Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Çevresel faktörler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevresel faktörler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2025 Çarşamba

Çevresel faktörler, coğrafik faktörler ve ALS

 An amyotrophic lateral sclerosis hot spot in the French Alps associated with genotoxic fungi


1990 ve 2018 yılları arasında, Fransız Alpleri'ndeki dağlık bir mezrada yaşayanlarda ve ikinci evleri olan ziyaretçilerde 14 amiyotrofik lateral skleroz (ALS) vakası teşhis edildi. Sistematik araştırma, ALS vakalarını birbirine bağlayan sosyo-profesyonel bir ağ ortaya çıkardı. ALS için genetik risk faktörleri dışlanmıştır. Bilinen bazı çevresel faktörler incelenmiş ve elenmiştir; özellikle toprak, su veya evde yetiştirilen ve gıda olarak kullanılan bitkilerdeki kurşun ve diğer kimyasal kirleticiler, radon ve elektromanyetik alanlar. Yaşam tarzıyla ilgili bazı davranışsal risk faktörleri belirlenmiştir: Motor nöron hastalığının klinik başlangıcından önce bazı hastalar yüksek derecede atletikti ve tütün içiyordu. Yeni bir hipoteze dayanarak sahada yapılan son araştırmalar, tüm hastaların yabani mantarları, özellikle de zehirli False Morels'i yediklerini göstermiştir. ALS kohortunun yarısı Gyromitra gigas mantarı tüketimini takiben akut hastalık bildirmiştir. Bu bulgu, mantar kökenli genotoksinlerin motor nöron dejenerasyonuna neden olabileceği hipotezini desteklemektedir.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34216974/

Fransa'daki bir lagünün etrafında, New Hampshire'daki bir gölün çevresinde, Montreal'deki tek bir apartman binasında ve İtalya'daki Etna Dağı'nın doğu (batı değil) yamacında yüksek ALS oranları gözlemlenmiştir. 

Bu tür kalıplar, hastalığın nedenini bulmak için 150 yıl harcayan bilim insanlarını şaşırtmıştır. Son araştırmaların çoğu ALS'nin genetiğine odaklanmıştır, ancak kümeler kışkırtıcı bir şekilde çevresel faktörlerin öncü bir role sahip olduğunu öne sürmektedir. Ve her yeni küme, bilim insanlarına bu çevresel etkilerin ne olabileceğini açıklamak için nadir bir şans sunmaktadır; eğer yeterince hızlı inceleyebilirlerse. Birçok küme, bir zamanlar ortaya çıktıkları kadar gizemli bir şekilde kaybolmaktadır.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra, ALS'ye çok benzeyen bir nörodejeneratif hastalık (bazı hastalarda Parkinson ve bunama belirtileri de görülse de) Guam'da, çoğunlukla yerli Chamorro halkı arasında artış gösterdi. Salgını inceleyen etnobotanikçi Paul Alan Cox, "İnsanların yüzde 25'inin ALS'den öldüğü bir köye yürüdüğünüzü hayal edin," diyor. "Agatha Christie romanı gibiydi: Katil kim?"


20 Aralık 2016 Salı

Elektrik çarpması, Manyetik alan ve ALS riski

Elektrik  çarpması ve ALS ilişkisi çok kesin olmamakla birlikte az da olsa literatürde örneği var. Yıldırım çarpması da dahil olmak üzere  20.000 V alternatif akım çarpması ve şehir elektriği çarpması sonucu ALS benzeri belirtiler gösteren olgular literatürde bildirilmiş. Al Chalabi ve ark. Elektrik çarpması ve ALS ilişkisini gösterememişler. Fakat iş güvenliği, mesleki riskler konusunda yapılan araştırmalarda elektrik çarpması ve manyetik alan risk faktörleri olarak gösterilmiş.
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27377857
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11186914
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27027889
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4819821/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25229273
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18379742
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1944410

ALS ve çevresel faktörler - Pestisidler

Literatürden çıkan kanıt, ALS nörodejenerasyonunda pestisitlerin ALS tutulumunda en etkili faktör olarak varsayılmasını güçlendirmektedir. Aslında, pestisit maruziyetinin literatür kanıtlarının daha az çelişkili olduğu tek çevresel faktör olduğunu teyit edebiliriz. Dahası, pestisitlerin bir çok epidemiyolojik çalışmada da belirtildiği gibi, diğer nörodejeneratif hastalıklar (Alzheimer ve Parkinson hastalığı) için risk faktörleri olduğu düşünülmektedir.

Bu epidemiyolojik verilere dayanarak, pestisitlerin bilinen pro-oksidan özelliklerine ve uzun süreli nörotoksisiteye (ALS'de varsayımlanan patofizyolojik mekanizmaları anımsatan) ek olarak, pestisit maruziyeti ALS için en güvenilir risk faktörlerinden biri olarak düşünülebilir.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4819821/

25 Kasım 2016 Cuma

Kurşun geri dönmez!


Bugüne kadar, özel bir tedavi olmadan 25 yıldan uzun yaşayan bir ALS hastası olarak anladığım şudur:

Genetik silahı doldurur, çevresel faktörler tetiği çeker.

ALS hastalığı genellikle 3-5 yılda yaşamsal destek gerekirse de çok değişik gidiş gösterebilir. Stephen Hawking 1942 yılında doğmuş, 1960lı yıllarda ALS teşhisi almış, 55 yıldır ALS ile yaşamaktadır. Trakeostomi ile solunum desteği, PEG yoluyla beslenme desteği almaktadır.

Sporadik ALS denilen grup içinde de son yıllarda bazı gen mutasyonları bulunmuştur, giderek daha fazla mutasyon türleri keşfedilmektedir.

Bazı ALS hastaları Genetik mutasyon bulunsun veya bulunmasın 1 yılda yaşamsal destek ihtiyacı oluyor Bazıları ise 35-40 yıl yaşamsal destek gerekmeden yaşıyor. ALS hastalarının %10 kadarınde hastalık yavaş ilerliyor.

Zaten yavaş giden ALS türüne yakalanmış bazı hastalar, bunu kendi çabaları ile başardıklarını düşünüyorlar. Hatta bazı hastalar ve firmalar bu durumu ürün reklamı olarak kullanıyorlar.

Yıllardır aynı isimlerle karşılaştım. Örneğin

David Atkinson

Steven Shackel

Eric Edney (rip) Eric is winning

Dr Craig Oster

...

Bu isimler dışında kendi reklamını yapmayan, 30 yıl üzerinde ALS ile yaşayan pek çok ALS hastasının olduğunu biliyorum.

Dr Richard Bedlack, bu şehir efsanelerini daha yakından incelemek için ALS Reversals projesini yürütmektedir.

Sonuç: Genetik silahı doldurur, çevresel faktörler tetiği çeker. Pek çok hastalık için bu benzetme geçerlidir. Kurşun namludan çıktıktan sonra geri dönmez...


Sağlıklı beslenelim,

Stres yapmayalım,

Ruhumuza, kendimize ve başkalarına iyi davranalım.

Başkalarının öykülerini anlamaya çalışalım,

Kendi öykümüzü anlamlandıralım,

Bilgiyi rafine edelim, kendimizden birşey katalım, paylaşalım

Bizler ALS hastaları kurşunu yedik. Bizden sonrakiler için dünyanın daha yaşanılabilir olması için kimyasallar, gdo lu gıdalar, hormonlu, kimyasal koruyuculu besinlere tepki gösterelim. Gdo tohumlardan uzak duralım.

Gelecek nesillerin silahlarını doldurmayalım...

Sevgilerimle

12 Mayıs 2016 Perşembe

Çevresel toksinler ALS hastalığı için risk faktörü oluşturuyor

Yayınlanma: 10 Mayıs 2016, Sara Bolton

9 Mayıs’ta JAMA Neurology dergisinde ALS hastalığı ve haşere ilaçlarında bulunan çevresel zehirler arasındaki muhtemel bağlantıları araştıran bir çalışmanın sonuçları yayınlandı.

Michigan Üniversitesi’nde Dr. Feng-Chiao Su ve Dr. Eva Feldman öncülüğünde bir grup araştırmacının yapmış olduğu çalışmada haşere ilaçlarına maruz kalmanın, ALS hastalığı gelişme riskini arttırdığı sonucuna ulaşıldı.

Bu çalışma neleri kapsamaktadır?

Amerika’nın Michigan eyaletinde gönüllü 129 sağlıklı insan ile 156 ALS hastası kendilerine ait mesleki geçmişlerine ait anketi tamamlayıp kan örnekleri verdiler.

Ankette, katılımcılara yaptıkları uğraşlar ile ilgili hayatlarındaki 4 farklı zamana ait sorular soruldu. Bu zaman dilimleri hayatlarının son 10 yılı, son 10 ile 30 yıl arası, 30 yıl ve öncesi ve de hayatlarındaki herhangi bir noktasını kapsamaktaydı. Araştırmacılar verilen cevaplardan yola çıkarak katılımcıların haşere ilaçlarına maruz kalıp kalmadığı ihtimalini ortaya çıkarmaya çalıştılar.

Katılımcıların vermiş olduğu kan örneklerinde, organik klorlu haşere ilaçları ya da OCP’ler de dahil olmak üzere 122 adet kalıcı çevre kirleticilerin seviyelerine bakıldı.

Kalıcı çevre kirleticiler, doğada çok yavaş şekilde yok olabilen uzun yarı-ömürlü kirleticilerdir. Bu da çok uzun yıllar önce maruz kalınsa bile insan kanında daha sonradan da görülebileceği anlamına gelmektedir. Ancak kanda görülebilecek bu değerler maddelerin kaynağının mesleki koşullarda mı veya evdeki kullanımlarda mı ya da üzerine haşere ilacı bulaşmış meyve sebze tüketimiyle mi vücuda alındığı hakkında bilgi verememektedir.

Çalışma sonucu neyi göstermektedir?

Bu çalışmanın sonucu, mesleki yaşamın herhangi bir zamanında haşere ilaçlarına maruz kalmanın ALS hastalığı için yüksek bir risk taşıdığını işaret etmektedir.

İncelenen kan örnekleri, kanda yoğunlaşan 5 adet çevre kirleticisinin ALS hastalığı için yüksek risk olabileceğini göstermektedir.

Bu tip çalışmalarda iki faktör arasındaki bağlantının değeri göreceli risk oranı olarak verilmektedir. Göreceli risk oranı, herhangi bir maddeye maruz kalındıktan sonra ne tür bir neticenin oluşacağı ihtimallerini göstermektedir. ( Bu çalışmada, haşere ilaçlarına maruz kalmanın ALS’yi tetiklemesine ait riski göstermektedir.) Birin üzerindeki oranlar ilişkili ikiden fazla ihtimali işaret etmektedir.

İş yerinde haşere ilaçlarına maruz kalma için rapor edilen göreceli risk oranı 5.09’du. Halbuki kan örneklerindeki 5 adet kimyasal madde için göreceli risk oranı 1.81 ile 5.74 arasında dağılım göstermekteydi. Bu rakam, ALS hastalığını tetikleme riskinin 5 kat fazlasına kadar tekabül etmektedir. (Aksine, bağıl risk hala son derece düşük.)

Benim için bu ne anlama gelmekte?

Haşere ilaçlarının çok farklı çeşitleri mevcuttur. Araştırmacıların ALS hastalığını tetikleme riskini arttırdığını tespit ettiği haşere ilacı grubu ise, eski bir tip olan ve insan vücuduna girdikten sonra uzun süre kalabilen bir ilaç grubu. Bunların da etkileri bilinmektedir. Bu nedenle DDT’de olduğu gibi birçok eski tür haşere ilacının kullanımına yasak getirilmiştir.

Günümüzdeki modern haşere ilacı kullanımı tam anlamıyla ayarlanmış ve kullanılan kimyasallar eski türlerdeki gibi vücutta uzun süre kalmamaktadır. Katılımcıların kan örneklerinde yeni nesil haşere ilaçlarına rastlanmadı. Bu yüzden yeni nesil ilaçların ALS hastalığı için bir risk faktörü olup olmadığını bilmiyoruz.

MND Derneği Araştırma Bölümü başkanı Dr. Belinda Cupid bu çalışmanın sonucunu şu şekilde yorumladı:

“Biliyoruz ki insanlar, ALS hastalığına farklı çevresel nedenler, yaşam biçimleri ve de genetik faktörler sonucunda yakalanmaktadır.”

“Bunlardan her birinin kendi başına ALS hastalığına neden olacağı olasılık dışı tutulmaktadır ve bu araştırmanın sonuçları bir keşif olarak değerlendirilmemektedir. Ancak haşere ilaçlarına maruz kalınmayla ilgili bu kanıt, ALS hastalığına yakalanma sayısı artışına karşın hastalığa sebep olan bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Eminim ki bu, gelecekteki araştırmalar için bir odak noktası olacaktır.

Çevresel toksinler ALS hastası olmak için tek başına yeterli mi?

Bu çalışma, ALS’ye neden olabilecek risk faktörlerine ait bilgilerimize katkı sağlasa bile cevap bekleyen bazı sorular hala var:

§ Haşere ilaçlarına maruz kalma ne zaman ALS’yi tetikleme riskinin artışına sebep olacak (X yıl süresi içerisinde ilaca maruz kalma)?

§ Hangi seviyede ilaca maruz kalma yüksek bir risk içermektedir?

§ Tüm haşere ilaç çeşitleri bir risk faktörü olarak kabul edilmekte midir yoksa sadece belli başlı olanları mı risk faktörüdür? (eski tip ilaç vs. modern ilaç)

§ Haşere ilaçları motor nöron hücre tahribatına nasıl sebep olmaktadır?

Daha fazla bilgi için:

Journal article: Feng-Chiao Su et al. (2016) Association of Environmental Toxins With Amyotrophic Lateral Sclerosis. JAMA Neurology. Published online May 9, 2016 doi: 10.1001/jamaneurol.2016.0594 (published open access)

Editorial in JAMA Neurology: J Cragg, M Cudkowicz, M Weisskopf. The Role of Environmental Toxins in Amyotrophic Lateral Sclerosis Risk. doi: 10.1001/jamaneurol.2016.1038

http://archneur.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=2519875

Çeviri: Eren Uyumaz