Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Diyafram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyafram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2024 Cuma

Trakeotomi, Trakeostomi

Bulber başlangıçlı ALS de önceleri, beyin-omurilik sisteminin "bulbus " adı verilen  (Türkçesi soğancık)  bölgesinin kontrol ettiği fonksiyonlar bozuluyor.  Bunlar, solunum kasları, dil kasları, çiğneme kasları ve yutak kasları ile ilgili fonksiyonlardır.

Solunum merkezi ve özellikle diyafram adelesinin otomatik solunum yapmasını sağlayan sinirlerin merkezi de bulbus bölgesinde yer alır. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının solunum problemi daha erken ortaya çıkar.  Bulber başlangıçlı ALS hastalarında dilde peltekleşme, yavaş konuşma ve yutma güçlüğü  ve solunum güçlüğü problemleri erken bulgu olarak karşımıza çıkıyor. Bulber başlangıçlı ALS hastalarının yürüme ve el becerileri nisbeten daha uzun süre sağlam kalıyor.

Spinal (Limb)  başlangıçlı formunda ise önce ayaklar, bacaklar, eller ve kollarda güç kaybı belirgin oluyor. Bu tür ALS de solunum, yutma ve konuşma daha sonra etkileniyor.

Sonuçta hangi fonksiyon önce bozulur ise ona yönelik çözümler bulmak gerekiyor.

Solunum güçlüğü başlamasa da kandaki Oksijen seviyesi düşük ise, bu durumda Sinir hücrelerinin de oksijenlenmesi bozulacağı için hastalığın gidişatı hızlanacaktır.  Solunum kaslarının zayıflaması nedeniyle Oksijen ve karbondioksit değişimi yeterince yapılamaz. Bu nedenle ALS hastalığında asıl sorun, kanda karbondioksit artmasıdır. Buna hiperkapni denir. Bu durumda kendi solunum kaslarını kullanamaya hastalarda pozitif basınçla solunum desteği vermek önemlidir.

Not: Solunum desteği derken ALS için çok önemli bir konuyu belirtmekte fayda var. ALS li hastaya maske ile Oksijen vermek tehlikelidir. Ambu veya solunum cihazı desteği ile verilebilir. Acil servislerde bu hata ne yazık ki yapılmaktadır.

Solunum desteği 2 şekilde verilebilir.

1. Non-invaziv:  Herhangi bir cerrahi girişim yapılmadan, BIPAP adı verilen solunum cihazından gelen pozitif basınçlı havayı maske yoluyla hastaya vermek.

2. Invaziv: Cerrahi girişimle soluk borusuna bir delik açılır ve bir tüp (kanül)  yerleştirilir.  Çeşitli solunum modlarını destekleyen bir solunum cihazı (ventilatör ), Trakeotomi Kanülüne bağlanır. Solunum  cihazından gelen pozitif basınçlı hava, Trakeotomi tüpü yoluyla hastaya verilir. 

Trakeotomi:  Latincede "tomi " sözcük eki kesmek demektir. Trakeotomi, Trakea yani nefes borusuna delik açmak demektir. ALS hastalarında bu yöntem ile bir tüp takılır. Böylece hem hastanın konuşma yeteneği mevcut ise devam etmesi sağlanır hem de tüpün belli aralıklarla değiştirilmesi daha kolay olur. Hatta günün birinde hasta iyi olursa, açılan Trakeotomi deliği kapatılır ve eski haline döner. Yani trakeotomi, geri dönüşü olan bir cerrahi işlemdir. 

Aslında ALS hastalarında Trakeotomi işlemi yapılır. Genellikle Trakeotomi ve Trakeostomi terimleri aynı anlamda kullanılmaktadır. 

Trakeotomi işleminin teknik olarak solunum güçlüğü çeken hastayı kısmen rahatlatması beklenir. Çünkü nefes alırken burundan gelen havanın bir kısmı, nefes verirken gırtlak ile burun arasında kalır. Buna ölü boşluk denir. Trakeotomide ise hava alınan delik akciğere daha yakın olduğu için kandaki Oksijen seviyesi artar, karbondioksit daha rahat atılır. 

Her halükârda trakeotomi yapılması bu açıdan avantaj getirir. Hasta, geceleri solunum güçlüğü çekerse, Trakeotomi tüpü yoluyla  ventilator hastayı güvenli olarak solutur. Zira bu dönemde en büyük tehlike, geceleri solunum durması (apne)  nöbetleridir.

Trakeotomi, küçük bir cerrahi işlemdir. Ancak 7-10 gün hastanede takip gerektirir. Trakeotomi işlemi öksürmeye, balgam çıkarmaya engel değildir. Fakat ALS hastalarında diyafram adelesinin giderek zayıflaması sonucunda öksürükle balgam çıkarmak zorlaşır, solunum yollarında balgam birikebilir. Solunum güçlüğü ve öksürük artar.  Biriken balgamın aspiratör cihazı ile temizlenmesi gerekmektedir. Bu işlem kolay bir şekilde yapılabilir.  Ancak hastanın bu işlemi kendisinin yapması çoğu zaman mümkün olmaz.  Yani Trakeotomi yapılan hastanın, aspirasyonunu yapacak  birisine ihtiyacı olacaktır. Aspirasyon işlemi, hastanede hasta başında kolaylıkla öğrenilebilir, hasta yakını veya yardımcısı bu işlemi öğrenebilir. Trakeotomi yapılan hastanın ilk günlerde günde 4-5 kez daha sonra günde 1-2 kez aspirasyon ihtiyacı olacaktır.


Yutma güçlüğü başladıysa nasıl besleniyoruz? 

Bulbar ALS de hastaların büyük çoğunluğunda yutma güçlüğü de ortaya çıkabilir. Beslenmesi bozulan hasta kilo kaybeder. Bu durumda  PEG (perkütan endoskobik gastrostomi) yapılır.  PEG  işlemi  yine küçük bir cerrahi işlemdir. Perkütan endoskobik gastrostomi- işlemi, endoskobik cerrahi ile, göbek cildinden mideye bir tüp yerleştirilmesidir. 15-20 dakikalık ağrısız bir işlemdir.

Trakeotomi ve PEG işlemi ayrı ayrı veya birlikte yapılabilir. Bütün problem, hastanın buna psikolojik açıdan hazırlanmasıdır.

Notlar:
Trakeotomi, konuşmaya engel oluşturmaz
PEG yapılmış hasta, ağızdan beslenmeye, tat duyusunun keyfini sürdürmeye devam edebilir.
Kan gazları tetkiklerde Oksijen seviyesi düşük ise, gündüzleri uyuklama mevcut ise, geceleri uyku bozuklukları ve kabuslar var ise bunlar,  kanda karbondioksit seviyesinin arttığını gösterir. Nefes alırken burun kanatları da açılıp kapanıyor ise oksijen yetmiyor demektir. Bu dönemde en çok görülen problem pnömoni (zatüre) hastalığıdır. ALS de pnömoni tedavisi mutlaka hastanede yapılmalıdır. Trakeotominin pnömoni riskini azalttığı bilinmektedir.

Trakeostomi sonrasında bir yardımcı, hasta yakını, bakım veren, hasta bakıcı gerekebilir. Trakeostomi sonrasında öksürükle çıkarılamayan balgam ve trake temizliği için günde birkaç kez aspirasyon sondası ile aspirasyon yapmak gerekebilir. Aylık veya 5-6 ayda bir trakeostomi kanülü değişimi gerekebilir. 
Bazı hastalar, olunum cihazı ile nefes almaya devam edebilir. Bazı hastalarda solunu cihazı olmadan nefes almaya devam edebilir. ALS hastalığı ilerleyici bir hastalık olduğu için kişie göre değişiyor. 
Trakeostomi bakımı ve aspirasyon konusunda genellikle hastanede eğitim veriliyor. 

Derleme: Dr Alper Kaya 
Not: Bu blogun yazarı Dr Alper Kaya, 2004 yılından beri trakeotomi ile ventilatöre bağlı yaşamaktadır. 

9 Temmuz 2023 Pazar

ALS hastalarına Oksijen verilir mi

ALS hastalarında diyafram tutulumu başladığında hasta zaman zaman nefes darlığı çeker. Bunun sebebi, diyafram adelesinin zayıflaması ve bunun sonucunda yeterli hacimde havayı akciğerin içine çekememesidir. Bunun rakamsal değeri, respirometre ile ölçülür. FVC (forced vital capacity)  -en derin solunum ile alınan hava hacmi- azalır. Akciğerlerde yeterli gaz değişimi yapılamaz. Kanda karbondioksit seviyesi yükselir. Dolaşım sisteminde bulunan kimyasal algılayılar solunum sayısını arttırmak için solunum merkezini uyarırlar.


Normalde kandaki CO2 seviyesi yükselince diyafram adelesi otomatik olarak sonunum yaptırır ve ne kadar hava alınacağı CO2 seviyesi ile ayarlanır.

Oysa diyafram tutulumu olan ALS hastalarına Oksijen verilince akciğer içindeki CO2 azalacağı için diyafram adelesi çalışmasını durdurur. Bu durumda hasta yardımcı solunum kaslarını kullanacaktır. Bu ise daha çok efor ve Oksijen tüketimine neden olur. Zaten FVC  (Forced vital capacity) azalmıştır.

Uykuya dalmak zorlaşır. Karbondioksit yüksekliği devam eder ve hastada uyuklama başlar. Bu durumda burundan veya maske ile oksijen vermek, kanda birikmiş karbondioksit seviyesini düşürmez. Nefes darlığı nedeniyle acil servise başvuran ALS hastası sadece oksijen verildiğinde solunum güçlüğü düzelmez.Bu nedenle bipap tipi solunum cihazı ile pozitif basınçla oksijen verilmelidir.

Not: Maske ile Bipap ventilator kullanılan veya trakeotomi ile Bipap ventilator kullanan hastalara Oksijen verilebilir. Çünkü Ventilatör cihazları hasta için gerekli hava hacmini otomatik olarak akciğere pozitif basınçla pompalar. Zaten ventilator cihazının bir Oksijen giriş bölümü mevcuttur.


6 Şubat 2021 Cumartesi

PÜF NOKTASI: Solunum problemi yaşıyor olabilirsiniz

PÜF NOKTASI

Bazen geceleri nefes alma problemi yaşıyor musunuz? Uykuya dalmak zorlaşıyor mu? Gece uyanıyor musunuz? Renkli, canlıymış gibi rüyalar görüyor musunuz? İçinizde sürekli bir sıkıntı varmış gibi oluyor mu? Gündüzleri hep uyumak istiyor musunuz?

Solunum problemi yaşıyor olabilirsiniz.

ALS hastalığı istemli kaslarda ilerleyici güçsüzlük ile kendini gösterir. Solunum sistemi iki merkezden kontrol edilir. Spontan (Otomatik) solunum ve istemli solunum. Örneğin derin nefes almak, nefesini tutmak, kuvvetli üflemek, balon şişirmek istemli hareketlerdir. Solunumun mekanik yükü Diyafram kasları tarafından karşılanmaktadır. Diyafram kasları, göğüs ile karın boşluğunu ayıran geniş bir kas grubudur. Bu kasları uyaran sinir hücreleri, bulber bölgededir. Bulber tutulumlu ALS hastalığında solunum güçlüğü erken dönemde başlayabilir.

ALS hastalığında solunum kasları zayıfladığında Oksijen (O2) ve Karbondioksit (Co2) değişimi için gerekli olan basınç sağlanamaz. Kanda biriken karbondioksit, akciğerlerden atılamaz.  Normalde nefes alma işlemini kanda biriken karbondioksit tetkikler. Co2 yüksekliği, derin nefes alma ve daha sık nefes almaya neden olur. ALS hastalığında incelmiş (atrofi olmuş) diyafram kasları yeterli solunum basıncı sağlayabilmek için daha fazla oksijen tüketir. Bu durumda kaslarda laktik asit artışı olur. Yeterli oksijen sağlanmadığı için yorulma başlar. Bu kısır döngü, nefes darlığı, hava açlığı, uyku sorunu, gündüzleri uyuklama, başağrısı ve iç sıkıntısı (anksiyete) neden olur. Bu durumdaki hastalar acil servise başvururlar. Acil servise gelmiş bir nefes darlığı yaşayan hastaya hemen oksijen verilir. Burundan oksijen kanülü veya maske ile oksijen verilir. Normalde solunum kasları sağlam hastalarda Oksijen vermek hastayı rahatlatır. Oysa ALS gibi nöromüsküler hastalıklarda Oksijen vermek hastayı kısa bir süre rahatlatsa da yeterli solunum basıncı sağlayamayan diyafram kasları bir süre sonra co2 atamaz, biriken co2 nefes alma ihtiyacı yaratır, Oksijen verilse de co2 değişimi yapılamaz ve eve dönen hasta yine solunum sıkıntısı yaşar.

Burada asıl sorun, gerekli olan solunum basıncının sağlanamamasıdır.

Yapılacak şey, ortam havasını basınçla akciğere gönderecek bir yöntem kullanmaktır. Bunun için Bipap iki seviyeli Pozitif havayolu basıncı (Bilevel Pozitif airway pressure) Cihazı kullanmaktır. Acil durumda cihaz bulunmadığı durumda ambu balonu kullanılır. Bu işleme Non-invaziv mekanik Ventilasyon denir. Bu tür solunum desteği maske ile kullanılabilir. Ancak maske kullanmanın da uzun sürede yan etkileri ortaya çıkabilir. Örneğin yutma güçlüğü olan hastalarda maske ile basınçlı hava vermek risklidir çünkü ağızda biriken tükrük salya vs. solunum yoluna kaçabilir.

Maske ile solunum cihazı desteği günde 24 saat gerekiyor ve yutma güçlüğü mevcut ise trakeostomi sonrasında trakeostomi kanülü yoluyla solunum desteği vermek gerekiyor.

ALS hastalarında solunum problemi başladığında “pulse oksimetre” cihazı alın, parmaktan oksijen satürasyonu takibi yapın. ALS de solunum problemi başladığında Oksijen vermek işe yaramıyor. Bu durumu yaşayanlarda önceleri Bipap tipi solunum cihazı maske ile kullanılıyor. Heyet raporu ile Sgk ödemesi var. Fakat Göğüs uzmanı görmeli. Acil durumlar için ambu bulundurun nasıl kullanılıyor öğrenin. Örneğin https://youtu.be/-bfJgYR2d2I



26 Ocak 2019 Cumartesi

SOLUNUM, YUTMA GÜÇLÜĞÜ, BESLENME , ZATÜRE YOĞUN BAKIM HAKKINDA

ALS hastalığında süreç yönetimi çok önemlidir. Multidisipliner (birçok branştan uzman) yaklaşımı olmayan bizim gibi ülkelerde bu sorunlar yaşanıyor ve yaşanacak gibi görünüyor.
ALS hastalarında diyafram güçsüzlüğü başladığında en çok görülen durum Zatüre (Pnömoni) riski. Bu nedenle hastalar acil veya yoğun bakıma yatırılır.
Diyafram güçsüzlüğü ilerleyicidir. ALS hastalığında sorun o2 azlığı değil co2 yüksekligidir. Yani burundan oksijen vermek o2 satürasyonu yükseltmez.
Nefes darlığı nedeniyle acil servise giden ve Oksijen verilen hastalarımız daha eve varmadan yeniden nefes darlığı yaşıyor. Çünkü burundan verilen oksijen, co2 seviyesni düşürmüyor. Nefes almamız gerektiğini solunum merkezine bildiren, co2 yüksekligidir. Diyafram güçsüzlüğü başladığında yeterli O2/co2 değişimi yapılamaz. Bu nedenle pozitif basınçla solunum desteği vermek gerekiyor.

Diyafram güçsüzlüğü başladığında solunum yollarında biriken balgam öksürükle çıkarılamaz. Zatüre riski bu yüzden yüksektir.

Zatüre, akciğerde o2/co2 değişimi kapasitesini bozar. Solunum güçlüğü, nefes darlığı başlar. Ateş yüksektir, nabız sayısı ve solunum sayısı artar. Bu hastalar mecburen yoğun bakıma yatırılır. Önce entübasyon tüpü (ağızdan soluk borusuna tüp) yerleştirilir. Pozitif basınçla (mekanik ventilatör) akciğerlere hava verilir. Enfeksiyon için yoğun antibiyotik tedavisi yapılır. Kan gazları ölçülür. Enfeksiyon takip edilir.
ALS hastalığı değil, zatüre tedavi edilmiş olur.

Hastalığın ilerleyici olması nedeniyle genellikle tekrar zatüre riskine önlem olarak trakeostomi ameliyatı yapılır. Öksüremeyen veya zayıf öksüren hastada tekrar zatüre olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle trakeostomi kanülü balgam temizliği için kolaylık sağlamaktadır. Aspiratör cihazı ile balgam temizliği yapılabilir.

Zatüre iyileşince bazı hastalar solunum cihazına gerek duymayabilir. Bazı hastalar solunum cihazından bir süre ayrı kalabiliyor. Bu, hastanın diyafram adelesinin durumuna bağlıdır kişiye göre değişir.

Trakeostomi ameliyatı öncesinde konuşması anlaşılır seviyede olan hasta trakeostomi sonrasında da konuşabilir. Ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde diğer kaslarda güçsüzlük olacağı gibi konuşmayı sağlayan kaslarda da güçsüzlük olabilir.

Konuşma için özel bir konuşma kanülü şart değildir. Trakeostomi balonu indirince hasta konuşabiliyorsa günlük pratik sonrasında konuşma kanülü veya konuşma valfi kullanabilir. Ancak ALS hastalarında yutma güçlüğü başladıysa konuşma kanülü çok etkili olmuyor.

Trakeostomi (Perkütan trakeostomi) geri dönüşü olan bir ameliyattır.
Peg konusunda: Zatürenin diğer bir nedeni de yutma güçlüğü olan hastalarda gıda artıklarının soluk borusuna kaçmasıdır. Yutma güçlüğü özellikle su içerken gıcık hissi, öksürük, öğürme gibi belirtilerle başlar. Bu durumdaki ALS hastalarında hem beslenme bozukluğu hem de zatüre riski nedeniyle peg (Perkütan endoskobik gastrostomi) ameliyatı erken dönemde öneriliyor.
Peg ameliyatı da geri dönüşü olan bir ameliyattır.
ALS hastaları, solunum ve beslenme desteği ile uzun yıllar yaşayabilirler.

Şifalar diliyorum

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Diyafram (kas) hakkında

Diyafram (kas)

Diyafram, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran kasa verilen isimdir.
Kas-kiriş karışımı bir organ olan diyafram, göğüs kafesine bağlıdır. Solunumda görev alır ve çalışması beynin iki diyafram siniri aracılığıyla yönlendirilir. Diyafram, üç delikle yemek borusuna, aorta ve alt ana toplardamara açılır. Diyafram, nefes aldığımızda kasılır ve düzleşir. Nefes verdiğimizde ise gevşer ve kubbeleşir.
Göğüs ve karın boşluğunu birbirinden ayıran diyaframın diğer bir adı da karın kasıdır.
Soluk verirken; diyafram kası yukarı doğru kubbeleşir, göğüs kafesinin hacmi azalır, iç basınç artar ve karbondioksit dışarı verilir.
Soluk alırken; diyafram kası düzleşir, göğüs boşluğunun hacmi artar, iç basınç düşer ve akciğere hava dolar.
Her nefes alıp verdiğimizde diyafram ile birlikte göğüs boşluğu da hareket eder.
Ayrıca diyafram kası çizgili bir kas çeşididir.



                    

Diyafram kası kasıldığında göğüs genişler göğüs boşluğu bir vakum gibi işlev görerek akciğerlere hava dolmasını sağlar. İkinci derecedeki yardımcı kaslar olan omurgalar arasındaki kaslarda genişleyerek ve kasılarak bu nefes alıp verişe yardımcı olurlar. Ayrıca boyun kaslarının da bu fonksiyonda az derece payları vardır. Sadece göğsün üst kısmından akciğerleri çok zorlayarak nefes alıp vermek enerjiyi verimli kullanmada çok sıkıntılı durumlar yaratır. Akciğerlerin kapasitesi tam olarak kullanılamaz. Bu şekilde bir nefes almada 500 -700 cc hava akciğerlere dolar. Diyafram kası,omurga kasları ve boyun kasları tam fonksiyonel kullanıldığında akciğerlere 2500cc - 3000cc hava doldurulur. Bu da akciğerlerin alabildiği en yüksek hava miktarıdır. (Fvc =forced vital capacity)

* ALS hastalarında diyafram kası giderek güçsüzleşir. Derin nefes alma, öksürük zayıflar. Karbondioksit atılamaz, uyku hali, baş ağrısı, gece hareketli canlı rüyalar olabilir. ALS hastaları 3 ayda bir solunum testi yaptırmalıdır.   Solunum güçlüğü başladığında Ventilator (Solunum cihazı) ile solunum desteği almak gerekebilir. Genellikle Bipap tipi solunum cihazları tercih edilir. 

16 Eylül 2010 Perşembe

Diaphragma pacing


Diyafram tutulumu olan nörolojik kronik hastalıklarda, diyafram (Göğüs ve karın boşluğunu ayıran, solum yaptıran adele) adelesinin elektriksel yapay uyarılması ile ilgili. Buna tıp dilinde "diaphragma pacing"  deniyor. Bir çeşit kalp pili benzeri bir teknik. Burada elektrodlar diyafram adelesine (frenik sinir uyarılması) ameliyat ile yerleştiriliyor.

ALS hastalarında solunum problemi başladığında uygulanmaktadır. Bunun için FVC (forced vital capacity) solunum testi ve kan gazları bakılmaktadır.  Türkiye’de ALS hastalarına DPS ameliyatı ilk kez Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi bölümünde yapıldı. Halen devam etmektedir.

Bu işlemin türkçesi olmadığı için  diaphragma pacing olarak yazıyorum.  Diyafram pili diyebiliriz. Bildiğim kadarıyla henüz trakeotomi yapılmamış hastalarda deneme aşamasında. Bu gruptaki hastaların uzun süreli sonuçlarını bekliyorlar. 

Dünyada bu konuda en çok çalışma yapan Amerika'da Dr Onders. Bildiğim kadarıyla Amerika'da yaşayan ALS hastalarının da çok az bir kısmına Diaphragma pacing  yapılmış durumda. Ancak ALS hastalarının ortalama yaşam süreleri 5-7 yıl olduğu için uzun süreli sonuçlar henüz yok.

Türkiye’de bu işle ilgilenen tek isim olarak karşımıza Prof. Dr. Metin TULGAR çıkıyor. Biyomedikal mühendisi olan Prof Dr Metin Tulgar, ALS MNH derneğimizde Diyafram pacing system (DPS)  konusunda bir sunum yapmıştı. 


Dünyada FDA onaylı ilk DPS cihazını Synapse Biomedical  üretiyor. 

Diyafram pacing ameliyatı Nisan 2012 itibariyle Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi bölümünde yapılmaya başlandı. Cihazın Türkiye temsilcisi CDK firmasıdır. 
http://www.dps-turkiye.com/


Konu ile ilgili ayrıntılı makale

An Implanted Device Reportedly Helps Delay Need for Ventilator for ALS Patients


Gonzalez-Bermejo, J., et al. (2011) Diaphragm pacing improves sleep in patients with amyotrophic lateral sclerosis. Amyotrophic Lateral Sclerosis. doi:10.3109/17482968.2011. 597862  Abstract Full Text (Subscription Required)
Onders, R.P., et al. (2009) Complete worldwide operative experience in laparoscopic diaphragm pacing: results and differences in spinal cord injured patients and amyotrophic lateral sclerosis patients. Surgical Endoscopy, 23(7): 1433-1440.  Abstract | Full Text 
Synapse Biomedical Receives FDA Humanitarian Use Device Designation for Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS)
http://www.synapsebiomedical.com/products/neurx.shtml
CLEVELAND, Oct. 8 /PRNewswire/ -- Synapse Biomedical Inc. announces today that they have received the U.S. Food and Drug Administration (FDA) designation of the NeuRx Diaphragm Pacing System (DPS)™ as a Humanitarian Use Device (HUD) for amyotrophic lateral sclerosis (ALS) patients with a stimulatable diaphragm who are experiencing chronic hypoventilation and has now submitted for Humanitarian Device Exemption (HDE) approval.