Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
buz kovası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
buz kovası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2020 Salı

ALS KAHRAMANI VE ICE BUCKET CHALLENGE'IN KURUCU ORTAĞI PATRİCK QUİNN HAYATINI KAYBETTİ

ALS KAHRAMANI VE ICE BUCKET CHALLENGE'IN KURUCU ORTAĞI PATRİCK QUİNN HAYATINI KAYBETTİ


 ALS Derneği Amerika

Bugün Pat Quinn'in vefatını paylaştığımız için çok üzgünüz. Pat, ALS Ice Bucket Challenge'ın kurucu ortağıydı ve dünya çapında milyonlarca insana ilham kaynağı oldu.

Pat, 30. doğum gününden bir ay sonra 2013 yılının Mart ayında teşhis edildi. Teşhis konduktan hemen sonra ALS topluluğunda bir fark yaratmak istediğine karar verdi. Pat, arkadaşı merhum Pete Frates'ten bir ipucu alarak, ALS'ye karşı mücadele için farkındalık ve fon yaratmak için kendi destekçileri ekibini kurdu: Quinn for the Win

NY Yonkers'da yaşayan Pat, NY Pelham'dan merhum Anthony Senerchia'nın arkadaşlarının ve ailesinin sosyal medya  duyurusu ile Buz Kovası Meydan Okumasını gördü ve bunun ALS farkındalığını artırmanın anahtarı olduğunu biliyordu. O ve Quinn for the Win destekçileri, Pete Frates ve Team Frate Train destekçileri ile birlikte, mücadeleyi tarihin en büyük sosyal medya fenomeni haline getirdi.

Ice Bucket Challenge, ALS Derneği için 115 milyon dolar ve ALS araştırması için dünya çapında 220 milyon doları aştı. ALS ile mücadeleyi önemli ölçüde hızlandırdı, yeni araştırma keşiflerine, ALS ile yaşayan insanlara daha fazla bakım verilmesine ve hükümetten ALS araştırmalarına önemli yatırımlara yol açtı.

2015 yılında ALS Derneği, ALS ile yaşayan ve ALS ile mücadelede önemli bir olumlu etkisi olan kişilere verilen yıllık Liderlik Konferansımızda Pat, Pete ve Anthony'yi "ALS Kahramanları" olarak onurlandırdı. Anthony 2017'de vefat etti ve Pete 2019'da vefat etti.

Buz Kovası Mücadelesinin ardından Pat, büyük ve küçük gruplarla konuşarak ALS konusunda farkındalık yaratmak için elinden gelen her fırsattan yararlandı. Dünya çapında milyonlarca kişi tarafından görülen " Proje Revoice " ile ALS'nin kişinin sesi üzerindeki etkileri ve ses bankacılığının önemi konusunda farkındalık yarattı . Her yıl sevgili Yonkers'ında bir Buz Kovası Yarışması düzenlemeye devam etti ("Her Ağustos Tedaviye Kadar") ve herkesi "FindUrSmile" yapmaya teşvik eden bir sosyal medya kampanyası başlattı. Ayrıca NFL efsanesi Terry Bradshaw ile ülke çapında 63.000'den fazla yayınlanan bir televizyon kamu hizmeti duyurusunda rol aldı.

Pat, ALS ile pozitif ve cesaretle savaştı ve çevresine ilham verdi. Onu tanıyan bizler harap durumdayız ama ALS'ye karşı savaşı ilerletmek için yaptığı her şey için minnettarız.

Buz Kovası Mücadelesinin 5. yıl dönümünde Pat, Boston'da toplanan bir kalabalığa konuştu. O günden kalma bazı sözlerinin onu hatırlamanın en iyi yolu olduğunu düşündük:

Zaman komik bir şeydir. Her şey bir anda değişebilir veya onlarca yıldır hiçbir şey değişemez. Hayatın ne getireceğini asla bilemezsiniz. Her anı değerlendirmek ve sizi ve başkalarını hareket ettiren bir şekilde yaşamak önemlidir. Burada zamanınızı amaca uygun ve özgün kullanın.

Buz Kovası Meydan Okumasının insanların yüzyıllardır görmezden geldiği bir hastalığın önündeki engelleri yıkmasının üzerinden beş yıl geçtiğine inanamıyorum.

[...]

Buz Kovası Meydan Okumasının dünya çapında bir fenomen haline geleceğini kimse bilmiyordu, ancak biz tek olarak birleştik çünkü ALS gibi bir hastalığı değiştirmek için gereken şey bu. Buz Kovası Mücadelesi, ALS'nin çenesine tatlı bir sol kanca ile bağlanmış ve hastalığı sarstı, ancak bu kavga hiçbir şekilde bitmedi. Bu hastalığı ortadan kaldırmalıyız.

Bir kez daha, mücadelemizin arkasında toplanmak için dünyaya meydan okumalıyız. Buz Kovası Meydan Okuması gerçekleştiğinde, yürüyordum, konuşuyordum, yemek yiyordum ve hatta kendi başıma nefes alıyordum. ALS'nin ne yaptığını görebilirsiniz. Başka yere bakma

Hastalık yürüme yeteneğimi aldı, konuşma yeteneğimi aldı; Şimdi midemdeki bir tüpten yemek yiyorum; ve beni gerçekten hayatta tutan bir solunum makinesine maske takıyorum. Onsuz ölürdüm, çünkü ALS'nin istediği bu. Birimiz kaybedene kadar saldıracak.

Ama tahmin et ne oldu: Kaybetmiyorum. Ben de sadece yaşamayı planlamıyorum. Gülümsemelerini bulmaları için dünyaya ilham vermeye devam etmeyi planlıyorum. Hayat benim için bu hastalığın yoluna girmesine izin vermeyecek kadar şaşırtıcı. Birini gerçekten canlı kılan sadece yaşamak değildir. Yaşama şeklimiz bu.

ALS korkunç, ancak dünyanın her yerinde bunu ölüm cezası olarak kabul etmek istemeyen savaşçılar var. Bugün, hastalara ve ailelerine onlar için savaşmayı asla bırakmayacağımızı bildirmek için buradayım. Birlikte savaşmayı asla bırakmayacağız. ALS teşhisi konan bir sonraki kişinin bu hastalıkla yaşamak için gerçek bir planı olduğunu öğrenene kadar bu Dünyayı terk etmeyeceğim.

Mart 2013'te ALS teşhisi kondu. Bugün hala burada olmak mutlak bir savaştı. Buna inanmakta zorlanabilirsiniz, ama hayatımı hiçbir şeye değişmem. Bugün karşınızda mutlu, gelecek için heyecanlı, aşk içinde, sonu gelmeyen aileme ve arkadaşlarıma değer vererek oturuyorum. ALS beni istediği kadar yere serebilir, ancak bu inatçı İrlandalı SOB asla ayağa kalkmayı bırakmayacak ve orada aynı şeyi düşünen çok fazla insan olduğunu biliyorum. Birleşik ALS'yi yenebiliriz.

ALS Buz Kovası Mücadelesine katılan ve mücadelemizi desteklemeye devam eden herkese teşekkür ederiz.

[...]

Hepinize sonsuza kadar minnettarım. Teşekkür ederim.

Düşüncelerimiz Quinn ailesi, Quinn for the Win taraftarları ve Pat'i tanıyan ve seven herkesle. Hepimize ilham vermeye devam edecek.
 

ALS-MNH Derneği yönetimi olarak ailesine başsağlığı diliyoruz. 

11 Nisan 2017 Salı

Çaresiz hastalıklarda suç doktorlarda mı?


ALS, Alzheimer, Parkinson, Huntington gibi nörodejeneratif hastalıklarla Nöroloji  bilim dalı ilgileniyor. Bu hastalıklar dünyanın her yerinde aynı durumdadır. Çünkü ALS hastalığı nadir görülen hastalıklar arasındadır. Yetim hastalıklar grubunda kabul edilir. Araştırma, ilaç geliştirme çalışmalarında ilgi görmez. Bunun sonucunda tedavi geliştirme diğer hastalıklara göre yavaş ilerler. Yani ALS hastası ve en müthiş Nöroloji doktorları her yerde çaresizlik içindedir.  Konuya  daha geniş açılı bakacak olursak durum nedir?

Tıp bilimi sadece dahiliye, cerrahi, göz vs kliniklerden oluşmuyor. Temel tıp bilimleri, klinik öncesi bilimler, biyoloji, genetik, farmakoloji, fizyoloji, moleküler biyoloji, laboratuvar bilimleri, kimya,  biyofizik, biyokimya, istatistik vs  daha pek çok biyolojik  temel bilim dallarının hepsi insanı inceler.

İnsanı incelemek, kurcalamak öyle kolay değildir. İşin bir de etik, ahlaki değerleri var. İnsana kendi isteği olmadan dokunamazsınız. İsteği olsa bile bazı etik yaklaşımlar buna izin vermez.  Ülkeden ülkeye değişen yaklaşımlar vardır.

Örneğin sizden kan örneği alıp bir tıbbi araştırma yapacak olsam etik kurula başvuru yapmak zorundayız. Neyi , nasıl, ne amaçla kullanacağımı, amaç, beklenti vs rapor etmem gerekiyor. Bu izin sonrasında yine size aydınlanmış onam formu imzalatılacaktır.

Gelelim Nöroloji doktoruna: ALS hastalığının kesin teşhisine gelmeden önce, ALS gibi kas güçsüzlüğü belirtileri yapan yüzlerce hastalığı elemek gerekiyor. Bunlar içinde tedavi edilebilir olanları kaçırmamak gerekiyor. Bazen hastalık herkeste farklı belirtilerle ortaya çıkıyor. Bunların gerçekten ALS olup olmadığını anlamak için aylar sonra tekrar değerlendirmek gerekiyor.

Teşhis tamam, neden tekrar Nöroloji uzmanına gideyim?
Hepimiz Allah yapısı ruh ve bedene sahibiz. Hastalığımızın bir kul tarafından tedavi edilmesini istiyoruz. Tedavi bulunması için öncelikle rafine, güvenilir bilgi toplamak gerekiyor. Nöroloji doktorunun işi burada devreye giriyor. Hastalığın gidişatı sırasında vücutta neler olduğunu izlemesi, doğru değerlendirmesi, kıyaslaması ve rapor etmesi gerekiyor. Bu izin sadece hekime verilmiştir. Yani örneğin laboratuvarda 24 saat çalışan bir moleküler biyoloji prof. hastaya dokunamaz. Eğer hem hekim hem de moleküler biyoloji uzmanı ise bunu yapabilir. Böyle insanlar dünyada çok az çünkü her iki konuda uzman olmak için ömür yetmiyor.

Araştırma yapacağım, her şey hazır mı?
Ülkelerin öncelikli politikaları vardır. Sağlık politikalarında araştırmaya öncelik veren ülkelerde araştırma yapan hekimleri poliklinikte kullanmazlar. Onların bilgilerinden araştırma, tedavi geliştirme alanında faydalanırlar. Bilimi yüceltirler. Doktorun da bir insan olduğunu kabul ederler.
Ülkenin bilim politikaları araştırmaya, üretmeye ortam yaratmıyorsa 24 saat laboratuvarda yatıp kalksan ne çare?

2014 yılında buz kovası kampanyası sırasında dünyada ALS hastalığını duymayan kalmadı. (Sağlık bakanlığı dışında)

Amerika'da buz kovası kampanyası sırasında 125 milyon dolar bağış toplandı, büyük bölümü araştırma fonlarına aktarıldı. Amerika'da 25-30 bin ALS hastası olduğu tahmin edilmektedir.  Türkiye’de ise 8-10 bin civarında ALS hastası olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’de buz kovası kampanyası sırasında toplanan bağışlar, Hastaları yaşatmak adına Sgk kapsamında ödenmeyen malzemeler için harcanmıştır.

Yine de Türkiye’de tıp alanında bilimsel araştırma yapılıyor,

Yine de Türkiye’de tıp alanında bilimsel araştırma yapılıyor, her şeye rağmen yapılıyor. Çünkü hiçbir politika, insanın öğrenme, araştırma merakını yok edemez.

İyi bakım doktorda mı?
ALS hastalığı sadece hastayı ilgilendirmez. Hastanın ailesini de derinden yaralar. ALS hastasını bakımı sadece KBB, Göğüs Hastalıkları Uzmanı elinde değildir. Olmamalıdır. Bu tür hastaların bakımı birçok branştan profesyoneller tarafından organize edilmeli, sosyal devlet güvencesi altında olmalıdır. Acil, 112, Aile hekimi, hemşirelik hizmeti, beslenme, fizik tedavi,  iş uğraş terapisi, evde bakım desteği, eşlerin, çocukların desteklenmesi, tıbbi malzeme desteği, Teknik servis, elektrik kesintisi, erişilebilirlik, ulaşılabilirlik, teknoloji iletişim desteği, bilgilendirme hizmetleri ve afet planı gibi çok kapsamlı düşünülmelidir.

Topu Nöroloji doktorlarına atmak bizi masum yapmıyor. Tam tersine öfkemizi yanlış yere yönlendirerek gerçek hedefi görmüyoruz.

1- ALS hastası haklıdır. Tedavisi olmayan, insan onurunu yaralayan, bakımı çok zahmetli bir hastalıkla mücadele etmektedir. Başkasına bağımlı yaşamak, aileye de Büyük travma olmaktadır.
2- Haklı değilse 1. Madde geçerlidir.

Tüm hasta, hasta yakını, gönüllü, yüreği insan için atanlara Sevgilerimi tazeliyorum.

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Buz kovasından NEK1 geni çıktı



Biliyorsunuz 2014 yılında dünyada "Ice Bucket Challenge" kampanyası ile ALS hastalığı hakkında büyük bir farkındalık oluştu. 2014 Ağustos ayında başlayan ve dünyada fırtına gibi esen buz kovası etkinliğinde ALS dernekleri, araştırma laboratuvlaarı, kar amacı gütmeyen kurumlara eşi görülmemiş bağışlar yapıldı.
Türkiye'de ALS hastalarına hizmet etmek için 2001 yılında Sedat Balkanlı, İsmail Gökçek ve hasta yakınları tarafından kurulan ALS-MNH Derneğimiz de bağış kampanyası sırasında 400.000 $ civarında bağış aldı. Tüm bağış yapan hayırseverlere bir kez daha teşekkür ederiz.
Dünyada dikkati çeken miktarda bağış toplayan kurumlar aşağıdaki sıralamada görülüyor:
$ 125.000.000 ALSA
£ 3,000,000 MND Association, England
€ 1,000,000 Irish Motor Neurone Disease Assoc.
$ 640.000 MND Scotland,
$ 1.793.588 MND Australia,
$ 3,000,000 ALS TDI
$ 400.000 ALS MNH Derneği
$120,000 İsrail ALS Derneği Israls

Türkiye’de toplanan bağışlarla ALS-MNH Derneği  yaklaşık 8000 hastaya Sgk kapsamında olmayan tıbbi cihaz ve malzeme sağlamaya çalışıyor. Ne yazık ki araştırma geliştirme için elde kaynak kalmıyor. Hatırlarsanız buz kovası kampanyası sırasında olayı küçük gören, dalga geçen, magazin haberleri yapalar da olmuştu.

Amerika ALS derneği ALSA, toplanan bağışların büyük kısmını ilaç araştırma geliştirme için ayırdı. Project Mine projesine büyük yatırım yaptı. Project MinE’ın amacı binlerce DNA profilini sistematik olarak inceleyerek ALS ile ilgili olabilecek farklı genetik mutasyonları araştırmaktır. Bu kayda değer sonuçlara ulaşmak adına “genetik bilgiyi kazma” asıl anlamıyla “maden çıkarma”, Project MinE’ın içindeki “mine (maden)” sözcüğünün kaynağıdır.

25 Haziran 2016 tarihli ALSA açıklamasına göre, araştırmacılar en yaygın genler arasında yer alan NEK1 adında yeni bir gen tespit ettiklerini duyurdular.

ALS vakalarının yüzde 10 ailesel olduğunu biliyoruz.  ALS vakalarının diğer yüzde 90 sporadik, ya da bir aile öyküsü olmayan hastalardır. ALS vakalarının çok daha büyük bir yüzdesinde genetik faktörlerin doğrudan veya dolaylı olarak katkıda  bulunduğu düşünülmektedir.  NEK1  Geni, hem sporadik  hem de ailevi  ALS  hastalarında mevcuttur -  Bulunan bu ortak gen, bilim adamlarına ilaç gelişimi için heyecan verici yeni bir hedef veriyor.

Türkiye Suna and Inan Kıraç Foundation, Neurodegeneration Research Laboratory, Boğaziçi University & ALS/MNH Derneği de Project Mine araştırma ortağıdır.

https://www.projectmine.com/country/turkey/
Project Mine hakkında daha fazla bilgi için:
https://www.als.org.tr/dernegimiz-project-mine-proje-ortagi-oldu

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Aylardan Ağustos




Alper Kaya, 12 Ağustos 2015

2014 yaz mevsimiydi, aylardan Ağustos…
Bir çılgınlık başlamıştı, insanlar başından aşağı buzlu su döküyordu. Sosyal medya çalkalanıyordu. Ünlüler videolarda boy gösteriyordu.  Lady gaga, Bill Gates hatta ünlü astrofizikçi Stephen Hawking bile bu furyaya katılmıştı…
Evet , bize ters gelmişti... Neydi o öyle başından aşağı buzlu su döküyorsun, 3 kişiye de meydan okuyorsun.
Daha neler... Yazın ortasında şakır şakır suları dök sonra da selfie çek, vido çek, neymiş, sosyal medya diye bişey varmış, herkes ordaymış... Paylaş yapıyormuşuz, tag yapıyormuşuz hatta hashtag yapıyormuşuz... Sanki haşlanmış darı satıyorlar...
Ben baştan söyleyim arkadaşım bunlar beni bozar. Hem benim daha önemli olaylarım var... Şöyle bi deniz kenarı manzarası, bacaktan aşağı terliksiz ayak resmi paylaşacağım. Pazar günü süper eğlendik, kankalar kankiler ooh kıskananlar çatlasın.  Sefamız olsun…
Kuzenlerle mangal yaptık laf aramızda selfie yaptık rakılar indiragandi anlarsın:) Heheheh
Aşkım seni çok seviyom Allah seni bana verdi, evlendik, balayından bir selfi, çatlayın artık...
Havuza da böyle atladık (kendisini sevilmiş hissediyor)
Ayağıma deniz kestanesi battı nasıl çıkarcam bilen var mı uff yaa (kendisini şanssız hissediyor)
La bu ne! Savaş mı çıkmış (kendisini korkmuş hissediyor)
***
Aylardan Ağustos!
Geçen yıl tüm zamanların en büyük bağış ve farkındalık kampanyası yaşandı... 
Dünyada ilk kez ölümcül bir hastalık olan ALS hastalığını duymayan kalmadı.
Dünyada ilk kez insanlık tek hedefe odaklandı: Tedavi bulmak!
Dünyada ilk kez insanlar, ölümcül hastalıkla mücadele eden hastaları bu kadar yakından tanıdılar.
Dünyada ilk kez milyonlarca dolar servet sahipleri ALS- hastaları ile empati yaptılar, insanlığın en yüce erdemlerinden biri olan yaşatmaktan yana tavır koydular.
Dünyada ilk kez, insanın bilimde açtığı yola yine duyarlı insanlar yatırım yaptı.
Milyonlarca dolar bağış toplandı. Tek amaç vardı: ALS… Bu ölümcül, amansız hastalığa çare bulmak...
Dünyada dört koldan araştırmacılar ALS- hastalığına odaklandı. Pek çok ipucu bulundu. Tedavi bulununcaya kadar hastalar katlanılabilir yaşam kalitesi ile yaşatılmaya çalışıldı.
Herşeye çare var, ölüme çare yok diyorlardı. Bunun doğru olmadığı gösterildi.
Evet, kimse sonsuza dek yaşamayacak. Ama 3 ay, 3 yıl daha sevdiklerimiz, anamız babamız, kardeşimizin hayatta kalmasının ne demek olduğunu bilirsiniz. Bir sevdiğiniz son nefesini verdiğinde "keşke bir gün daha yaşasaydı" demez miyiz?
***
Aylardan Ağustos... O saçma sapan hatta fazla sulandırılmış buz kovası kampanyasında sular döküldü, buzlar eriyip gitti... 
ALS hastalarının farkında olan ve asıl mesajın "yaşatmak"  olduğunun farkına varan ve sadece buzlu su dökmeyip aynı zamanda bağış yapan tüm hayırseverlere tekrar teşekkür ederiz.
Aradan 1 yıl geçti…
Ülkemiz zor günler yaşıyor, farkındayız…
Şehit haberleri geliyor, yüreğimiz yanıyor, farkındayız…
Ölüm haberi almanın ne olduğunu biliyoruz, her yıl 1500 ALS hastamızı kaybediyoruz, farkındayız…
Her yıl 1500 hastaya ALS teşhisi konuyor
Her 90 dakikada bir ALS hastası solunum, beslenme yetmezliği nedeniyle kaybediliyor.
Bağışlarınız sayesinde geçen yıl 1200 hastayı yaşatmayı başardık…
Yaşam kalitesini yükselttik
Çevresi ile iletişimlerini sağlayan göz bilgisayarı sağladık
ALS hastalarımızın eğitim çağındaki 70 çocuğumuza eğitim bursu verdik
Pozisyonlardırma özellikli havalı yatak, motorlu hasta karyolası, hasta taşıma lifti, pek çok tıbbi malzeme sağladık
İzmir şubemizi kurduk, yeni şubelerimiz sırada...
***
Bu Ağustos ve her Ağustos, çaresi bulununcaya kadar
Daha az su, daha çok bağış!
Yaşatmak için…

İstanbul IBAN :  TR320001001672113640835001
İzmir IBAN :  TR120006400000134082330055

10 Eylül 2014 Çarşamba

Buz Kovası Mücadelesi Gerçekten Dikkate Değer Miktarda Su Sarfiyatı Yaptı Mı?

Mitler ve Gerçekler

Mit: "Buz Kovası Mücadelesi çok saçma, çünkü insanlar saçma sapan bir şey için su harcıyorlar, daha düzgün bir yöntemle bu farkındalık yaratılabilirdi. O suları başınızdan dökerken Afrika'daki çocukları hiç düşünmüyor musunuz?"

Gerçek: Buz Kovası Mücadelesi, sıradan günlük insan su sarfiyatının yanında dikkate değer bir miktarda su sarfiyatına neden olmamaktadır. Afrika-dışı ülkelerin su sarfiyatının Afrika'daki insanların suya erişimi ile hiçbir alakası yoktur. Toplumsal davranış ve modern iletişim yöntemleri incelendiğinde, sıradışı olmayan bir yöntemin böylesine küresel ve kitlesel bir  farkındalık yaratma ihtimali yoktur. Ayrıca Buz Kovası Mücadelesi hiçbir açıdan bakıldığında (popülist amaçlarla yapanları göz önüne alırsak bile) saçma değildir; zira gerek bu davranışı eleştirenler, gerek popülist niyetlerle yapanlar, gerekse de gerçekten iyi bir iş yaptığına inanarak, içinden gelerek yapanlar göz önüne alındığında ve konuya her açıdan bakıldığında, hem maddi olarak (yaklaşık 100 milyon dolar), hem farkındalık olarak (Google aramalarında onlarca kat artış), hem tanıtım olarak ALS Buz Kovası Mücadelesi 2000 yılının başlarındaki "Kanser İçin Sarı Bilezik" kampanyasından beri (bu kampanya da "moda aracı haline gelmek" nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalmasına rağmen kanser araştırmaları için 500 milyon dolara yakın para toplamıştır) insanlık tarihinin gördüğü en başarılı farkındalık kampanyası olmuştur.

7 Eylül 2014 Pazar

AKUT OLARAK ALS Hastalığı için KIZILAY, AFAD VE UMKE'YE MEYDAN OKUYORUZ !


Dünya çapında ALS Hastalığı'na dikkat çekmek istenen bir komik meydan okumada resmi kurumların asık suratlı yaklaşımlarından ziyade böyle neşeli yaklaşımlar tebessüm konduruyor insanın yüzüne. Bilmeden yorum yapan arkadaşlar için açıklayalım burada amaç ALS hastaları için yardım toplamak. En az 3 kişi ya da kuruma meydan okuyorsunuz. Onlar da ya meydan okumayı kabul edip buzlu su dolu kovaları kafalarına döküyorlar ya da ALS derneğine para yardımında bulunuyorlar. Gayet insani bir durum olduğu için gönüllüler çocuklarıyla gelmişler ve cep telefonu kamerasıyla çekim yapmışlar. Kelli Felli kurum müdürlerini görelim şimdi. Acaba bağışta bulunup ALS derneğine parasal yardımda mı bulunacaklar yoksa bu etkinliğe katılıp bir kova suyu boca mı edecekler? En azından interneti açıp neymiş bu hastalık mı diyecekler. Nasuh Abi gayet insani bir yaklaşımda bulunmuş ve gönüllerin takdirini kazanmış. Diğer kurumlardan arkadaşlar ise gereksiz bir karalama peşine düşmüşler. Kovadaki suyun soğukluğunu beğenmeyen kendi kovasındaki suyu daha soğuk yapsın. Ayrıca hayvanseverliğimizi sorgulamak isteyen arkadaşlar lütfen gidin ve Genel Merkez'deki etkinliğin yapıldığı çimlerin sulandığını ve suyun boşa harcanmadığını görün; gitmişken Proton ve yavrularını sevin...

4 Eylül 2014 Perşembe

Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ersin Tan meydan okudu!



Haşmet Babaoğlu'na yanıtımdır


Sevgili Haşmet Babaoğlu,
Yıllardır sizi "orijinal bakış açınız" ve gönül telimi titreten, kimsenin görmediğini gören, samimi yazılarınızla tanıyorum, bir nesil yakınlığımız da cabası.
ALS ile ilgili yazınızı okuyunca biraz şaşırdım. Aslında biraz da suçu kendimizde gördüm.  Stephen Hawking, Jason Becker, Mao Zedung, David Nieven, Suna Kıraç, Sedat Balkanlı ALS hastalığını sizlere anlatamamışlar. Belki de anlamak istememiştir insanlar.
Ben ve ailemiz,  24 yıldır ALS hastalığı ile yaşıyorum. Trakeostomi, solunum cihazı ile yaşayan şanslı ALS hastalarından biriyim. Eşim ve kızım 24 yıldır beni yaşatıyor, sıradışı bir şans bu!  Onlara minnettarım.Ancak Türkiye’de 8000-10000 civarında ALS hastasından pek çoğu bu denli şanslı değil.
Buz kovası kampanyasına gelince;
Hani diyorsunuz ya "Bağışlara mı bakayım? O başka yollarla da sağlanabilirdi" Haklısınız; yıllardır futbol konusunda tv lerde yorum yapan duayenler, bir dostluk maçı için çaba sarfedebilirdiniz.  Olmadı... Buz kovası (icebucketchallenge) etkinliği sırasında dünyadaki bağış rakamlarını vereyim.

$ 100.000.000 ALSA Amerika ALS Derneği
£ 3,000,000 MND Association, England
€ 1,000,000 Irish Motor Neurone Disease Assoc.
$ 640.000 MND Scotland,
$ 1.793.588 MND Australia,
$ 3,000,000 ALS TDI
$ 400.000 ALS MNH Derneği
$120,000 İsrail ALS Derneği Israls

Türkiye’de ALS hastalarının tek derneği olan ALS MNH Derneği, 2001 yılında Sedat Balkanlı (rahmetli) eşi Şükran Balkanlı, Trabzonspor’lu futbolcu ALS hastası İsmail Gökçek ve yakınları tarafından kurulmuş. Ben, 2007 yılından beri Yönetim kurulu üyesiyim. Son 12 yılda toplanan bağışlar, aidatlar toplamından fazlası son 15 günde toplandı. Bir hayalimiz vardı: Ölümcül ve tedavisi henüz olmayan, ALS hastalığı ilebirlikte saygın bir yaşam, saygın bir ölüm...
Saygın yaşamı, bugüne kadar Sosyal devlet bizlere sağlayamadı. Saygın ölüm de henüz yasa olarak mevcut değil.
Katlanılabilir yaşam kalitesi ile insanca yaşatmanın tek yolu, iyi tıbbi bakım, sosyal güvenlik, tıbbi cihaz, tanı, takip sistemi.
ALS kliniği hayalimizin gerçekleşmesi için son 15 gün içinde yapılan bağışlar bize hiç olmadığı kadar umut ve motivasyon verdi.
Bizler, kendi bedenlerimizde tutsak ruhlarız. Hayatı dalga geçerek yaşamayı da biliriz. Kaybedecek birşeyi kalmayan insanlar, mutlak özgürlüğe yaklaşırlar.  buz kovası, sulandırılmış, kişisel show haline getirilmiş olabilir. Bununla ilgili hiçbir sorunumuz (en azından benim) yok. Çünkü sabır ve hoşgörü ile bakıldığında herşey dupduru, olduğu gibi görünüyor zaten.
Kiss my ALS hareketi ise bambaşka bir awareness başarısıdır, onu da gerekirse yazarım.

"Neymiş? ALS hastası bir tür kafasından aşağı buz dökülmüş gibi olur, felç yaşarmış...
Kampanyaya katılanlar da bu "acı"yı bir anlamda hissetmeye çalışıyormuş..." yazmışsınız.
Buna da hiç girmeyeceğim, Allah korusun, sizlerden uzak olsun...
"İsrail'in Gazze'de, IŞİD'in Irak'taki zulmünün, Ferguson olaylarının ve daha pek çok şeyin birdenbire milyonlarca insanı seferber eden "ice buklet challenge" kampanyasıyla perdelenip perdelenmediği konusuna şimdilik girmeyeceğim " yazmışsınız.  Komplo teorilerine alışmıştık ama bu kadarına da pes doğrusu... Tüm zamanların en büyük sosyal medya fırtınası yaşanıyor. Tabii ki gündem yaratacak. Ancak Amerikalı baseball oyuncusu Pete Fratesin dahiyane farkındalık projesini ortadoğuda yaşananları perdelemekle ilişkilendirmek, en hafifinden abesle iştigaldir.
Kampanya başarılı mı?
Sabah gazetesi yazarı ALS hastalığı ile ilgili birkaç kelime lütfetmiş. Bu da bir şey!
Ama asıl üzücü olan, sağır sultan duydu, bizim sultan hala duymadı...

Sevgilerimle
Alper Kaya
0505 689 45 90 (konuşabiliyorum, çekinmeyin arayın)

3 Eylül 2014 Çarşamba

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ NDAL LABORATUVARI EKİBİ ALS İÇİN MEYDAN OKUYOR

  ALS hastası Suna Kıraç ile eşinin kurduğu Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın desteğiyle faaliyetlerini sürdüren NDAL, Türkiye’nin ilk ve tek ALS hastalığını araştırma merkezi. NDAL direktörü Prof. Dr. Nazlı Başak, Türkiye’yi genetik çeşitliliği nedeniyle “define sandığı” olarak niteliyor.

SUNA ve İnan Kıraç Vakfı, Nörodejeneratif Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı’nda (NDAL) Türkiye’deki yaklaşık 7 bin ALS (Amyotrofik lateral skleroz) hastasından, bugüne kadar 500’ü ve aileleri araştırıldı. Laboratuvarda Alzheimer, Parkinson, Huntington gibi diğer beyin ve sinir hastalıklarıyla ilgili çalışmalar da sürüyor. Dünyanın en saygın iki ALS araştırmacısı Prof. Dr. Robert Brown ile Prof. Dr. Jeffrey Macklis de danışmanlık yapıyor. ABD’de Harvard, Brown ve Umass, Avrupa’da Frankfurt, Milano ve Umea Üniversiteleri ile işbirliği içindeki laboratuvar birlikte çalışılmak istenen, güvenilir sonuçlar alan bir merkez.

KARMAŞIK BİR HASTALIK
Genetik bilimindeki tüm gelişmelere rağmen bilimin işi kolay değil. Çünkü ALS hastalığı tahminlerin de çok ötesinde karmaşık. Laboratuvarın direktörü Prof. Dr. Başak, “ALS’ye neden olan genler ve risk faktörleri beklediğimizden çok daha farklı hücresel işlevleri etkiliyor. Hastalığa neden olan mekanizmalar birçok. Üstelik bunlar bireyden bireye değişiyor. ALS, artık sadece motor nöronları değil, birçok sistemi tutan bir sendrom olarak biliniyor” diyor.
BAŞKA ÜLKEDE YOK
1998’den beri ALS ile ilgili çalışan Prof. Dr. Başak, yaklaşık 20 araştırmacının çalıştığı laboratuvarın uluslararası arenada da söz sahibi olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor: “Bize gelen örneklerin başka hiçbir merkezde olmadığını düşünüyorum. Biz de hastalığa genetik ve genomiğin penceresinden bakıyoruz. Bizde yeni ALS geni çıkmadı, ama çok yakında bulunacaktır.”
TEK BİR MUCİZE İLAÇ OLMAYACAK
ALS ile ilgili gelişmeler Alzheimer, Parkinson, Huntington gibi henüz tedavisi bulunmayan hastalıkları da ilgilendiriyor. Bu hastalıklar sinir hücrelerini öldüyor. Dolasıyla birindeki hastalık mekanizmasını çözmek, hepsinde tedavi yolu açılabilecek. Amaç hastalık öncesinde ve gelişimi esnasında başlayan olumsuz moleküler ve değişimleri tanımlayarak hastalığa o aşamada gem vurabilmek. Prof. Dr. Başak, “Bu hastalıklar için tek bir mucize ilaç olmayacak. Bence ya bir kokteyl olacak ya da bireysel tedaviler gelişecek” diyor.
VİKİNGLERLE AKRABAYIZ
2001’DE ALS ile ilgili 1 ya da 2 gen biliniyordu. Son 3-4 yılda, yaklaşık 25 gen saptadı. Hem yerleşim hem de geçiş bölgesi olan Türkiye’de genetik çeşitlilik mevcut. Prof. Dr. Başak bunun önemini vurgulayıp, “Muğla’daki hastada saptanan ALS mutasyonu İsveç’teki hastalarda en sık görülen türle aynı. Genetik olarak Vikinglerle akrabayız” diyor. Prof. Dr. Başak şöyle devam ediyor: “Ailelerdeki sağlıklı kişilerin de genomlarını çalışıyoruz ki hastalığın nasıl geçtiğini anlayabilelim. Genç yaşta evlenme ve çok çocuk sahibi olma gibi faktörler nedeniyle nesilleri rahatlıkla geriye doğru takip edebiliyoruz.” Türkiye’de ALS sıklığını ve daha genç yaşta başlamasını etkileyen faktörlerden biri de akraba evlilikleri. Prof. Dr. Başak, aynı ailede 2-3 çocuğun ALS olduğunu gördüklerini ve bazı hastalarda ALS’ye yol açan birden fazla gene rastladıklarını söylüyor.

YAKALANMA RİSKİMİZ 500’DE BİR
ALS ve benzeri hastalıklar ‘yetim hastalık’lar kategorisinde. Büyük ilaç firmaları ALS araştırmalarına bütçe ayırmıyor. Her birimizin yaşamımız boyunca bu hastalığa yakalanma riskimiz 500’de 1. Bu aslında pek de düşük bir oran değil.
MEYDAN OKUYORUZ
LABORATUVARI Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın yanısıra Boğaziçi Üniversitesi Araştırma Fonu ve TUBİTAK fonları da destekliyor. Laboratuvarın, Vakıf ile 2005’te başlayan bir protokolü var. Prof. Dr. Başak, “Yıllardır ALS’ye meydan okuyoruz. 2 yılda bir Suna Kıraç Nörodejenerasyon Konferansları yapılıyor. Haziranda 5’incisi yapılacak toplantı en prestijli konferanslardan” diyor.
Kaynak: Hürriyet Gazetesi

17 Ağustos 2014 Pazar

Soruyorlar: Icebucketchallenge nedir?

icebucketchallenge nedir?

ALS hastalığı için tedavi geliştirme çalışmalarına kaynak yaratmak için bir ALS hastası tarafından başlatılan bağış ve farkındalık kampanyası.

ALS nedir?
ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz - Motor Nöron Hastalığı)
İstemli hareketleri yöneten beyin ve omurilikteki sinir hücreleri giderek ölüyor.
Kaslar giderek güçsüzleşiyor. Yürüme, konuşma, yutma, solunum kasları çalışmaz oluyor.
Görme, dokunma, hissetme, ağrı hisi ve zihinsel yetenekler sağlam kalıyor. İnsanlar hareketsiz olarak yatağa bağımlı duruma geliyor ve her şeyin farkında olarak yaşıyorlar.
Hastalığın nedeni belli değil, tedavisi yok... Hastalaragerekli destek verilmezse 3-5 yıl içinde ölümle sonuçlanıyor.
Hastalara zamanında gerekli tıbbi destek (beslenme, solunum, 7/24 iyi bir bakım) verilirse uzun yıllar yaşayabiliyor.
Türkiye’de 10.000 ALS hastası ve aile bireyleri mağdur.
Sağlık ve sosyal politikalar ALS hastalarını görmezden geliyor. Emekli maaşı, bakım masraflarını bile karşılamıyor.
Aileler açlık sınırının altında yaşıyor...

Neden ortalık yıkılıyor? Amerika'dan bana ne!
Son yıllarda benzeri olmayan bir sosyal medya hareketi yaşanıyor. Amacı ise tamamen insani boyutta. 

Bill Gates başından aşağı buzlu su dökmüş deli mi ne?
Icebucketchallenge kampanyası dünyanın en zengin insanının bile dikkatini ALS üzerine çekmeyi başarmış.

Peki biz ne yapalım?
Icebucketchallenge kampanyasına katılın, Türkiye’deki önemli isimlere ulaşmaya çalışın. Türkiye’de yaşayan ALS hastalarının yaşam kalitesini yükseltebilmek için ALS Derneğine bağış yapın. Bağış yapılmasını sağlayın. Sağlıklı olmanın garantisi yok!

Nasıl katılırım?
Buzlu suyu başından aşağı dök, ALS derneğine bağış yap, arkadaşlarını da bağış yapmaya davet et.
3 arkadaşına meydan oku, aynısını yapmalarını iste. Videonu Facebook ortamından yayınla!
http://www.als.org.tr/