Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
ALS riski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALS riski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2021 Salı

KAÇ KİŞİ ALS TANISI ALACAK?

400 kişide 1 kişi yaşamı boyunca ALS tanısı alabilir. 

400'de 1, kanser gibi bir hastalığa yakalanmanın yaşam boyu risklerinden çok daha küçüktür, ancak 'nadir bir hastalık' olarak kabul edilen ALS için şaşırtıcı derecede yüksek görünebili. 

ALS Terapi Geliştirme Enstitüsü (ALS TDI), araştırmaların neden yaklaşık 400 kişiden 1'inin yaşamları boyunca ALS geliştireceğini öne sürdüğünü anlamak için verilere bakıyor.

Örneğin, Dr. Ammar Al-Chalabi, PhD FRCP ve ark. Londra'daki King's College'dan diğer çalışmalardan daha ileri yaşları içeren popülasyonlara baktı. Çalışma, 85 yaşına gelindiğinde, yaşam boyu ALS riskinin erkekler için 250'de 1 ve kadınlar için 400'de 1 olduğunu buldu. Bu analizdeki hastaların yaşı göz önüne alındığında, rakamlar muhtemelen daha yüksek görünmektedir, çünkü kanıtlar ALS'nin yaşlı insanlarda çok daha yaygın olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, her insan o yaşa ulaşana kadar yaşayamayacağından, şu anda etkilenmemiş ortalama bir bireyin hastalığı geliştirme olasılığı biraz daha düşük olabilir.

https://www.als.net/news/1-in-400-how-many-people-will-get-als/

28 Şubat 2019 Perşembe

Profesyonel Futbolcularda ALS Riski

Çarşamba günü yayınlanan ve Mayıs ayında Amerikan Nöroloji Akademisi yıllık toplantısında sunulması planlanan bir araştırmaya göre, profesyonel futbol oyuncuları, amyotrofik lateral skleroz (ALS) için yüksek risk altında görünüyor.

Araştırmacılar 1959 ve 2000 yılları arasında İtalya'da profesyonel futbol oynayan 25.000 erkek üzerinde çalıştılar. ALS vakalarını tanımlamak için haber raporlarını kullandılar.

Genel olarak, 33 futbolcu 100.000 kişi-yılda 3.2 vaka oranında ALS geliştirmiştir. Bu, genel popülasyondaki vakalara dayanarak beklenen oranın neredeyse iki katıydı (100.000'de 1.7). ALS teşhisi ile 45 yaşından önce yapılan analizlerde futbol oyuncularının riskinde neredeyse beş kat artış oldu. Ek olarak, futbol oyuncularına ALS'den beklenenden daha küçük yaşta tanı konuldu (ortanca yaş, genel popülasyonda 43, 63).

Çalışmanın baş yazarı, tekrarlayan travmatik olaylar, ağır fiziksel egzersiz, madde kötüye kullanımı ve genetik gibi birçok faktörün oyunda olabileceğine dikkat çekti.

20 Aralık 2016 Salı

Sistematik inceleme ve meta-analiz kullanarak amyotrofik lateral sklerozun başlangıcı ve ilerlemesi ile ilişkili risk faktörlerinin tanımlanması.

Amyotrofik lateral skleroz (ALS) 150 yıl önce nörolojik bir durum olarak tanımlansa da, ALS'nin başlangıcı ve ilerlemesi ile ilgili risk faktörleri halen bilinmemektedir. 30'dan fazla genin monogenik mutasyonları, yaklaşık% 10'luk ALS vakası ile ilişkilidir. ALS'nin başlangıç ​​yaşı ve hastalık tiplerinin ALS progresyonunu etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, sistematik gözden geçirme ve gözlemsel çalışmaların meta-analizi kullanılarak ALS'nin başlangıcı ve ilerlemesi ile ilişkili ek varsayımsal risk faktörlerini saptamak üzere tasarlanmıştır. ALS ile ilişkili olabilecek risk faktörleri şunları içerir:
1) Genetik mutasyonlar;
2) Önceden kurşun ve cıva gibi ağır metallere maruz kalma;
3) Pestisitler ve çözücüler gibi daha önce organik kimyasallara maruz kalma;
4) Elektrik çarpması öyküsü;
5) Fiziksel travma / yaralanma öyküsü (kafa travması / hasar dahil);
6) Sigara içmek (kadınlarda ALS için zayıf bir risk faktörü);
6) Mesleki Faktörler: sporlara katılma, vücut kütle endeksi düşüklüğü, eğitim düzeyi düşüklüğü veya tekrarlayan / yorucu iş, askerlik, Beta-N-metilamino-l-alanin ve viral enfeksiyonlara maruz kalmaya neden olan meslekler gibi diğer risk faktörler.
ALS progresyon hızıyla ilişkili olabilecek risk faktörleri şunları içerir:
1) D vitamini eksikliği de dahil olmak üzere beslenme durumu;
2) Komorbiditeler;
3) Etnik köken ve genetik faktörler;
4) Destekleyici bakım eksikliği;
4) Sigara içmek.
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27377857

12 Mayıs 2016 Perşembe

Çevresel toksinler ALS hastalığı için risk faktörü oluşturuyor

Yayınlanma: 10 Mayıs 2016, Sara Bolton

9 Mayıs’ta JAMA Neurology dergisinde ALS hastalığı ve haşere ilaçlarında bulunan çevresel zehirler arasındaki muhtemel bağlantıları araştıran bir çalışmanın sonuçları yayınlandı.

Michigan Üniversitesi’nde Dr. Feng-Chiao Su ve Dr. Eva Feldman öncülüğünde bir grup araştırmacının yapmış olduğu çalışmada haşere ilaçlarına maruz kalmanın, ALS hastalığı gelişme riskini arttırdığı sonucuna ulaşıldı.

Bu çalışma neleri kapsamaktadır?

Amerika’nın Michigan eyaletinde gönüllü 129 sağlıklı insan ile 156 ALS hastası kendilerine ait mesleki geçmişlerine ait anketi tamamlayıp kan örnekleri verdiler.

Ankette, katılımcılara yaptıkları uğraşlar ile ilgili hayatlarındaki 4 farklı zamana ait sorular soruldu. Bu zaman dilimleri hayatlarının son 10 yılı, son 10 ile 30 yıl arası, 30 yıl ve öncesi ve de hayatlarındaki herhangi bir noktasını kapsamaktaydı. Araştırmacılar verilen cevaplardan yola çıkarak katılımcıların haşere ilaçlarına maruz kalıp kalmadığı ihtimalini ortaya çıkarmaya çalıştılar.

Katılımcıların vermiş olduğu kan örneklerinde, organik klorlu haşere ilaçları ya da OCP’ler de dahil olmak üzere 122 adet kalıcı çevre kirleticilerin seviyelerine bakıldı.

Kalıcı çevre kirleticiler, doğada çok yavaş şekilde yok olabilen uzun yarı-ömürlü kirleticilerdir. Bu da çok uzun yıllar önce maruz kalınsa bile insan kanında daha sonradan da görülebileceği anlamına gelmektedir. Ancak kanda görülebilecek bu değerler maddelerin kaynağının mesleki koşullarda mı veya evdeki kullanımlarda mı ya da üzerine haşere ilacı bulaşmış meyve sebze tüketimiyle mi vücuda alındığı hakkında bilgi verememektedir.

Çalışma sonucu neyi göstermektedir?

Bu çalışmanın sonucu, mesleki yaşamın herhangi bir zamanında haşere ilaçlarına maruz kalmanın ALS hastalığı için yüksek bir risk taşıdığını işaret etmektedir.

İncelenen kan örnekleri, kanda yoğunlaşan 5 adet çevre kirleticisinin ALS hastalığı için yüksek risk olabileceğini göstermektedir.

Bu tip çalışmalarda iki faktör arasındaki bağlantının değeri göreceli risk oranı olarak verilmektedir. Göreceli risk oranı, herhangi bir maddeye maruz kalındıktan sonra ne tür bir neticenin oluşacağı ihtimallerini göstermektedir. ( Bu çalışmada, haşere ilaçlarına maruz kalmanın ALS’yi tetiklemesine ait riski göstermektedir.) Birin üzerindeki oranlar ilişkili ikiden fazla ihtimali işaret etmektedir.

İş yerinde haşere ilaçlarına maruz kalma için rapor edilen göreceli risk oranı 5.09’du. Halbuki kan örneklerindeki 5 adet kimyasal madde için göreceli risk oranı 1.81 ile 5.74 arasında dağılım göstermekteydi. Bu rakam, ALS hastalığını tetikleme riskinin 5 kat fazlasına kadar tekabül etmektedir. (Aksine, bağıl risk hala son derece düşük.)

Benim için bu ne anlama gelmekte?

Haşere ilaçlarının çok farklı çeşitleri mevcuttur. Araştırmacıların ALS hastalığını tetikleme riskini arttırdığını tespit ettiği haşere ilacı grubu ise, eski bir tip olan ve insan vücuduna girdikten sonra uzun süre kalabilen bir ilaç grubu. Bunların da etkileri bilinmektedir. Bu nedenle DDT’de olduğu gibi birçok eski tür haşere ilacının kullanımına yasak getirilmiştir.

Günümüzdeki modern haşere ilacı kullanımı tam anlamıyla ayarlanmış ve kullanılan kimyasallar eski türlerdeki gibi vücutta uzun süre kalmamaktadır. Katılımcıların kan örneklerinde yeni nesil haşere ilaçlarına rastlanmadı. Bu yüzden yeni nesil ilaçların ALS hastalığı için bir risk faktörü olup olmadığını bilmiyoruz.

MND Derneği Araştırma Bölümü başkanı Dr. Belinda Cupid bu çalışmanın sonucunu şu şekilde yorumladı:

“Biliyoruz ki insanlar, ALS hastalığına farklı çevresel nedenler, yaşam biçimleri ve de genetik faktörler sonucunda yakalanmaktadır.”

“Bunlardan her birinin kendi başına ALS hastalığına neden olacağı olasılık dışı tutulmaktadır ve bu araştırmanın sonuçları bir keşif olarak değerlendirilmemektedir. Ancak haşere ilaçlarına maruz kalınmayla ilgili bu kanıt, ALS hastalığına yakalanma sayısı artışına karşın hastalığa sebep olan bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Eminim ki bu, gelecekteki araştırmalar için bir odak noktası olacaktır.

Çevresel toksinler ALS hastası olmak için tek başına yeterli mi?

Bu çalışma, ALS’ye neden olabilecek risk faktörlerine ait bilgilerimize katkı sağlasa bile cevap bekleyen bazı sorular hala var:

§ Haşere ilaçlarına maruz kalma ne zaman ALS’yi tetikleme riskinin artışına sebep olacak (X yıl süresi içerisinde ilaca maruz kalma)?

§ Hangi seviyede ilaca maruz kalma yüksek bir risk içermektedir?

§ Tüm haşere ilaç çeşitleri bir risk faktörü olarak kabul edilmekte midir yoksa sadece belli başlı olanları mı risk faktörüdür? (eski tip ilaç vs. modern ilaç)

§ Haşere ilaçları motor nöron hücre tahribatına nasıl sebep olmaktadır?

Daha fazla bilgi için:

Journal article: Feng-Chiao Su et al. (2016) Association of Environmental Toxins With Amyotrophic Lateral Sclerosis. JAMA Neurology. Published online May 9, 2016 doi: 10.1001/jamaneurol.2016.0594 (published open access)

Editorial in JAMA Neurology: J Cragg, M Cudkowicz, M Weisskopf. The Role of Environmental Toxins in Amyotrophic Lateral Sclerosis Risk. doi: 10.1001/jamaneurol.2016.1038

http://archneur.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=2519875

Çeviri: Eren Uyumaz

24 Mart 2016 Perşembe

Uzun süreli fiziksel aktivite, ALS hastalığı için risk faktörü oluşturuyor

İngiltere’de yeni tanı almış 175 ALS hastasında yapılan çalışmada hastalara günlük ekstra fiziksel etkinlik ile ilgili sorular soruldu.

En güçlü ilişki, yaklaşık 45 dakika tempolu yürüyüş eşdeğeri fiziksel etkinlik yapan hasta grubunda bulundu Ayrıca günlük 10 dakika zorlu fiziksel etkinlik yapan hastalarda da ALS olma riskinin arttığı görülüyor. Sonuçlar, sigara bırakma girişimi ve eğitim düzeyinin de ALS olma riski ile ilişkisini göstermektedir.

Bildiğimiz kadarıyla bu özel olarak tasarlanmış ve onaylanmış  fiziksel etkinlik anket formu kullanılarak ALS ve  fiziksel etkinlik  arasında pozitif bir ilişki gösteren ilk çalışmadır.  Fiziksel etkinliğin sağlığa yararlı olmasına rağmen, yüksek bir  fiziksel etkinlik içeren yaşam tarzı da yüksek ALS riski ile ilişkili olabilir. Gelecekte büyük ölçekli prospektif çalışmalar bu ilişkiyi doğrulamak için yardımcı olabilir

Kaynak:
Long-term physical activity: an exogenous risk factor for sporadic amyotrophic lateral sclerosis?
Ceryl A Harwood · Kate Westgate · Sue Gunstone · Soren Brage · Nicholas J Wareham · Christopher J McDermott · Pamela J Shaw