücü bir sonuç oldu" dedi.

Lindborg, "Bugün NurOwn için sunulan verilerin toplamının, klinik yanıtı öngören güçlü ve tutarlı biyobelirteç verileriyle desteklenen daha az ilerlemiş hastalığı olanlarda klinik kanıtlarla birlikte onay için ikna edici bir durum sağladığına inanıyoruz" dedi.

Lindborg, toplantı sırasında BrainStorm'un komitenin tüm sorularını yanıtlaması için çok az zaman verildiğini öne sürdü.

"NurOwn verilerini FDA danışma komitesine açıklamak için gerçekten elimizden geleni yaptık. Ne yazık ki, daha fazla zaman ve fırsat tanınmış olsaydı, danışma komitesi üyeleri tarafından yöneltilen birçok soru yeterince ele alınabilirdi" dedi Lindborg.