Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya

25 Haziran 2026 Perşembe

Kitle fonlamasında, kanıtlanmamış kök hücre temelli müdahaleler ile tamamlayıcı ve alternatif tıp arasındaki bağlantı

Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) için kitle fonlamasında, kanıtlanmamış kök hücre temelli müdahaleler ile tamamlayıcı ve alternatif tıp arasındaki bağlantı

Özet:

Bu çalışma, kanıtlanmamış kök hücre temelli müdahaleler arayan ALS hastaları için düzenlenen 247 GoFundMe kampanyasını analiz etmektedir. Çalışma, bu kampanyaların 16 milyon doların üzerinde bir hedef belirlemesine rağmen yaklaşık 4,3 milyon dolar toplayabildiğini ortaya koymaktadır; bu tedavilerin çoğu klinik kanıtlarla desteklenmemekte ve sıklıkla yurtdışındaki kliniklere seyahat etmeyi gerektirmektedir.

Önemli bir bulgu, kök hücre tedavilerinin genellikle tamamlayıcı ve alternatif tıp (CAM) inançları ve ALS için bilimsel dayanağı olmayan açıklamalar (toksinler veya enfeksiyonlar gibi) ile birlikte tanıtıldığıdır. Kampanya düzenleyicileri, bilimsel doğrulama olmamasına rağmen, bu tedavilerin ALS’yi yavaşlatabileceğine, iyileştirebileceğine ve hatta tedavi edebileceğine dair güçlü bir güven ifade etmektedir.

Yazarlar, bu bağlamda kitle fonlamasının hastaları ve ailelerini mali yük ve potansiyel tıbbi yanlış bilgilere maruz bıraktığı sonucuna varırken, tüketicilere doğrudan sunulan kök hücre pazarlarının zayıf düzenlemelerine ve daha güçlü koruma önlemlerine ve kanıta dayalı bakıma daha iyi erişime duyulan ihtiyaca dikkat çekmektedir.

Kampanya başlatma oranları ve sonuçları, yararlanıcı ve organizatörün cinsiyetine göre değişiklik gösterdi. Kampanya yararlanıcılarının %66,8'ini erkekler, %33,2'sini ise kadınlar oluşturdu. Başka cinsiyet kategorisi gözlemlenmedi. Kadınlar organizasyon rollerinin %66,3'ünü üstlendi; %62,8'ini başkaları için, %3,5'ini ise kendileri için. Erkekler kampanyaların %26,3'ünü organize etti; %15,8'ini başkaları için, %10,5'ini ise kendileri için. Erkek olarak tanımlanan yararlanıcılar, kadın olarak tanımlanan yararlanıcılara göre daha yüksek bir medyan miktar topladı (10.120 dolar karşısında 8423 dolar). Benzer şekilde, kampanyaları organize eden erkekler daha başarılıydı; kadınların 9100 dolarına kıyasla medyan olarak 11.533 dolar topladılar. Organizatörün ve yararlanıcının cinsiyeti dikkate alındığında, erkekler için para toplayan erkekler en başarılı kombinasyondu ve medyan olarak 13.480 dolar topladılar. Sonraki en başarılı kampanyalar ise kadınların erkekler için (10.120 dolar), kendileri için (8984 dolar), diğer kadınlar için (8440 dolar) ve erkekler için (8427 dolar) para toplama kampanyalarıydı.

Kök hücre kliniği özellikleri
Kampanyalar toplamda 29 farklı tedavi sağlayıcısını belirledi (Tablo 2ABD en çok belirtilen sağlayıcıya sahipti ( n = 15), onu Meksika ( n  = 5), Almanya ( n  = 3) ve Tayland ( n = 2)  izledi  . 15 ABD bölgesinden, kampanyacılar kök hücre klinik deneme programlarına sahip üç akademik tıp merkezini belirledi. Üç akademik tıp merkezinden biri olan Mayo Kliniği ( n  = 4), fonlama hedefinin %98,9'unu oluşturan en yüksek toplam bağışı (133.998 $) aldı. SCBI için en yaygın destinasyonlar ABD ( n  = 44), Meksika ( n  = 18) ve Çin ( n  = 12) idi.

https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/21678421.2026.2685157

24 Haziran 2026 Çarşamba

NUZ-001 (S-Monepantel)

HEALEY ALS çalışmasının NUZ-001 koluna 240 katılımcı eklendi.

  • HEALEY ALS çalışmasının NUZ-001 koluna katılımcı sayısı 240'a çıkarılıyor.
  • NUZ-001, mTOR yolunu hedef alarak toksik protein birikimini azaltmayı amaçlayan deneysel bir ALS tedavisidir.
  • Neurizon, genişlemenin veri analizlerini güçlendirebileceğini ve daha önceki genel sonuçları destekleyebileceğini söylüyor.

Neurizon Therapeutics'in deneysel tedavisi NUZ-001'in amiyotrofik lateral skleroz (ALS) tedavisi olarak test edildiği HEALEY ALS platform denemesinin bir kolu, katılımcı sayısını 160'tan 240'a kadar genişletiyor.

Bu karar, başlangıçtaki beklentileri aşan katılımcı sayısının artması ve aynı anda katılımcı arayan başka bir HEALEY programının bulunmaması nedeniyle alındı. Neurizon'a göre, daha büyük çalışma popülasyonunun analizi güçlendirmesi ve ön sonuçların daha önce tahmin edilenden daha erken açıklanmasına olanak sağlaması bekleniyor.

Neurizon'un geçici yönetim kurulu başkanı Sergio Duchini, şirket basın bülteninde , "HEALEY ALS Platform Denemesi ağındaki güçlü katılımcı alımı ve etkileşimi, Neurizon'u denemenin önemli bir noktasında çalışma tasarımını proaktif olarak optimize etme konumuna getirmiştir" dedi .

I. tedavi rejimine kayıt hedefi artıyor.

Rejim I (NCT07410806) olarak adlandırılan Faz 2/3 çalışma kolu , yakın zamanda, her bir rejimin aktif bir tedaviyi eşleşen bir plaseboya karşı test ettiği, ortak bir deneme protokolü altında birden fazla deneysel ALS tedavisini değerlendirmek üzere tasarlanmış devam eden bir çalışma olan HEALEY denemesine (NCT04297683) eklenen dokuzuncu tedavi rejimi oldu.

Neurizon'a göre, 22 Mayıs itibariyle 113 katılımcı I. Tedavi Grubuna atanmış ve 74'üne ilaç verilmiştir. Çalışmanın eş baş araştırmacısı Dr. Sabrina Paganoni, bu hızı "bugüne kadarki en hızlı kayıt sürecimiz" olarak nitelendirdi.

Diğer HEALEY ALS deneme kollarında olduğu gibi, I. Tedavi Grubu'na da yaklaşık 160 katılımcının dahil edilmesi bekleniyordu; bunlardan 120'si aktif tedavi alacak, 40'ına ise plasebo verilecekti. Hedef katılımcı sayısının 240'a çıkarılmasıyla, planlanan dağılım 180 katılımcının NUZ-001 ve 60 katılımcının plasebo alması şeklindedir.

Duchini, "Genişletilmiş veri setinin, nihai sonuçlara doğru ilerlerken programın istatistiksel sağlamlığını, yorumlanabilirliğini ve stratejik değerini güçlendireceğine inanıyoruz," dedi.

ALS, sınırlı tedavi seçenekleri olan ve mevcut bir tedavisi bulunmayan nörodejeneratif bir hastalıktır . NUZ-001, başlangıçta çiftlik hayvanlarındaki parazit solucan enfeksiyonlarını tedavi etmek için geliştirilen bir bileşikten türetilmiştir. Araştırmacılar daha sonra bu bileşiğin mTOR yolu üzerinden sinyal iletimini engelleme yeteneğini belirlemişlerdir.

mTOR sinyal yolu, hücrelerin istenmeyen bileşenleri parçalayıp geri dönüştürmek için kullandığı sistem olan otofaji de dahil olmak üzere çeşitli hücresel süreçleri düzenler.

Araştırmacılar, bozulmuş otofajinin ALS'de toksik protein kümelerinin birikmesine ve sinir hücresi hasarına yol açabileceğine inanıyor. mTOR sinyalini inhibe ederek, NUZ-001 otofajiyi geri kazandırmak ve bu birikimi azaltmak, potansiyel olarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için tasarlanmıştır.

Günlük oral NUZ-001 deneme testleri

HEALEY'nin I. Rejiminde, katılımcılar 36 hafta boyunca, yani yaklaşık sekiz ay boyunca, günlük olarak ağızdan NUZ-001 veya plasebo alacaklardır. Çalışmanın ana amacı, ALS'de fiziksel fonksiyonun standart bir ölçüsü olan ALS Fonksiyonel Derecelendirme Ölçeği-Revize (ALSFRS-R) puanları ve hayatta kalma oranındaki değişiklikleri ölçmektir.

Şirketin açıklamasına göre, bu genişleme, planlanan birincil analiz çalışmalarını desteklemenin yanı sıra, belirli hasta alt gruplarında biyolojik belirteçlerin ve tedavi yanıtlarının daha ayrıntılı değerlendirilmesini de sağlayabilir.

Mevcut kayıt oranlarına dayanarak, Neurizon son katılımcıya doz vermeyi 2027'nin ikinci çeyreğinde planlıyor ve ilk sonuç verilerinin 2027'nin üçüncü çeyreğinin başlarında açıklanması bekleniyor.

Duchini, “Rejim I'in 240 katılımcıya genişletilmesi, NUZ-001'e olan önemli güvenimizi yansıtıyor ve HEALEY ALS Platform Denemesi çalışmasında elde edilen güçlü ivmeyle destekleniyor,” dedi. “Önemlisi, bu karar birincil son noktanın analizi için istatistiksel gücü ve daha önce belirttiğimiz takvimden önce ilk sonuçların elde edilme potansiyelini koruyor.”

Duchini, "Daha büyük ve daha tutarlı veri setinin, NUZ-001 için gelecekteki düzenleyici, ortaklık ve ticari fırsatları artırmasının yanı sıra, daha geniş nörodejeneratif hastalık alanıyla ilgili değerli biyobelirteç ve translasyonel bilgiler üretme yeteneğimizi de güçlendirmesi bekleniyor" dedi.

Neurizon'a göre, Mass General Brigham'daki Sean M. Healey & AMG ALS Merkezi'nden gelen hayırseverlik fonlarının katkısının, genişletilmiş grubun maliyetini önemli ölçüde karşılaması bekleniyor.

Healey & AMG Merkezi direktörü ve HEALEY ALS çalışmasının sponsoru Dr. Merit Cudkowicz, “Neurizon ile olan bu ortaklık, ALS hastalarını yaptığımız her şeyin merkezinde tutarken anlamlı bilimsel çalışmaları ilerletme konusundaki ortak taahhüdümüzü yansıtıyor” dedi. “İş birliği yaparak ilerlemeyi hızlandırabilir, araştırma ekosistemini güçlendirebilir ve nihayetinde ALS topluluğuna daha iyi hizmet eden çözümler sunabiliriz.”

Kaynak 


21 Haziran 2026 Pazar

ALS hastalarında göz sorunları

Gözlerde yanma, batma sulanma, gözleri açarken ışık hassasiyeti, bilgisayar kullanırken aniden sulanma, batma şikayetleri çoğumuzda oluyor. Göz bilgisayarı kontrolü zorlaşıyor.  

Bende Özellikle sabah gözlerimi açamıyorum batma yanma oluyor. Göz bilgisayarında film izlerken genellikle sağ göz batıyor sulanıyor bilgisayarı kapatamıyor yazı yazamıyorum. Bence birkaç nedeni var

Göz kuruluğu olabilir, akşam bilgisayarı kullanmadan önce ılık suya batırılmış badem büyüklüğündeki pamukla göz kapaklarımı siliyoruz, yumuşak bir havlu ile kuruluyoruz. Refresh suni gözyaşı 2 damla ve tekrar kuruluyoruz. 

Gözlük ihtiyacı:  Ben yakın gözlüğü olmadan ekranı görmüyorum.  sağ göz daha çok batıyor, astigmat varmış, evde göz Dr taşınabilir refraktometre ile (Çocuklar için portatif)  yattığım yerde numara ölçtü.  Ona göre bir yakın gözlüğü yaptırdım (bilgisayar ekran uzaklığına göre gözlük numarası değişiyor doktora anlatmak lazım normalde ekran.....  Kadar uzaklıkta duruyor vs) 

Cilt ph değişiklikleri  Biz als hastalarında göz kapağı cildinin ve Genel cildimizde bazı ph değişiklikleri oluyor. Göz damlası yeterli olmuyor ılık suyla göz kapakları silmek daha mantıklı.  Sabah gözlerimi ılık suya batırılmış badem büyüklüğündeki pamukla göz kapaklarımı siliyoruz, yumuşak bir havlu ile kuruluyoruz. Refresh suni gözyaşı 2 damla ve tekrar kuruluyoruz. 

Bir gözlükçü ile konuşun Size bir göz doktoru  bulabilir.  Evde bazı göz muayeneleri yapılabilir. 

21 Haziran Dünya ALS Günü! Nadir hastalıklar için devlet politikası lazım!

ALS-MNH Derneği Başkanı Dr. Alper Kaya, kendisinin de yakalandığı ALS’yi, ülkemizdeki ALS’lilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini anlattı: Nadir hastalıklar konusunda Türkiye’nin bir eylem planı olması lazım. Bizden sonrakiler kurulan bu altyapıda devam edecekler..’


Dr. Alper Kaya, çeyrek asrı aşkın bir süredir ALS ile yaşayan bir hekim, göz hastalıkları uzmanı. Daha 30’lu yaşlardayken tanı konulmuş, sadece birkaç yıl mesleğini sürdürebilmiş ama sonra da boş durmamış. Ömrünü, hem ekonomik yönden hem aile desteği yönünden kendisi kadar şanslı olmayanlara adamış. ALS-MNH Derneği çatısı altında verdiği mücadeleyi, üç yıldır dernek başkanı olarak sürdürüyor.

Dr. Kaya, 2000’li yıllarda bu hastalığa yakalanan iki futbolcuyu, derneğin kuruluşuna önderlik eden Sedat Balkanlı ve İsmail Gökçek’i anmadan geçmedi.

Yalnızca bu hastalığa yakalananlara değil, çocuklarının, eşinin hayatını altüst eden hastalıkla mücadele edenlere, şimdi Dr. Alper Kaya önderlik ediyor. Onların hayatını kolaylaştıracak olanaklara kavuşmaları, tedavi olanağı olanların buna erişmeleri için gönüllü ekiplerle birlikte çalışıyor.

ALS, 150 yıldır çaresi bulunmayan, ağır sonuçları olan ciddi bir hastalık. Hastalığa yakalananlar, zamanla, gözleri hariç hiçbir uzvunu kullanamaz hale geliyor, gerekli desteği görmediklerinde acı içinde yaşıyorlar. Ülkemizde 8-10 bin dolayında olduğu tahmin edilen ALS hastalarının büyük çoğunluğu, üç veya beş yıl içinde hayatını kaybediyor.

ACILI GECELER ÇABUK GEÇSİN!

21 Haziran Dünya ALS Günü. Hastalar, yakınları, gönüllüler Ataköy’deki dernek merkezinde bir araya gelecekler. Onlar bu gün dolayısıyla bir nebze mutluluk arıyorlar. Bugünün özelliğini Dr. Alper Kaya söyledi: “Günlerin en uzun, gecelerin en kısa olduğu gün. Bu günün seçilmesinin mesajı, acılı geceler çabuk geçsin, çünkü ALS hastaları için gece çok zor geçiyor. Bakım verenler başlarında, sandalyede onları bekliyorlar. Gündüzler daha rahat. Dileğimiz, daha uzun günlere kavuşmak.”

Dr. Alper Kaya, artık konuşmasını da zorlayan hastalığına rağmen konuyu tüm yönleriyle Aydınlık’a anlattı. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden Dr. Kaya, “Bir tedavisi gelsin, tedavisi olsun diye hep umutla bakıyoruz.” dedi.

ÇOCUKLAR DA TRAVMAYA UĞRUYOR

1960’lardan beri Stefan Hawking’in adıyla tanınan ALS, kas güçsüzlüğüyle, çabuk yorulmayla başlıyor, yürüme, elleri ayakları kullanma yeteneği zayıflıyor. Dr. Alper Kaya, elleri de güçsüzleştiğinde artık emekli olmuş. Nefes almakta zorlandığı için solunum cihazına bağlanmış. Kimi hastalarda yutma, konuşma güçlüğü de olabiliyor. Aslında sinir hücrelerinin dejenerasyonu sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık. Kaslara giden elektriksel uyarılar giderek azaldığı için kaslar güçsüzleşmeye başlıyor. Aniden ortaya çıkmıyor, yavaş yavaş gelişiyor.

Dr. Alper Kaya’nın dikkat çektiği bir konu da hastaların çocuklarının durumu: “Hastalık 40-60 yaşlarda ortaya çıkıyor, çocuklar ya küçük oluyor ya da ergen, onlar da travmaya uğruyorlar. Anne baba gücünün kaybolduğunu görüyorlar. Kırılgan yaşlar. O çocukları da düşünmek zorundayız. Devlet de düşünmek zorunda.”

GENETİK OLANLAR DIŞINDA TEDAVİSİ YOK

10 hastadan birinde aileden genetik olarak da bir katkı olduğunun 1994-95 yıllarında ortaya çıktığını belirten Dr. Kaya, genetik olanlar dışında hastalığın tedavisinin olmadığını anlattı

“Hastalığın nedeni anlaşılmış değil, insan beyninin birçok bilmediğiniz fonksiyonlarıyla ilgili bir hastalık. Neden bu hücreler ölüyor ya da giderek dejenere oluyor? Bunu Alzheimer, Parkinson gibi, o grup hastalıklardan biri olarak kabul ediyoruz. Şeker hastalığında ölçebiliyor, tanı koyabiliyorsanız. ALS’nin en önemli tanı aracı EMG dediğimiz, kaslardaki elektriksel uyarıları ölçen bir sistem.

“Bir iki tane ilaç var. Tedavi edici olmaktan ziyade yavaşlattığı söyleniyor. Dünyada henüz hastalığı durduracak veya geriye döndürecek bir ilaç bulunmuş değil. ABD merkezli Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’nin onayladığı dört adet ilaç kullanılıyor. Türkiye’de bu ilaçlardan sadece bir tanesi SGK güvencesinde hastalara veriliyor.

Yılda 100 binde iki kişide görülen nadir bir hastalık olan ALS araştırmalarının çok yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Dr. Kaya, “İlaç şirketleri hastalığın görülme sıklığına bakıyor” dedi. ABD, Kanada, İngiltere gibi büyük kaynaklar bulabilen merkezler dışında bilimsel çalışma yapılmadığını belirtti.

OLANAKLAR YETERSİZSE HASTAYI KAYBEDİYORUZ

Dr. Alper Kaya “Türkiye’de ekonomik olanaklar, aile desteği yetersizse, solunum yetmezliği de geliştiği için hastaları kaybediyoruz” dedi ve şöyle sürdürdü: “Sağlık Bakanlığının sadece çok temel ihtiyaçları karşılamaya dayalı olan sağlık politikası içinde nadir hastalıkların özel bir yeri yok. Aile yakınlarına terk edilmiş vaziyette yaşıyorlar. Acil durumda hastaları bir hafta 15 gün yatırıp evlerine gönderiyorlar. Evde yoğun bakım gibi bir sistem kurmanız lazım. Devlet sadece solunum cihazı desteği veriyor. Acıklı bir tablo. Hastalar ortalama iki yıl içinde yoksullaşıyorlar. Ailede hastaya bakacak olan kimse çalışıyorsa işinden ayrılıyor. Askere gidecekse gidemiyor, evlenecekse evlenemiyor… Devlet bunların farkında değil.

“Tabii devletin de kendi öncelikleri var. Bu yüzden biz bir dernek olarak hastalar hiç olmazsa hastaların yaşadığı sürece belli bir kalite içinde yaşaması için projeler üretiyoruz. Bunlardan birini, 2019 yılında benzer pek çok dernekle bir araya gelenek TBMM’ye sunduk. Orada bir yerde duruyor…

“Bizim gibi hastalarla, yaşlılarla, nüfus sorunlarıyla, gelecekle ilgili konular çok büyük yatırımlar gerektiriyor. Güçlü ülkeler bile zorlanıyor ama onlar bir fon oluşturabiliyorlar.”

GÖZ BİLGİSAYARINI DÖNÜŞÜMLÜ VERİYORUZ

Dr. Kaya, devletin yapamadığını dernekler olarak yapmaya çalıştıklarını anlattı:

“Hastaların yaşam kalitesini sağlayacak, hastaları yaşatacak cihazları gelen bağışlarla karşılamaya çalışıyoruz. Türkiye’de bir hayırseverlik her zaman var ama bir yere kadar oluyor. Bazen dernekler bile ayakta kalmakta zorlanıyorlar

“Bu hastalığın tedavisi bir gün bulunur, buna inancımızı kaybetmiyoruz. Hastalarımızı evlerinde bir gün daha fazla yaşatmaya, bir çocuğu daha okula, üniversiteyle göndermeye çalışıyoruz. Bir burs sistemimiz var, tüm hareket yeteneklerini kaybeden, artık konuşamayan hastalara, yaşadıkları süre içerisinde dönüşümlü olarak göz bilgisayarı veriyoruz. İhtiyaçlarını söyleyebilsinler, dertlerini anlatabilsinler diye. Göz hareketlerini algılayan bilgisayar iletişim sistemleri var. Şimdi ses bankacılığı olayı var: hasta sesini kaybetmeden önce kaydediyoruz. Yapay zekâda kendi sesini tekrar oluşturmak mümkün. Ses imzası gibi, kendi sesiyle konuşma imkanı veriyor. Hastanın gözleriyle yazdığı yazıyı, bilgisayar sentetik olarak konuşturuyor.”

GENETİK TEDAVİ İÇİN HUKUKSAL MÜCADELE

Genetik tip ALS’de tedavi olanaklarının çok ilerlediğini, tedavisinin bulunduğunu belirten Dr. Kaya, bunun henüz SGK tarafından tam olarak onaylanmadığını söyledi. Kaya, “Bir kutu ilaç 30 bin avro, her ay bir doz uygulanacak. Bunu ancak sosyal devlet karşılayabilir. 100 dolayında böyle hastamız var” dedi. Ancak genetik testi ile hastanın bu ilaca uygun olduğunu kanıtlamak, hastaların yaşamını tehdit edecek bir sağlık sorunu olduğunu raporla ortaya koyup tedbir kararı aldırmak Derneğe düşüyor. Dernek olarak hukuksal mücadele başlattıklarını belirten Dr. Kaya, şöyle sürdürdü:

“Daha sonra işi bilen avukatlarımız, SGK’nın ilaç ecza kurumuna başvuruyorlar, ilaç yurtdışından geliyor. Şu ana kadar 20 hastamız bu ilacı aldı. İlaca erken başlanırsa hastalığı tamamen durduruyor. Yürüyebilen bir hasta ilacı alırsa yürümeye devam ediyor.

“Hekimlerimiz bizden yana tabii ama bu ilaç için karar veren, Sağlık Bakanlığının kendi kapalı devresinde kurduğu sağlık kurulu. O kurulun raporları bu işi bilen doktorların beklediği gibi olmuyor. Çünkü onlar için konu genellikle ekonomik, ‘Bunların devamı gelirse ne yaparız?’ diye düşünüyorlar. Çünkü devletin bir eylem planı yok bu konuda. Oysa altyapısı sağlam bir sağlık sistemimiz var. Akıllı, eğitimli insanlarımız var. Nadir hastalıklar konusunda Türkiye’nin bir eylem plan olması lazım. Bizden sonrakiler kurulan bu altyapıda devam edecekler.”

‘ALS İHTİSAS MERKEZLERİ KURULSUN’

Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliği tarafından 51 ülkede yürütülen ALS/MND Temel Haklar Anketi 2025 sonuçlarına göre Türkiye’de entegre, çok branşlı bakıma eriştiğini düşünen hastaların oranı yüzde 7’ye geriledi. ALS/MND Derneği, uzman hekimlerin bulunacağı entegre ‘ALS ihtisas merkezleri’nin kurulması, kamusal profesyonel bakıcı desteğinin yasal güvenceye kavuşturulması çağrısında bulundu. Bir diğer talep, genetik tarama, danışmanlık ve onaylanmış tedavilere erişim süreçlerinin kamusal bir standart haline getirilmesi. Anket sonuçlarından birkaçı şöyle:

♦ Ülkemizde hastaların yüzde 80’i genetik danışmanlık süreçlerine erişemiyor.

♦ Hastaların yüzde 93’ünün aile bütçeleri ağır bir darbe aldı. Medikal cihaz ve sarf malzeme tedarikini kendi imkânlarını zorlayarak yapmak durumunda kalan ailelerin oranı yüzde 69.

♦ Hastaların yüzde 68’inin bakım yükü tamamen aile bireylerinin üzerinde.

Kaynak: Aydınlık Gazetesi 

https://www.aydinlik.com.tr/haber/21-haziran-dunya-als-gunu-nadir-hastaliklar-icin-devlet-politikasi-lazim-580900

18 Haziran 2026 Perşembe

Uluslararası Haklar Raporu Türkiye Sonuçları

 “ALS HASTALARI VE BAKIM VERENLERİ EVLERİNDE GÖRÜNMEYEN BİR FELAKET YAŞIYOR: BU AĞIR YÜKÜ SADECE AİLELERİN OMUZLARINA BIRAKAMAYIZ!”

Uluslararası Haklar Raporu Türkiye Sonuçları

Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliği tarafından 51 ülkede yürütülen ALS/MND Temel Haklar Anketi 2025 sonuçları, Türkiye’de ALS-MNH ile yaşayan bireylerin ve bakım verenlerinin sağlık hizmetlerine erişim, tedavi seçenekleri, bakım desteği, genetik danışmanlık ve sosyal haklar alanında ciddi ihtiyaçları olduğunu ortaya koydu

Türkiye’den ankete verilen yanıtlar, ALS hastalarının büyük bölümünün “en yüksek kalitede bakım” ve “en yüksek kalitede tedavi” hakkına yeterince erişemediğini gösteriyor. Sonuçlar, Türkiye’de ALS bakımının yalnızca tıbbi bir mesele değil; aynı zamanda insan hakları, sosyal destek, aile ekonomisi ve yaşam kalitesi meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

ALS-MNH Derneği, küresel anketin Türkiye’de duyurulması, hasta ve hasta yakınlarına ulaştırılması, katılımın artırılması ve ALS topluluğunun sesinin uluslararası rapora yansıması için yoğun bir gönüllü çalışma yürüttü. Dernek; sosyal medya, hasta iletişim ağları, gönüllüler, bakım veren grupları ve doğrudan bilgilendirme kanalları aracılığıyla hastalara, bakım verenlere ve genetik risk taşıyan aile bireylerine ulaşarak Türkiye’den güçlü bir katılım sağlanmasına katkıda bulundu. Bu süreçte ankete zaman ayıran, deneyimini paylaşan ve Türkiye’de ALS gerçeğinin görünür olmasına katkı veren tüm hastalara, bakım verenlere, aile bireylerine ve gönüllülere gönülden teşekkür ediyoruz.

Türkiye’de ALS ve Motor Nöron Hastalığı ile mücadele eden aileler, evlerinde ağır bir varoluş mücadelesi vermektedir. Uluslararası ALS/MNH Dernekleri İttifakı’nın Türkiye verilerini içeren güncel raporlar, ülkemizde hasta yakınlarının omuzlarındaki yükün artık taşınamaz boyuta ulaştığını nesnel verilerle ortaya koymaktadır.

ALS MNH Derneği Başkanı Dr. Alper Kaya ve yönetim kurulu olarak kamuoyuyla paylaştığımız bu veriler, devletimizin çatısı altında, Sağlık Bakanlığımız ve Nadir Hastalıklar Başkanlığımız, Aile bakanlığımız ve SGK ile omuz omuza vererek aşabileceğimiz yapısal sorunların birer yol haritasıdır.

Sahada Yaşanan 4 Büyük problem:

Multidisipliner Merkez İhtiyacı:

Rapor verilerine göre, entegre bir multidisipliner bakıma eriştiğini düşünenlerin oranı %7’ye gerilemiştir. Hastaların %69’u bu hizmetin mevcut olmadığını belirtmektedir. Cihazlara bağımlı bir hastanın farklı günlerde nöroloji, göğüs hastalıkları, fizik tedavi gibi farklı polikliniklere taşınması hem aileye büyük bir yük getirmekte hem de süreci zorlaştırmaktadır. Çözüm; uzman hekimlerin hastanın etrafında toplandığı entegre “ALS İhtisas Merkezleri”nin ivedilikle hayata geçirilmesidir.

Klinik Genetik ve Yeni Nesil Tedaviler:

Dünyada gen tedavilerinin hız kazandığı bir dönemde, ülkemizde hastaların %80’i genetik danışmanlık süreçlerine erişemediğini beyan etmektedir. Hizmet alamayanların %50’si ise bu konuda kendilerine bir yönlendirme yapılmadığını belirtmiştir. Bilgi akışındaki bu eksiklik, hastalarımızı modern tıbbın imkânlarından mahrum bırakmaktadır.

Sürdürülemez Ekonomik Yük:

Hastalarımızın %93’ü hastalık sebebiyle aile bütçelerinin ağır bir darbe aldığını ifade ederken, %67’si sosyo-ekonomik destek mekanizmalarının yetersiz kaldığını belirtmektedir. Medikal cihaz ve sarf malzeme tedariğinde kendi imkânlarını zorlayarak ödeme yapmak durumunda kalan ailelerimizin oranı %69’dur. Medikal sarf malzeme ve cihaz destek paketleri günümüz ekonomik şartlarına göre yeniden güncellenmelidir.

Bakım Verenlerin Durumu:

Türkiye’de ALS hastalarının %68’inin profesyonel veya ücretli bir bakıcı desteği bulunmamaktadır; bakım yükü tamamen aile bireylerinin üzerindedir. Bakım verenlerin %79’u bu sürecin ruh sağlıklarını doğrudan bozduğunu, %65’i fiziksel sağlıklarının tahrip olduğunu, %53’ü ise mutlak bir toplumsal izolasyon içinde yaşadığını beyan etmektedir.

Rakamlarla Türkiye’de ALS Gerçeği: Bu Sadece Bir Hasta Sorunu Değildir!

Epidemiyolojik veriler ve klinik projeksiyonlar, Türkiye’de şu an 8.000 ila 10.000 arasında ALS hastası olduğunu göstermektedir. Bu ağır hastalığın doğası gereği, ülkemizde her yıl ortalama 1.500 ila 2.000 vatandaşımızı bu mücadelede kaybediyoruz. ALS, sadece tanı alan bireyi değil; eşi, çocukları ve anne-babasıyla birlikte en acil çemberdeki aile yakınlarını doğrudan eve ve bakıma bağımlı hale getirmektedir. Sonuç olarak ülkemizde en az 50.000 insanımız, her gün ve her gece kesintisiz olarak bu ağır fiziksel, ekonomik ve ruhsal yükü tek başına göğüslemektedir.

Çözüm İçin Ortak Sorumluluk Çağrısı

Elimizdeki bu veriler, artık sorunun ertelenemeyecek kadar büyük olduğunu net bir şekilde göstermektedir. ALS MNH Derneği olarak, Sağlık Bakanlığımız ile iş birliği içinde proje üretmeye ve elimizi taşın altına koymaya hazırız. Devletimizden de şu somut adımları bekliyoruz:

Hastanelerdeki koordinasyonsuzluğu bitirecek Multidisipliner ALS İhtisas Merkezleri projesi derhal başlatılmalıdır.

Evde bakım veren ve tükenmişlik sendromu, ruh sağlığı sorunları yaşayan aile yakınlarını korumak adına, kamusal profesyonel bakıcı desteği ve aileye nefes aldıracak “Geçici Mola Evleri” modelleri yasal güvenceye kavuşturulmalıdır

Genetik tarama, danışmanlık ve onaylanmış tedavilere erişim süreçleri kamusal bir standart haline getirilmelidir

ALS hastalarının nefesi tükenirken, onları hayatta tutmaya çalışan aileleri de sessizce erimektedir. Devletimizin şefkatli ve kapsayıcı gücünü ailelerimizin yanında görmek en büyük hakkımızdır.

ALS-MNH Derneği’nin Türkiye’deki rolü, anket sonuçlarında da dikkat çekmektedir. Raporda Türkiye’de ALS hastalarının %57’si, bakım verenlerin ise %58’i ALS/MND alanında destek sağlayan bir dernek veya organizasyona erişimi olduğunu belirtmiştir. Bu oran, sağlık sistemi içindeki eksiklere rağmen sivil toplumun hasta ve aileler için kritik bir destek kapısı olduğunu göstermektedir. ALS-MNH Derneği’nin resmi verilerine göre Dernek, 2025 itibarıyla 1.656 aktif ve güncel takipli üyeye, kuruluşundan bu yana ise toplam 3.184 üyeye hizmet vermiştir. Dernek; bilgilendirme, hak savunuculuğu, tıbbi cihaz ve malzeme desteği, hasta yakınlarına rehberlik, farkındalık çalışmaları ve bilimsel çalışmaları destekleme faaliyetleriyle Türkiye’de ALS hastaları ve aileleri için en önemli başvuru merkezlerinden biri olmayı sürdürmektedir

Anket hakkında

Uluslararası ALS/MND Dernekleri Birliği, ALS/MND ile yaşayan kişilerin (PALS) ve bakıcılarının (CALS) temel haklarını desteklemektedir. Birliğin yol gösterici belgesi, küresel topluluğun arzuladığı hakları belirten PALS ve CALS’ın Temel Hakları’dır. İlk olarak 1990’ların sonlarında “ALS/MND ile Yaşayan Kişiler İçin Hizmetlerin Temeli” olarak tasarlanan bu haklar, dünya çapında ALS/MND ile yaşayan bireyler ve bakıcıları için ideal olanı temsil etmektedir. Bunlar, Birliğin PALS ve CALS Danışma Konseyi tarafından her yıl güncellenmektedir.

Bu 2025 versiyonu, 2021 ve 2023’ten sonraki üçüncü versiyonudur. Anket, bu ideal haklara dayanıyordu ve katılımcılardan ülkelerindeki deneyimlerine ve özellikle ALS/MND deneyimlerine ilişkin soruları yanıtlamaları istendi. Anketin bu versiyonunda yeni olan bir bölüm ise kan akrabalarıdır.

Veri toplama, 27 Ağustos Çarşamba günü ön lansmanla başladı ve ardından 2 Eylül Salı günü tam olarak kullanıma sunuldu. Katılımcılar, İttifak üyeleri ve sosyal medya aracılığıyla doğrudan bağlantı üzerinden çevrimiçi anketi tamamlamaya davet edildi. Sosyal medya üzerinden gelenler, CAPTCHA (Bilgisayarları ve İnsanları Ayırt Etmek İçin Tamamen Otomatikleştirilmiş Genel Turing Testi) arayüzü ile tarandı. Veri toplama, 8 Aralık Pazartesi sabahı sona erdi.

Anket, Çince (Tayvan), Danca, Felemenkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Hintçe, İtalyanca, Japonca, Korece, Norveççe, Brezilya Portekizcesi, İspanyolca, Svahili, Türkçe ve Vietnamca dillerinde mevcuttu. Bu çeviriler üzerinde yoğun emek harcayan üyelerimize çok minnettarız. Anket, bağımsız bir üçüncü taraf olan Bramm Research tarafından yürütüldü. 51 ülkeden 2.232 yanıt aldık (PALS %42, CALS %38 ve kan bağı olan akrabalar %40).

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız:

Uluslararası ALS İttifakı Bilimsel Danışma Komitesi (SAC) Toplantı Özeti

📢 Uluslararası ALS İttifakı Bilimsel Danışma Komitesi (SAC) Toplantı Özeti


Değerli ALS ailemiz, bugün Uluslararası ALS İttifakı Bilimsel Danışma Komitesi'nin (SAC) dünya çapındaki uzman doktor ve bilim insanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıdan öne çıkan çok önemli gelişmeleri ve uyarıları sizler için özetledim:

1. Klinik İlaç Havuzunda (Pipeline) Son Durum ve Güncel İlaçlar: Dünyadaki ALS ilaç çalışmalarının büyük çoğunluğu şu an erken aşamadadır (Faz 1 ve Faz 2). Ancak Faz 3 (son aşama) seviyesine gelmiş ve yakından takip edilen başlıca ilaçlar şunlardır:

Masitinib: Erken çalışmalardaki olumlu sinyalleri doğrulamak için Faz 3 hasta alımlarına devam ediyor.

Ibudilast (CMN166): Hasta alımı tamamlandı. ABD'de olumlu sonuç çıkması durumunda hızlı onay alabilmesi için yasal yollar görüşülüyor. Eş zamanlı bir "Genişletilmiş Erişim Programı" bulunuyor.

Pridopidine & CNM-Au8: Healey Platform denemesinden başarıyla geçip Faz 3 aşamasına geldiler. Bu ilaçların da denemelere paralel yürüyen genişletilmiş erişim programları mevcut.

PrimeC: Hücre koruyucu iki ajanın kombinasyonu. Faz 2'de umut veren sonuçlar verdi, Faz 3 çalışmasının başlaması bekleniyor.

T-Hücresi ve Kök Hücre Çalışmaları: Bağışıklık sistemini düzenleyen T-hücresi tedavilerinde (Rapa 501, Coya ve Zelenkos) Faz 2 çalışmaları sürüyor. Kök hücre tarafında ise herkesin bildiği Brainstorm (NurOwn) firmasının kesin bir yanıt almak için planladığı kontrollü Faz 3 çalışmasını başlatması bekleniyor.

2. "Umut" (Hope) ve "Abartı/Balon Haber" (Hype) Farkı: Toplantıda hasta yakınları ve hastalar için çok kritik bir uyarı yapıldı. Medyada çıkan her "ALS'ye umut olan ilaç" haberine hemen kapılmamamız gerektiği vurgulandı:

Erken aşama (Faz 1/2) denemeler ilacın hastalığı iyileştirip iyileştirmediğine bakmaz. Sadece ilacın insan vücudunda güvenli olup olmadığını ve doğru yere ulaşıp ulaşmadığını test eder. Bu denemeler genellikle 10-15 kişiyle yapılır.

İlaç firmaları yatırımları ve fonları çekebilmek için basın bültenlerinde çok iyimser/abartılı başlıklar atabilirler. Gerçek başarı ancak 200-300 kişiyle en az 1 yıl yapılan Faz 3 denemeleri sonucunda netleşir.

Değerli vaktimizi, enerjimizi ve maddi kaynaklarımızı henüz işe yaradığı kanıtlanmamış erken aşama reklam haberleriyle harcamak yerine, ailemizle kaliteli zaman geçirmeye ve kanıta dayalı tedavilere odaklanmalıyız.

3. Küresel İş Birliği ve Laboratuvardan Hastaya Çift Yönlü Bağ:

Uzmanlar artık ALS araştırmalarının tek yönlü olmadığını (yani sadece laboratuvarda bulup hastaya denemek olmadığını), hastadan alınan kök hücreler ve yapay zeka yardımıyla laboratuvara geri bildirim sağlanan "çift yönlü bir döngü" kurulduğunu belirtti. Başarısız olan denemelerden bile hastalığın biyolojisine dair çok şey öğreniliyor.

Malezya gibi gelişmekte olan veya kaynakları sınırlı olan ülkelerdeki ALS hastalarının da dünya çapındaki bu araştırmalara dahil edilmesi için küresel bir veri ağı ve merkez sistem kurulması gerektiği aktarıldı. Sadece daha hızlı değil, daha kaliteli ve hedefli klinik denemelere odaklanılıyor.

Video aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz

https://www.youtube.com/watch?v=W7Xsam-2N4Q

15 Haziran 2026 Pazartesi

14. İzmir Pikniğimiz, 14 Haziran Pazar günü İnciraltı Engelliler Piknik Alanı’nda gerçekleştirildi

Geleneksel İzmir Pikniğimiz

14.  İzmir Pikniğimiz, 14 Haziran Pazar günü İnciraltı Engelliler Piknik Alanı’nda gerçekleştirildi.



Bir gün önce yağan yağmur bizleri endişelendirmiş olsa da, piknik gününde güneş yüzümüze gülümsüyordu. Hafif esen serin rüzgâr ise hepimize ferahlık veriyordu.

Eski dostları görmek, yeni dostluklar kurmak bizlere büyük bir aile olmanın aidiyet duygusunu yeniden yaşattı. Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve yalnız olmadığımızı bilmek hepimize güven ve güç veriyor.

İzmir Şubesi Başkanımız Dr. Hasan Dinçer, yönetim kurulu üyelerimiz ve yakınlarını kaybetmelerine rağmen yıllar sonra bile bizleri yalnız bırakmayan yadigârlarımızın el birliğiyle soframız kuruldu. Gülder Halk Dansları Grubu ve Halk Müziği Korosu’nun birbirinden güzel gösterileri ve ezgileriyle kimi zaman duygulandık, kimi zaman coştuk. Harmandalı oynayan efelerimizi gururla izledik ve alkışladık.

AKUT Yarımada Ekibi’nin özverili desteği sayesinde kendimizi güvende hissettik. İzmir Büyükşehir Belediyesi ambulans ekibinin gün boyunca alanda bulunması da güvenli ve huzurlu bir gün geçirmemize katkı sağladı.

Kıdemli, özverili ve sevilen koordinatörümüz Gökhan Arıkan, bir bahar pikniği organizasyonunu daha başarıyla tamamladı. Ev ziyaretlerinin vazgeçilmez yüzü Yasemin Hemşiremizin ailelerimizle birebir tanışması, soruları yanıtlaması ve samimi sohbetleri görülmeye değerdi.

Babasını yıllardır büyük bir sevgi ve özveriyle yaşatan Evren ailesinden Beycan’ın çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde ailemizin “McGyver mühendisi” yine her konuda desteğiyle yanımızdaydı.

Geleneksel Kaptanlık Şapkası değişimi töreni yapıldı.  Bu yılın Kaptanı unvan, törenle Murat Moralı’ ya verildi, şapkası teslim edildi.

Günün en güzel sürprizlerinden biri ise yadigârımız Yeşim Hanım’ın hazırladığı ev yapımı pasta oldu. Bu güzel jesti tatlı bir anı olarak hafızalarımızda yerini aldı.

Cesaret ve motivasyon göstererek aramıza yeni katılan dostlarımıza “Hoş geldiniz” demek her zaman kolay olmasa da, onlara yalnız olmadıkları mesajını vermeye çalışıyoruz. Tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyor, özellikle yaşamı kolaylaştıran, büyük bir özveriyle bakım veren ve her koşulda sevdiklerinin yanında olan bakım verenlerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Seneye yeniden bir araya gelmek dileğiyle, sağlıkla kalın.

Yakında düzenleyeceğimiz Hasta Okulu toplantılarında görüşmek üzere…

Teşekkür

Geleneksel 14. İzmir Pikniğimizin gerçekleşmesine katkı sağlayan ve bizleri yalnız bırakmayan tüm kişi ve kurumlara gönülden teşekkür ederiz.

Başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a; İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na, Engelsiz Şube Müdürlüğü’ne, İnciraltı Engelli Merkezi Müdürlüğü’ne ve gün boyu ambulans desteği sağlayan Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ekiplerine teşekkür ederiz.

Güvenliğimiz için özveriyle görev yapan AKUT Yarımada Ekibi’ne; etkinliğimize renk ve coşku katan Gülder Halk Dansları Grubu ve Halk Müziği Korosu’na; ayrıca hazırladığı lezzetli pasta ile günümüze tatlı bir anı ekleyen Yeşim Tutan’a (merhum Serkan Tutan’ın eşi) özel teşekkürlerimizi sunarız.

Katkıları, emekleri ve destekleriyle bu güzel günü anlamlı kılan herkese şükranlarımızla.

ALS-MNH Derneği

İzmir Şubesi

 

 

11 Haziran 2026 Perşembe

Pridopine FAZIII başlıyor

Pridopidin, araştırma aşamasında olan bir üründür ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) veya diğer ABD dışı düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmamıştır. Güvenliği ve etkinliği henüz belirlenmemiştir.

ALS ve Huntington Hastalığında Faz 3 Klinik Çalışmaları

ALS Klinik Çalışmaları

PREVAiLS, erken evre ve hızlı ilerleyen ALS hastalarında (ALSFRS-R) hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada deneysel bir ilaç olan pridopidinin etkinliğini ve güvenliğini değerlendirmek üzere yürütülen, 500 katılımcılı, küresel, önemli bir Faz 3 çalışmasıdır.

Potansiyel olarak ruhsatlandırmaya yönelik kritik öneme sahip Faz 3 çalışmasının tasarımı, benzer hızlı ve ilerleyici bir hasta popülasyonunda Faz 2 programından elde edilen alt grup analiz verilerine dayanmaktadır ve bu verileri doğrulamayı amaçlamaktadır.

PREVAiLS, 48 haftalık randomize (3:2 pridopidin:plasebo), plasebo kontrollü bir çalışmadır ve bunu takiben 48 haftalık açık etiketli bir uzatma fazı planlanmaktadır. Çalışma, hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıkmasından itibaren 18 ay içinde olan, kesin veya muhtemel ALS tanısı konmuş (El Escorial Kriterleri) katılımcıları kaydetmeyi amaçlamaktadır. PREVAiLS'in birincil sonlanım noktası, 48. haftadaki ölüm oranına göre ayarlanmış ALSFRS-R'deki başlangıç ​​değerine göre değişimdir. İkincil ve keşifsel sonlanım noktaları arasında sağkalım ve konuşma, solunum fonksiyonu, bulbar fonksiyonu ve yaşam kalitesi ölçümlerinin yanı sıra hasta tarafından bildirilen iletişim ve plazma biyobelirteçleri yer almaktadır

PREVAiLS hakkında daha fazla ayrıntı ClinicalTrials.Gov adresinde bulunabilir (NCT07322003) / AB Klinik Araştırma Numarası: 2025-524002-16-00.

Huntington Klinik Çalışmaları

Erken evre Huntington hastalığında pridopidin ile ilgili planlanan ve potansiyel olarak ruhsatlandırmaya yönelik önemli bir küresel Faz 3 çalışmasının önümüzdeki aylarda başlaması bekleniyor

Çalışmaya yaklaşık 400 katılımcının dahil edilmesi bekleniyor ve çalışma, 52 haftalık randomize (1:1) plasebo kontrollü bir çalışma olacak, ardından 2 yıllık açık etiketli bir uzatma aşaması izleyecek.

Pridopine hakkında 

Pridopidin, başta Huntington hastalığı (HD) ve Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) olmak üzere nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için şu anda geç aşama klinik geliştirme aşamasında olan, ağızdan alınan, araştırma aşamasındaki bir küçük moleküllü ilaçtır. Seçici bir Sigma-1 reseptörü (S1R) agonisti olarak etki gösterir ve sinir hücrelerini korumaya ve hücresel stresi yönetmeye yardımcı olur. 

Çalışmanın başlatılmasının ardından daha detaylı bilgi verilecektir.

Kaynak 

Klinikler

7 Haziran 2026 Pazar

ALS-MNH HASTALARINDA FİZİK TEDAVİ



1. Elektrikli Aletlerle Fizik Tedavi (TENS, NMES vb.):

Fonksiyonel olmayan motor nöronları elektriksel olarak uyarmak, hücrenin metabolik yükünü artırır ve eksitotoksisiteyi (hücre ölümünü hızlandıran aşırı uyarılma) tetikler.

Son yıllarda sadece çok sınırlı çalışmalarda, ağrı yönetimi için kas kasılması yaratmayacak çok düşük frekanslı uygulamalar tartışılsa da, klinikte risk/yarar oranı nedeniyle halen uzak durulması gereken bir alandır.

2. Kas Geliştirmeye Yönelik Aşırı Egzersizler:

ALS'de sağlam kalan motor nöronlar zaten aşırı çalışmaktadır. Ağır dirençli egzersizler "overwork weakness" (aşırı çalışma güçsüzlüğü) yaratarak kas yıkımını hızlandırır.

Egzersizin dozu "aerobik alt sınırda" tutulmalıdır. Hasta egzersiz sonrasında (veya ertesi gün) aşırı yorgunluk veya kas ağrısı hissediyorsa, o egzersiz seviyesi ALS için zararlıdır.

3. Kaslara Aşırı Masaj:

Özellikle denervasyona bağlı olarak yapısı hassaslaşan kas dokusunda sert masajlar mikro travmalara ve kas lifi hasarına (Rabsbdomiyoliz benzeri lokal yıkımlara) yol açar.

Sert, derin doku masajları yerine; dolaşımı rahatlatacak, spastisiteyi hafifletecek hafif ve yüzeysel (eflöraj tarzı) masajlar ile pasif esnetmeler tercih edilmelidir.

4. ROM (Eklem Hareketi) ve Germe Egzersizleri:

Tedavinin temel taşıdır. Kontraktürleri (eklem donmalarını) ve spastisiteye bağlı ağrıları önlemek için hem aktif-asistif hem de pasif ROM egzersizleri her gün yapılmalıdır.

5. Başlangıç Döneminde Ağır Fiziksel Yorgunluktan Kaçınmak:

Çok kritik bir kural. Enerji koruma teknikleri (energy conservation) ilk günden itibaren öğrenilmelidir. Hastanın günlük yaşam aktiviteleri için harcayacağı enerji, egzersiz seanslarından daha değerlidir.

6. Yardımcı Cihazlar ve Mimari Tadilat:

Buradaki altın kural "Düşmeyi bir kez bile beklememektir."

Cihaz kullanımı (baston, yürüteç, AFO) hastanın bağımsızlığını kaybetmesi değil, tam tersine enerjisini koruması ve güvenliğini sağlaması için birer "özgürlük aracı" olarak konumlandırılmalıdır.

7. Yutma Güçlüğü ve Vitastim (NMES):

Vitastim gibi faringeal elektriksel stimülasyon cihazları, ALS gibi ilerleyici alt motor nöron hasarlarında bulber kasların yorulmasını hızlandırarak yutma fonksiyonunu daha da kötüleştirebilir ve aspirasyon riskini artırır.

Yutma rehabilitasyonunda elektrik simülasyonu yerine; postür ayarlamaları (çene göğse pozisyonu), kıvam artırıcılar ve solunum-yutma koordinasyon egzersizleri kullanılmalıdır.

8. Kas Geliştirme Ürünleri ve Protein Tozları:

Önemli olan yüksek protein değil, yeterli kalori alımıdır. ALS'de kilo kaybı (hipermetabolizma nedeniyle) prognozu olumsuz etkiler. Bu nedenle kilo kaybını önleyecek dengeli, Akdeniz tipi beslenme ve gerekirse tıbbi beslenme solüsyonları (mama) önerilir.

Klinik Kılavuzlara Eklenen Yeni Uyarılar ve Öneriler

Son zamanlarda dönem ALS multidisipliner bakım kılavuzlarında öne çıkan birkaç noktayı da ekleyelim. Solunum Kası Rehabilitasyonu (Akciğer Hacim Artırma): Fizik tedavinin sadece kol ve bacak odaklı olmaması gerektiği vurgulanıyor. Erken dönemden itibaren "Air-stacking" (Nefes istifleme) egzersizleri ve Ambu maskesi yardımıyla akciğer esnekliğini koruma çalışmaları, ilerleyen dönemde öksürme yeteneğini ve solunum kapasitesini doğrudan etkiliyor.

Su İçi Egzersizler (Hidroterapi): Suyun kaldırma kuvveti, kaslara aşırı yük binmesini engellediği için ALS hastalarında (ılık suda) hafif egzersizler ve gevşeme için oldukça popüler ve güvenli bir alternatif haline gelmiştir.

Kramp Yönetimi: Sert germelerin yanı sıra, magnezyum takviyeleri ve doktor kontrolünde ilaç tedavileri eklem hareket açıklığını korumaya yardımcı olmak için sürece erken dahil edilmektedir.

Dr. Alper Kaya

26.05.2026