Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Tükenmişlik Sendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tükenmişlik Sendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2026 Çarşamba

Sağlık Sisteminin Kör Noktası: Bakım Verenler

ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) nadir görülen bir hastalıktır. Ancak nadir olması, hastaların yükünü hafifletmez. Çoğu zaman bu hastalık görünmezliğin, yalnızlığın ve terk edilmişliğin adı olur.

ALS, Alzheimer, inme, kas hastalıkları, SMA ve birçok nadir hastalık gibi uzun süreli bakım gerektirir. Ancak ALS hastalığın ilerleyen döneminde hastalar hareket edemez, konuşamaz, duruma gelmektedir. Hasta ile iletişim giderek zorlaşmaktadır. Bu dönemde tablo daha da ağırlaşır.

ALS hastalarının önemli bir kısmı birkaç yıl içinde konuşamaz, hareket edemez ve çevresiyle iletişim kuramaz hale gelir. Şanslı olanlar göz bilgisayarı kullanabilir; diğerleri ise alfabe tablolarıyla kendilerini ifade etmeye çalışır.

Oysa bu aşamadaki hastaların zihinsel yetileri büyük ölçüde korunur. Yaşadıkları ortamın, çevrelerinin ve koşullarının tamamen farkındadırlar. Ağrı, ısı, basınç ve temas duyuları korunur; görme, işitme, bellek ve muhakeme çoğu zaman sağlamdır. Hastaların yaklaşık %15-20’sinde frontotemporal demans görülebilir, ancak büyük çoğunluğu zihinsel farkındalığını kaybetmez.

Bu durum yalnızca hastalar için değil, aileleri için de ağır bir yalnızlık yaratır.

Çünkü ALS’de bakım çoğu zaman evin içinde ve ailelerin omuzlarında yürütülür. Günün 24 saati, haftanın 7 günü süren bir sorumluluk… Ev yaşamı, çocuklar, mutfak, faturalar, tıbbi sarf malzemeleri, cihazlar ve bitmeyen bir bakım döngüsü.

Bu yük zamanla aileleri sadece fiziksel olarak değil, ekonomik ve psikolojik olarak da tüketir.

Ülkemizde 2024 yılında yapılan bir araştırma bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor[1]:

  • Türkiye’de sağlık harcamalarının %76,4’ü kamu tarafından, %18,5’i ise bireylerin cebinden karşılanıyor.
  • ALS hastalığında ise durum tam tersine dönüyor: harcamaların %78’i ailelerin cebinden, yalnızca %22’si kamu tarafından karşılanıyor.
  • Türkiye’de kişi başına ortalama doğrudan sağlık harcaması 238 dolar iken, ALS hastalarında bu rakam 7.473 dolar.

Yani ALS’de doğrudan sağlık harcaması, Türkiye ortalamasının 31 katına ulaşıyor.

Üstelik bu rakamlara çoğu zaman SGK kapsamında olmayan ama hastanın ve bakım verenin yaşamını ciddi biçimde kolaylaştıran cihazlar dâhil değil.

Göz bilgisayarı, pozisyon veren havalı yatak, hasta lifti, kesintisiz güç kaynağı, motorlu hasta karyolası… Bunlar bir lüks değil, hastaların insanca yaşayabilmesi için gerekli araçlar.

İşte bu noktada ALS-MNH Derneği, Türkiye’de ALS hastalarının sorunlarını yakından bilen ve onların sesi olmaya çalışan tek hasta çatısı olarak önemli bir rol üstleniyor. Dernek yalnızca sorunları dile getirmekle kalmıyor; hastaların ve ailelerin yaşamını kolaylaştıracak çözümler üretmek için de çalışıyor.

Ancak sivil toplumun çabası tek başına yeterli değil. Çünkü ALS aslında daha büyük bir sorunun parçası.

ALS, nadir hastalıklar içinde görünmez kalanlardan sadece biri.

Bu hastalıkların ortak kaderi ise çoğu zaman aynı: yalnız bırakılmış hastalar ve tükenmiş aileler.

Evde bakım desteğinin kriterleri bile bu yalnızlığı gösteriyor. Evde bakım yardımı alabilmek için hane gelirinin kişi başına düşen miktarının asgari ücretin üçte ikisinden az olması gerekiyor. Bu yıl için bu sınır 9.378 TL. Verilen yardım ise 13.878 TL.

Oysa ALS’de bakım vermek, fiilen üç vardiya çalışmak anlamına geliyor. Bir insanın uykusuz, dinlenmeden, kendine zaman ayırmadan bu yükü uzun süre taşıması mümkün değil.

ALS Derneği bu nedenle en azından minimal bir bakım planı öneriyor: birincil bakım verenin asgari ücretle desteklenmesi, çalışan eşlerin işlerini bırakmak zorunda kalmaması ve eğitim çağındaki çocukların burs desteği alması.

Çünkü ALS yalnızca bir hastalık değil; çoğu zaman bir ailenin hayatının tamamen değişmesi demek.

Ama bütün bunların ötesinde, ALS ile yaşamayı öğrenirken şunu çok daha iyi anladım:
Hekim olmanın, bir yabancı dil bilmenin, güvenilir bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir ekip oluşturmanın büyük avantajı var. Yaşamı evde, ailenin çabasıyla geçen, sağlık sistemimizde çoğu zaman yoğun bakımda hekim ve sağlık çalışanlarının paha biçilmez emeği ile sürdürülen yaşamlardır ALS ile yaşamak. Eve taburcu olmak, evde hastası ile yalnız kalan ailenin çaresizliğidir ALS.


Çünkü tıp bilgisi olmayan aileler için ALS yalnızca bir hastalık değil; aynı zamanda bilinmezlerle dolu bir yalnızlık.

 

Dr. Alper Kaya

17.03.2026



[1] Zeynep Gül İçöz; Nadir Amiyotrofik Lateral Skleroz Motor Nöron Hastalığının Doğrudan ve Dolaylı Maliyetinin Analizi: Antalya Örneği; Yüksek Lisans Tezi; Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Antalya-2024

28 Nisan 2017 Cuma

Bakımverenlere tavsiyeler

1- Psikolojik yaklaşım: Öfke sırasında ne söylüyorsa tersini anlayın.
2- Olayları , tartışmaları kişisel almayın
3- Kas güçsüzlüğü: İlk hamlede bir hareketi başaramıyorsa ikinci hamlede muhtemelen başaramaz. Kazalar bu nedenle oluyor. İnat ve azim arasında sabır vardır.
4- Kilo takibi yapın, aylık kilo kaybı % 2 den fazla olursa beslenme desteği gerekiyor
5- Gece uykusu kalitesi önemli. Uyku sorunu varsa parmaktan oksijen ölçümü için pulse oksimetre alın. Oksijen seviyesi %95 altına düşüyorsa göğüs doktoru görsün 
6- Başkasına bağımlı yaşamak ve bunu kabullenmek zordur. Öfkelenip acısını yakınlarından çıkarmak gibi davranışlar olabilir.
7- Kendinizi de arada dinlendirin, hayatınızı renklendirecek uğraşlar bulun. 
8- Şuradaki yazıyı okuyunuz. 
Kolay gelsin

20 Nisan 2017 Perşembe

BAKIM VERENLER AÇISINDAN TÜKENMİŞLİK

Tükenmişlik ilk kez 1970‟lerde başkalarına hizmet vermekle yükümlü hizmet sektöründe çalışan insanların bunalımını ifade etmek için kullanılmıştır. Tükenmişlik Sendromu (TS), en yalın anlatımıyla, fiziksel ve duygusal açıdan enerjinin tükenmesidir. Yaşlılara, kronik ya da ölümcül hastalığı olanlara ve engellilere bakım verenlerde ya da yakınlarında en fazla görülen psikolojik sorunlardan birisidir. Bakıma, yardıma ya da desteğe gereksinim duyan kişilere (hasta, engelli, yaşlı) yardım verenler gerek bu kişilerin gerekse de çevrenin yoğun duygusal istek ve beklentilerine maruz kalırlar. Bunun sonucu olarak bu kişilerde uzun süreli/ sürekli bitkinlik ve yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duyguları, kendisini yıpranmış, enerjisi/gücü azalmış hissetme, başkalarına ve yaşama karşı olumsuz duygu-düşünce-tutumlar geliştirme gibi özellikler görülmeye başlar. Tükenmişlik değişimi zor ya da olanaksız gibi görünen durumun insan üzerinde bıraktığı etkidir. Bu etki geçici ya da dönemlik olmayıp, uzun süreli ve önlem alınmazsa kalıcıdır. Başlangıçta iyi niyet, istek ve yardımcı olma gibi olumlu yönleri olan bu durum zamanla iyi niyetli istek, idealist düşünce ve enerjilerinde gerileme ya da kayıpla sonuçlanabilir.

TÜKENMİŞLİĞİN ÇEŞİTLERİ

Tükenmişlik 3 boyutta ele alınabilir.

1) Duygusal Tükenme: Tükenmişliğin en önemli belirleyicisi olup, kişinin duygusal yönden kendisini yıpranmış hissetmesi ve aşırı yüklenilmiş olma duygularını gösterir. Tükenmişliğin en açık şekilde gözlenebilen boyutudur. Temelde kişilerin bitkinlik, yorgunluk, yıpranma, enerji kaybını ifade etmede kullanılır. Bu duygusal yorgunluğu yaşayan kişi, hizmet verdiği kişilere geçmişte olduğu kadar verici ve sorumlu davranmadığını düşünür. Gerginlik ve engellenmişlik duygularıyla yüklüdür ve ertesi gün yeniden aynı şeyleri yapma zorunluluğu büyük bir endişe kaynağıdır. Bu kişiler kendilerini yeni bir güne başlayabilmek için gerekli enerjiden yoksun hissederler. Duygusal kaynakları tamamen tükenmiştir.

2) Duyarsızlaşma: Kişilerin kendilerinden ya da yaptıklarından uzaklaşmaları nedeniyle bakıma yönelik idealizmlerini ve coşkularını kaybetmeleri, hizmet verdikleri kişilere karşı duygudan yoksun biçimde tutum ve davranışlar sergilemeleri, onlara aldırış etmemeleri, soğuk ve ilgisiz davranmaları, düşmanlık içeren olumsuz tepkilerde bulunmalarıdır. Dozu gittikçe artan bu olumsuz reaksiyon çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Kişi karşısındakine aşağılayıcı ve kaba davranır; onların rica ve taleplerini göz ardı eder. Bireylere karşı bir insan olarak yaklaşımdan ziyade, bir nesne gibi yaklaşım söz konusudur. Bu durumdaki bakıcılar, hizmet verdikleri kişilere karşı mesafeli, umursamaz ve alaycı bir tavır takınırlar. Duyarsızlaşmanın diğer belirtileri arasında küçültücü bir dil kullanma, insanları kategorize etme, katı kurallara göre iş yapma ve başkalarından sürekli kötülük geleceğini sanma sayılabilir.

3) Kişisel Başarı Eksikliği: Sorunun başarıyla üstesinden gelememe ve kendini yetersiz olarak görmektir. Kişinin yaptığı işe karşı motivasyonu düşer; kendinde kontrol eksikliği ve çaresizlik hisseder ve kişisel olarak başarısızlık duyguları ile doludur. Başkaları hakkında geliştirdiği olumsuz düşünce ve davranışları nedeniyle kendisini suçlu hisseder. Kendisini kimsenin sevmediğine dair bir duygu geliştirerek kendisi hakkında başarısızlık hükmü verir. Bu noktada tükenmişliğin üçüncü aşaması olan düşük kişisel başarı hissi ortaya çıkar. Bireyin kendisi ile ilgili değerlendirmelerinin olumsuz bir nitelik kazanmasının sonucunda başarı ve yeterlilik duygularında azalma görülür. İşinde ilerleme kaydedemediğini, hatta gerilediğini düşünen bu kişiler kendilerini suçlu hisseder. Kişisel başarı eksikliği yaşayan bu kişiler, iş dışındaki faaliyetlere yönelirler. Sonuçta tükenmişlik, duygusal tükenme ile duyarsızlaşmanın artması ve kişisel başarının azalması ile ortaya çıkmaktadır.

TÜKENMİİLİĞİN BELİRTİLERİ 
Tükenmişliğin belirtileri fiziksel, psikolojik, zihinsel ve davranışsal olmak üzere 4 şekilde görülebilir.

1) Fiziksel tükenmişlik belirtileri:

* Kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, yıpranma,

* Hastalıklara daha hassas olma,

* Sık baş ağrıları, kas krampları, bel ağrısı,

* Bulantı, sindirim sistemi rahatsızlık,

* Uyku bozuklukları,

* Cinsel istekte azalma, gibi değişik sorun ve yakınmaları içerir.

2) Psikolojik tükenmişlik belirtileri:

* Dikkat azalması, karar vermede yetersizlik,

* Kaygı, huzursuzluk,

* Depresif duygulanım, ümitsizlik, boşluk ve anlamsızlık hissi,

* Psikolojik kaynaklı fiziksel rahatsızlıklar, apati,

* Madde bağımlılığı,

* Desteksiz, güvensiz hissetme,

* Benlik saygısında düşme, değersiz hissetme, eleştiriye aşırı duyarlılık,

* Evde gerilim ve tartışma artışı, çabuk öfkelenme ve kronik sinirlilik hali,

* Kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif duygulanımlarda artış,

* Nezaket, arkadaşlık ve saygı gibi pozitif duygulanımlarda azalma şeklindedir.

3)Zihinsel tükenmişlik belirtileri:

* Bilişsel becerilerde yavaşlama,

* Doyumsuzluk,

* Kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar içinde olmak olarak sayılabilmektedir.

4)Davranışsal tükenmişlik belirtileri:

* Sigara ve alkol kullanımında artış,

* Yapılan işe karşı coşkunun ve ilginin azalması, başarı ve üretkenlikte azalma,

* İşleri sürüncemede bırakma veya erteleme,

* İşe geç gelme, izinsiz veya mazeretli işe gelmeme,

* İşi bırakma eğilimi, işe ilginin kaybı,

* İş veya iş dışı ilişkilerde bozulma; bakım verilen kişiye karşı alaycı tavır sergileme,

* İşle ilgili olmayan başka konularla vakit geçirme şeklindedir.

Kişide psikolojik kaynaklı rahatsızlık ortaya çıkabileceği gibi var olan rahatsızlıklarda artış da gözlenebilmektedir. TS yaşayan bir bireyde sonuçta işi bırakma, savsaklama gibi davranışlar görülebilir.

TÜKENMİŞLİĞİN AŞAMALARI

Tükenme devamlılığı olan bir süreçtir, kesinti yoktur. Ancak anlaşılabilirliğini kolaylaştırmak amacıyla 4 evreye ayrılmıştır.

1. Evre – İdealistik Şevk ve Coşku Evresi: Bu evrede umut, enerji artışı ve ulaşılamayacak düzeydeki beklentiler söz konusudur. Yüksek beklentilere ve hayallere ve amaçlara ulaşabilmek için şiddetli motivasyona sahip olunan aşamadır. Yakınına bakım verme isteği her şeyin önüne geçmiştir; birey kendisine, ailesine ve sosyal yaşantısına zarar vermesine rağmen uykusuzluğa ve zorlu olan bakım koşullarına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Genellikle bakım vermeye yeni başlayan kişilerde görülür. Bu aşamadaki birey, gerek bakım verdiği kişi gerekse de çevredeki insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakmak için bütün enerjisi ile çalışmaktadır. Ancak takdir edilmeyi, ödüllendirilmeyi beklerken, karşılaşılan tablo gerçekçi olmayan önyargılar, prensipler, hükümler ve amaçlarla ilgili sorunlar olabilir. Bu durumda gayretinin karşılığında uğradığı hayal kırıklığı sonucu birey, kaçınılmaz olarak tükenmişliğin ikinci aşaması olan durağanlaşma aşamasına doğru ilerlemeye başlar. Bu durum sıklıkla, bakım vermeye başladıktan bir yıl sonra görülmektedir.

2. Evre – Durağanlaşma Evresi: Bu evrede kişi bakım verirken yaşadığı güçlüklerden ve daha önce umursamadığı veya görmezden geldiği bazı noktalardan rahatsızlık duymaya başlar. İstek, enerji ve umutta azalma olur. Bakım vermekten başka ne yaptığını sorgulamaya başlar. I. evreden II. evreye geçiş aşamasında kişi, bakım işini yavaşlatmayı düşünür, çünkü artık ilk aşamada karşılaştığı sorunlar onu sıkmış ve yormuştur. Bu aşamada, birey işine yönelik daha önce gösterdiği gayreti gösterememektedir; nitekim sahip olduğu enerji düzeyi düşmekte, motivasyonu azalmakta, beklentilerine yönelik hayal kırıklıkları yaşamakta ve bunların sonucu olarak da işinden soğumaktadır. Bu aşama, tükenmişliği tecrübe eden insanlar arasında “yolun sonuna Gelme “tünelin sonunda herhangi bir ışık görememe” gibi ifadelerle tasvir edilmektedir.

3. Evre – Engellenme Evresi: Yakınına bakım ve yardım çabası ön planda olan kişi, sistemin ve olumsuz koşulların değiştirilemeyeceğinin farkına varır. Bu aşamada kişi bakım işini sürdürüp sürdüremeyeceğini sorgulamaya baslar. Kişide engellendiği duygusu hakim olur. Bireyin işinde sürekli engellenme yaşıyor olması, onu büyük bir olasılıkla tükenmişliğin dördüncü aşamasına taşıyacaktır; ancak kişi bu aşamada farklı savunma yöntemlerinden birisini de geliştirebilir; ya kendi durumu ve içerisinde bulunduğu şartlar arasında bir denge kurarak tükenmişlikten kurtulabilir ya da tükenmişliği görmezden gelir, daha yoğun ve daha uzun süre çalışarak sorunu çözebileceğini düşünebilir ve tükenmişlik daha da ağırlaşır. Bir diğer savunma mekanizması olarak durumdan kendini çekme davranışı geliştirip işini yaparken katı, duyarsız ve mekanikleşmiş davranışlar sergiler ve kendisini ruhen işine vermeyebilir.

4. Evre – Umursamazlık Evresi: “Engellenmeye karşı kullanılan doğal bir savunma mekanizması” şeklinde tanımlanır. Bu evrede ileri derecede umutsuzluk, duygusal kopma, kısırlaşma, sıkılma, inançsızlık hakimdir. Umursamazlık aşamasının tipik belirtileri; bakım işinden duygusal olarak kopma, teslim olmuş, her şeyden vazgeçmiş bir görünüş, mekanikleşme ve rutinlerin korunması şeklindedir. Kişi bu işi sevdiği için değil sosyal ve ekonomik güvence için, mecburiyetten yapmaktadır ve bu durum onun için kaygı ve sıkıntı kaynağı olmaktadır; yaptığı işten doyum alamamaktadır. Umursamazlık, uzun süreli engellemelerin yıkıcı etkilerinin üstesinden gelebilmek için bakım veren kişinin başvurduğu son çare olarak görülmektedir. Bu durum bakım verilen insanları hor görme, aşağılama, küçük görme, önemsememe şeklinde gelişir. En kötüsü de bunu yaşayan bireyin, diğer insanların bu tipte bir davranışı hak ettiklerine yürekten inanmasıdır. Dışarıdan bakıldığında soğuk, ilgisiz ve katı bir imaja sahip olan bu bireyler, ilerleyen süreçlerde özel yaşamlarında da çatışmalar yasayabilir ve genellikle yalnız kalmayı tercih edebilirler. Tükenmişliğin bu evrelerinin her zaman bu sıra ile gerçekleşmesi şart değildir. Bireyin tükenmişliği farklı evrelerden başlayabilir veya farklı bir sıralama ile tükenmişlik yaşanabilir.

TÜKENMİŞLİĞİN NEDENLERİ

Tükenmişlik kişinin beklentisi ile ilgilidir. Kişinin gerçek dışı beklentisinin olması, gerçek ile beklentiler arasındaki farkın fazla olması, beklentinin karşılanamaması durumunda ortaya çıkar. Kronik hastalığı ya da fiziksel engeli olanlar, kronik/ölümcül hastalığı olan hastaya, zihinsel/fiziksel engelliye ya da yaşlıya bakım veren kişiler tükenmişlik açısından risk altındadır. Tükenmişliğin nedenleri 2 grup altında incelenebilir.

1)- Bireysel Nedenler: Kendisini bakım işine aşırı adayan, bu işe aşırı bağlanan, bireysel beklentileri fazla olan kişiler tükenmişliğe daha yatkındırlar. Ayrıca bu kişiler çevrelerindekilerin kendisinden daha fazla fedakârlık beklentisi içinde olduğunu düşündüğünde tükenmişlik başlayabilir. Rekabetçi, aceleci, mükemmeliyetçi, kaygılı, gerçek dışı hedefleri olan, özsaygısı düşük, aşırı duyarlı gibi kişilik özellikleri de tükenmişliğe yol açabilir. Genç yaştakiler tükenmişliğe daha yatkındır. Kadınlar “duygusal tükenmişliğe”, erkekler ise “duyarsızlaşmaya” daha yatkındırlar. Eğitim düzeyi yükseldikçe tükenmişliğe yatkınlık artmaktadır. Evlilik açısından bakıldığında, bekâr ve boşanmış erkeklerde “duygusal tükenmişlik” yüksekken, evli kadınlarda tam tersidir. Çocuk sahibi olmak tükenmişlik riskini azaltmaktadır.

2)- İnsanlar Arası İlişkilerden ve Ortamdan Kaynaklanan Nedenler: Aile ve çevrenin bakım verenden beklentilerinin yüksek olması, kendisine ve ailesine yeterince zaman ayıramama, aile-içi çatışma ve sorunlar, sorumluluk paylaşımındaki adaletsizlik, destekleyici aile ve sosyal ilişkilerden yoksun olma, aile içinden akraba ya da çevreden beklenen düzeyde takdir görememe gibi nedenler de tükenmişliğe neden olabilmektedir.

TÜKENMİŞLİKLE BAŞETMEK İÇİN ÖNERİLER

1. Bakım için başvuranlar bir alıştırma programına alınmalı: Bu sayede henüz işe başlamadan bunun kendilerine uygun olup olmadığına karar vermek ve erkenden vazgeçmek açısından bir şans tanınmış olur. Böylece ileride, yaptığı işin kendisine uygun olmadığını düşünerek tükenmişlik yaşama riski önlenmiş olur.

2. Çalışanların kişilik özellikleri değerlendirilmeli: Eğer kişilik yapısı böyle bir hizmete uygun değilse, başka çözümler düşünülmeli

3. Rol ve sorumluluklar en baştan ve net olarak tanımlanmalı ve bunun dışına çıkılmamalı: Böylece beklentilerin bu doğrultuda şekillenmesi sağlanarak tükenmişliğin nedenlerinden biri olan gerçek dışı beklenti içinde olması önlenmiş olur.

4. Tükenmişlik sendromu hakkında bilgilendirme amaçlı düzenli eğitimler düzenlemeli: Çalışanların bulguları erkenden tanıması sağlanmış olacaktır.

5. Tükenmişlik sendromu yaşayanların bununla baş etmek için özel hazırlanmış programlara dönüşümlü olarak katılımı sağlanmalı.

6. Belli bir kişiye sürekli aynı görev yüklenmemeli, aynı yere sürekli bir kişi görevlendirilmemeli.

7. Çok uzun ve yoğun çalışma saatleri başka birisi ile paylaşılmalı

8.Çeşitli nedenlerle bakım veren ve tükenmişlik yaşayanların birbirlerine bu süreçte yaşadıklarını ve hissettiklerini anlatacağı ortamlar oluşturulmalı: Böylece TS yaşayan bireylerin yalnız olmadıklarını hissetmeleri, yapması ve yapmaması gerekenleri saptamaları sağlanmış olacaktır.

9. Konu ile ilgili düzenli eğitim verilmeli.

10. Aile bireyleri ve çevre tarafından takdir edilmesi desteklenmeli

11. Başkalarından da yardım isteyebilmeli




Kaynak:
EVDE BAKIM HİZMETİ VEREN AKRABALARA YÖNELİK
TEMEL VE TAMAMLAYICI BAKIM EĞİTİM PROGRAMI

Eğitimciler İçin Eğitim Rehberi
İZMİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ, 2015

28 Nisan 2011 Perşembe

Tükenmişlik Sendromu


Bir ALS hastasının bakımını üstlenmek başlıbaşına önemli bir roldür. Genellikle birden fazla rol gerektiren birden fazla görevleri içeren, çok zaman alan, fiziksel ve ruhsal dayanıklılık gerektiren bir yaşam biçimidir. Bir süre sonra yaptığınız işin gereği olarak fiziksel ve ruhsal bazı yorgunluk belirtileri baş gösterir. Vücudun verdiği bu doğal belirtileri görmezden gelirseniz, kendinizi bir anda tükenmişlik sendromu içinde bulursunuz.

Tükenmişlik Sendromu, uzamış stres sonucu genellikle, fiziksel veya duygusal güç ya da motivasyonda bitkinlik olarak tanımlanabilir. Sadece ALS hastalığının yaşandığı yerde değil ama yakın çevre, komşu, iş çevresi veya hiç ilgisi olmayan başka bir ortamda da kendisini gösterebilir.

Tükenmişlik Sendromundan korunmak için en önemli anahtar hayatınıza yakından bakmaktır.  Duygu ve davranışlarınızı daha bilinçli olarak hissetmeniz, size yol gösterir.
Bazı pratik soruları kendinize sormanız gerekiyor.

Neler beni tüketiyor?
Tükenmişlik sendromu yaşadığımı nasıl anlayacağım?
Nasıl korunurum?

Tükenmişlik sendromunun nedenleri

Mükemmeliyetçilik: Başarılanlara odaklanmak yerine daha neler yapabilirim kaygısı içinde olmak.
Bitmeyen görevler: Başı ve sonu belirlenmemiş işler. Bu durumda hiçbir şey tamamlanmamış gibi hissedilir.

İş yükü: İş yükü size belirli bir zamanda tamamlayabileceğinden fazla iş olmasıdır. Bunu yapmak için insanın daha fazla çalışmak zorunda olmasıdır. Eğer bu şekilde çalıştığınız zaman, kendinizi yetersiz hissedersin.

İmkânsız görevler: Yapabileceğinizi zannettiğiniz fakat gerçekte fiziksel olarak mümkün olmayacak işler. Böyle devam ederseniz yine yetersiz hissedersiniz, bu durum kimseye fayda getirmez.


Birden Fazla roller: Birçoğumuz karı/ koca, anne/baba, bakıcı ve velayet gibi hayatımızda bir dizi önemli rol oynuyor. Birden fazla çok rol oynamaya çalışırken bunalmış hissetmek mümkündür.

Özveri: Kendi istek ve arzularımız dışında yapmayı kabul ettiğimiz görevler, özveri gerektirir. Bu durum, kırgınlığa, haksızlığa uğramışlık hissine yol açar.

Söylenmemiş duygular: İlişkilerde açıklanmamış herhangi bir duygu,  görevleri tamamlamak işlevine  "blok" oluşturur. Eğer gerçekten bir durumda gerçekten hissettiklerinizi paylaşmazsanız, bu duygular bazı şeyleri sık unutma, sürekli geç kalma veya duruma uygun olmayan tepki şeklinde ortaya çıkar.

Tükenmişlik belirtileri

"Negatif" duygular:
Tükenmişlik belirtilerinden birisi, öfke, anksiyete, doyumsuzluk ve suçluluk gibi "olumsuz" duyguların ortaya çıkmasıdır.
Kişiler arası sorunlar:
Başkalarıyla olan ilişkilerde duygusal patlamalar, aşırı tepki, düşmanlık ve geri çekilme şeklinde çatışmalar yaşayabilirsiniz.

Sağlık Sorunları:
Tükenmişlik ile ilişkili bazı sağlık sorunları; sık uykusuzluk, yorgunluk, baş ağrısı, sırt ağrısı, uyuşukluk ve yüksek tansiyon olabilir. 
Kötü performans:
Can sıkıntısı nedeniyle ortaya çıkan heyecan, korku, isteksizlik, yoğunlaşma eksikliği,  yetersizlik gibi sorunlar nedeniyle kişi daha az üretken hale gelebilir.

Madde kullanımı:

Alkol ve / veya diğer ilaçlar, sigara, kafein ve gıda tüketiminde belirgin bir artış olur.
İşkolik olmak:
Daha fazla çalışarak daha az suçluluk hissedeceğine inanarak, yetersizlik duyguları nedeniyle daha fazla çalışmaya meyilli olabilirler.
Depresyon:
Depresyon,  duyguların baskılanmasıdır.  Umutsuzluk ve hayatın anlamsızlığı gibi duygular fark ederseniz, depresyon yaşıyor olabilirsiniz.
Özsaygı kaybı:

Basitçe ifadeyle,  özgüven kaybı kendine güvenin azalmasına eşittir.

Tükenmişlik ile ilgili Çözümler

Bir kez tükenmişlik yaşadığınızda neler olduğunu anlayabilirsiniz. Ne zaman ve ne şekillerde tükenmişlik kendini gösterir, buna karşı koruma yolları üzerinde durarak çözüme başlayabilirsiniz. Bir eylem planı geliştirmek için tam zamanıdır!
Kendinize iyi bakın:
Düzenli olarak vücut besleyici gıdalarla besleme
Yeterli dinlenme
Egzersiz rutin
Vücudunuzun stres sinyallerine dikkat!
Stres azaltıcı Uygulamada stratejileri:

Nefes egzersizleri
Yoga
Gevşeme teknikleri
Masaj
Meditasyon
Tai chi

Güçlü bir destek gurubu oluşturun:
Desteğini esirgemeyen arkadaş, yakınları belirleyin. Çevrenizde görmek istemediğiniz, enerjinizi düşüren insanları belirleyin.
Endişeleri ve duyguları paylaşmak için bir destek grubuna katılın
İş yerinde destek / tartışma grubu oluşturun.  Zorlandığınız bazı konularda endişelerinizi paylaşabilirseniz sorunun değil çözümün bir parçası olmak istediğinizi açıklıkla ifade edebilirsiniz.
Eğer daha kapsamlı ruh sağlığı desteğine ihtiyacınız olup olmadığınızı anlamak için bir danışman ya da psikologa başvurabilirsiniz.

Tatmin edici bir yaşam oluşturun:

Nasıl zaman geçirmek istiyorum? Bu konuda bilinçli kararlar alın.
Evet demek istediklerinize Evet, hayır demek istediğinizde Hayır demesini öğrenin.
Önceliklerinizi belirleyin ve bu merkezde hayatınızı planlayın.
Tükenmişlikten korunmanın en önemli anahtarı, sürekli dengenin korunmasıdır.
Kendi ihtiyaçlarını da dikkate alarak yaşamak, çevrenizdekileri de mutlu edecektir.