Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Ağır Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağır Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2018 Çarşamba

Amalgam dolgu hakkında basın açıklaması

BASIN AÇIKLAMASI: `AMALGAM` BÜTÜN DÜNYADA KABUL GÖREN VE GÜVENLE KULLANILAN BİR RESTORASYON MATERYALİDİR

"AMALGAM”BÜTÜN DÜNYADA KABUL GÖREN VE GÜVENLE KULLANILAN
BİR RESTORASYON MATERYALİDİR
Son günlerde ÜLKE TV adlı medya kuruluşunda dişhekimliğinde kullanılan “Amalgam” restorasyon materyali ile ilgili yanlı ve haksız bir tartışma yürütülmektedir. Amalgam restorasyonların insan sağlığına zararlı olduğu konusunda ısrarla dile getirilen bu görüşlere cevaben,  Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) ve Amerikan Dişhekimleri Birliği’nin (ADA) son bilimsel raporlarını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) 2011 Bildirisi  ve Amerikan Dişhekimleri Birliği’nin (ADA) Aralık 2010 Raporu’nun  Ortak Sonuçları
·         Dental amalgam, güvenilir ve efektif  (etkili, işe yarar) bir restoratif materyaldir.
·         Mekanik direnci yüksek, kenar adaptasyonu ve uzun süreli kalıcılığı ile geniş okluzal diş yüzeylerinin restorasyonu için çok uygundur.
·         6 yaş ve daha büyüklerde, dental amalgam ile sağlık açısından oluşan yan etkiler arasında nedensel bir ilişki kurulamamıştır. Ayrıca 2 araştırmada, 6 yaş ve daha büyüklerde, amalgamın kullanımı ile ilişkili olarak herhangi bir nörolojik ve böbrek sorunu bulunamamıştır.
·         Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bilimsel araştırmalara dayanarak dental amalgamdan açığa çıkan civa buharının 6 yaş ve daha yaşlı bireylerde civa ile ilişkilendirilebilecek yan etkiye neden olmadığına karar vermiştir.
·         Dental amalgam ile 6 yaş altı çocuklarda oluşan civa günlük dozu, günlük tahmini oluşan dozdan daha düşüktür.
·         Dental amalgamdan oluşan annenin sütündeki civa buharının bebek için bir risk oluşturmadığına karar vermiştir.
·         Bilimsel kanıta dayalı çalışmalar Dental amalgamın sağlık için güvenli olduğunu oraya koymaktadır.
Amalgam konusunda dile getirilen olumsuz görüşler, toplumun ağız ve diş sağlığı sorunlarını çözmeye yardımcı olmadığı gibi bilakis toplumun çeşitli kesimlerinden gelen tepkilerden anlaşıldığı üzere tedirginlik yaratmakta ve soru işaretlerine neden olmaktadır.
Birliğimize ulaşan haklı tepkilere tercüman olmak ve kamuoyunun aydınlatılmasını sağlamak üzere; yukarıda adı geçen yayın kuruluşunda yayınlanacak bir programa konuk olma yönündeki talebimiz, maalesef program yetkilileri tarafından dikkate alınmamıştır. Bu durum objektif yayın ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu talebe duyarsız kalınması ve olumsuz eleştiriler, Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odaları adına üzüntü vericidir. Türk Dişhekimleri Birliği konunun hukuki boyutta takipçisi olacaktır.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; “Amalgam” bütün dünyada kabul gören bir restorasyon  materyalidir. Dünyada ve ülkemizde de meslektaşlarımız tarafından hasta tedavisinde güvenle kullanılmaktadır. Günümüzde dental amalgamın yerine kullanılabilecek alternatif bir restorasyon materyali yoktur.
Kamuoyunun dikkatine sunarız.
Saygılarımla,Prof.Dr.Taner YÜCELTürk Dişhekimleri Birliği
Genel Başkanı

22 Aralık 2016 Perşembe

ALS, ağır metal zehirlenmeleri ve şelasyon

Şelasyon tedavisi, ağır metal zehirlenmesinin başlıca tedavisidir. Kullanılan  bağlayıcı madde, hastanın maruz kaldığı metal türüne bağlıdır. Örneğin kurşun zehirlenmesinde Dimercaptosüksinik asit (DMSA) ve Etilen diamin tetraasetik asit (EDTA), arsenik ve civa zehirlenmesinde Dimercapto-propan sülfonat (DMPS) kullanılır.

ALS Hastalarında Kullanım
Uzun yıllar boyunca yapılan yoğun çalışmalara rağmen, ağır metal toksisitesinin ALS'ye neden olabileceğine dair tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. Şelasyon terapisinin ALS tedavisi için yararlı olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmaması şaşırtıcı değildir. Aslında, aksini gösteren kanıtlar vardır. Bir vaka raporunda, yükselmiş cıva kan seviyesi ve büyük miktarda cıva atılımı olan ve DMSA ile şelasyon tedavisine cevap vermeyen bir ALS hastasını tarif etmiştir. Diğer bir olgu sunumunda, içme suyundan kronik kurşun zehirlenmesinin belirlenmesiyle bulber başlangıçlı ALS geliştiren bir hasta tanımlanmıştır. Yine DSMA ile tedavi altı ay boyunca uygulandı ve klinik seyri etkilemedi. Son olarak, ALS veya SMA'lı 53 hastaya ve bir kontrol grubuna DMSA uygulanan bir çalışma, 2 grup arasında kurşun ve cıvanın idrar boşaltımında bir fark göstermedi . İnternet araştırılması, şelasyon tedavisinden fayda görmeyen hastaların birçok kişisel raporunu ortaya çıkarmaktadır.
Demir metabolizmasının ALS patogenezinde etkili olduğu bildiriliyor.
Riskler
Şelasyon genellikle düzgün bir şekilde kullanıldığında güvenli bir tedavi olduğu düşünülmektedir. Kalsiyum EDTA yerine sodyum EDTA kullanılması, en az 3 hastada ölüme neden olan şiddetli hipokalsemi ile sonuçlanmıştır. Diğer bir rapor edilen yan etki potansiyel böbrek hasarını yansıtan yüksek kreatinindir.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4712627/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17719172
http://www.tandfonline.com/doi/pdf/10.3109/17482960903342489?needAccess=true
Not: Healing of Amyotrophic Lateral Sclerosis: A Case Report https://www.karger.com/Article/FullText/477397

27 Mart 2014 Perşembe

Kurşun ve Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS)

Daha önceki anketler yoluyla yapılan çalışmalar, metalleri de içeren nörotoksinlere maruz kalmanın ALS ile bağlantılı olabileceğini öne sürmektedir.
1993-1996 yılları arasında  New England'da yürütülen bir vaka kontrol çalışmasında, biyolojik ölçümler ve anketleri kullanarak kurşuna maruz kalma ve ALS arasındaki ilişki değerlendirildi. Vakalar arasında yaş, cinsiyet ve yaşanılan bölgeye göre bir takım istatistiksel eşlemeler yapıldı.
Hasta tarafından beyan edilmiş olan iş yerinde maruz kalınan kurşun, yaşam süresi boyunca maruz kalınan kurşuna karşılık olan bir doz ile birlikte, ALS riski ilişkilendirilmiştir. Kan ve kemikteki kurşun oranları, çoğu vakada ve kontrol grubundakilerin bir kısmında ölçülmüştür. ALS riski, hem kan hem de kemikteki kurşun seviyelerindeki yükselmeler ile bağlantılı olmuştur.
Bu sonuçlar, bir önceki raporlar ile birbirini tutmaktadır ve ALS’nin nedenlerini araştırma konusunda kurşuna maruziyetin önemli bir potansiyel rolü olduğunu ileri sürmektedir.

Kaynak:
www.als.org.tr

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Ağır metaller ve ALS

Metal zehirlenmesine maruz kalmak, sporadik amyotrofik lateral skleroz (ALS) nedenleri arasında ilginç bir potansiyel suçlu oldular. İlk olarak, bir ALS fenotipinde farklı metallerin etkilerini  birbirine bağlayan çok sayıda olgu vardır. Ayrıca, bazı araştırmacılar kan, kemik, beyin omurilik sıvısı, idrar veya kontrollere göre ALS hastalarının omuriliklerinde bazı metallerin yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. ALS gelişimi ile bazı metallerin olası ilişkilerine bakarak birçok vaka-kontrol çalışmaları da vardır. Metallere maruz kalmak ve ALS gelişmesi riskine ilişkin ilgili literatür gözden geçirilmiştir. Birçok farklı metaller ALS gelişmesinde bir role sahip olarak suçlanmış bulundu.. Birçok çalışma olmasına rağmen, ALS patogenezinde bu  metallerin rolü varsa da, belirsizliğini koruyor. Kurşun, en fazla araştırılan metal. Benzer şekilde, diğer metaller konusunda da çelişkili veya yetersiz sonuçlar var. Sadece metal maruz kalmak  ALS gelişimi için yetersiz olmasıdır. Belki de, metale yüksek miktarda maruz kalmak  ve bireyin genetik yapısı arasında bir etkileşim nihayetinde ALS  ortaya çıkışı mekanizmalarından  epigenetik bir açıklama üretmek gereklidir.

Kronik Arsenik Maruziyeti

Kronik zehirlenme belirtileri iştahsızlık, genel zafiyet, kusma, dişetlerinde kanama, dişetlerinde siyah çizgi, dermatit, hiperkeratozis, şiddetli deri döküntüsü, kolik,nefeste sarımsak kokusu, el ve ayak tırnaklarında açık lekeler en belirgin özelliklerdir.

Kronik arsenik maruziyeti ile cilt kanseri arasında bağlantı olduğu görülmüştür. Altı ile 26 yıl arası fowler solüsyonu verilerek tedavi edilen 262 hastanın %40'ında keratoz ve %8'inde cilt kanseri oluştuğu saptanmıştır.

İçme suyunda yüksek oranda arsenik bulunan Arjantin'in Girdaba Bölgesi’nde yapılan araştırmada herkeste keratodermo bulunmuştur. Ayrıca hastaların büyük bir kısmında hiperhidrozis ve pigment anormallikleri görülmüştür. Özellikle güneş almayan gövde üzerinde 1-10 mm çaplı ve birbiriyle birleşme eğilimli siyah lekeler görülmüştür. Gövdede pigment irregülasyonu ve keratoz kronik arsenik maruziyetinin en önemli göstergesidir.

Çalıştığı dönemde yıllarca arseniğe maruz kalmış 16 endüstri işçisinde yapılan araştırmada 9 psodermal lökomelanodermi, 7 cilt kanseri ya da intraepidermal karsinom, 8 akciğer kanseri olduğu görülmüştür.

Element halinde arseniğin kullanım alanı oldukça kısıtlıdır. Daha çok tüfek saçmalarına yuvarlak biçim vermek için kurşuna element alinde arsenik katılır. Ayrıca tunç kaplamacılığında, fişekçilikte ve bazı alaşımların yüksek sıcaklıklara direncini artırmakta arsenikten yararlanılır. As-72, As-74 ve As-76 gibi radyoaktif izotopları ise tıpta tanı yöntemlerinde kullanılır.

Paris yeşili olarak bilinen bakır asetoarsenit uzun yıllar insektisit olarak kullanılmıştır. Kurşun ve kalsiyum arsenat da özellikle tütün ve
pamuk tarımında insektisit olarak kullanılmıştır. Çinko ve krom arsenatlar ahşapların korunmasında kullanılmaktadır.

Arsenik bileşikleri özellikle cilde, göze, solunum yollarına irritan etki gösterdiğinden savaş gazı olarak kullanılmıştır. Penisilinin keşfine kadar frengi gibi hastalıklara neden olan etkenlerle savaşmak için ilaçlarda da kullanılmıştır.

Kaynak

Not: Arsenik Zehirlenmesi, ayrıca B Vitamini eksikliğine neden oluyor. B6 B 12 vitamini, sinir hücreleri için çok önemli.

Metal zehirlenmelerinde Detoks tavsiye edilmektedir.

Ağır metal testi yaptırmak için 
İstanbul Cerrahpaşa adli tıp Enstitusu
Zehra Kuyumcu
0212 588 0880
Dahili: 22826
Pazartesi - Salı - Çarşamba kan verebilirsiniz

Ankara GATA'da yapilıyor.  Doç Dr Onur Erdem