Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
aşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2021 Cumartesi

MS HASTALIĞI İÇİN AŞI BULUNMUŞ

Uğur Şahin ve Özlem Türeci, MS hastalığına karşı aşı geliştirdiler / Gazeteler 


Bu tür gazete haberlerinden sonra doğal olarak MS (Multipl Skleroz) hastaları ve diğer nörolojik hastalığı olanlar bir sevinç ve umut seline kapılıyoruz ve birbirimize gazete haberi gönderiyoruz.
Ülkemizdeki gazeteler genellikle manşet haberi yapıyor, birkaç ciddi yazar, ayrıntı veriyor. Referans veren ise ne yazık ki yok.

Kısacası henüz farelerde yapılmış bir çalışma. Bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklarda bir tedavi yaklaşımı olabilir. ALS hastalığı için birşey söylemek mümkün değil. Aşağıda ayrıntılı bilgi yazdım:

Haber, Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya (*) dayanıyor. Alman araştırmacılar, MS benzeri bir duruma sahip farelere haberci RNA (mRNA) enjekte etti. MRNA, bazı hücrelere sinir hücreleri için yalıtım görevi yapan yağlı bir çeşit protein olan, miyeline benzer maddeler üretme talimatı verecek şekilde değiştirildi. MS'te bağışıklık sistemi yanlışlıkla miyeline saldırır ve ona hasar verir. Bu çalışmanın amacı, bağışıklık sisteminin miyeline saldırmak yerine onu gözardı etmesini sağlamaktı.
Araştırmacılar, mRNA'nın MS benzeri hastalığı olan farelere enjekte edildiğinde, farelerin normalde meydana gelenden daha az şiddetli hastalık geliştirdiğini buldular.
Araştırma, iki Covid-19 aşısına (Pfizer / BioNTech ve Moderna) benzer teknolojiyi kullanıyor ancak farklı bir şekilde kullanılıyor. Bağışıklık sistemini bir enfeksiyonu tanıması ve onunla savaşması için hazırlamak için bir aşı kullanmak yerine, bu yaklaşım, bağışıklık sistemine miyelini tolere etmeyi (veya yok saymayı) öğretmek için aşıyı kullanır.
Şimdiye kadar, bu yaklaşım yalnızca MS fare modellerinde test edilmiştir. Sonuçlar cesaret vericidir, ancak farelerde MS benzeri durumdan bir tedaviyi insanda kullanılacak seviyeye çevirmek kolay değildir. İnsanlarda etkili ve güvenli olup olmadığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyacaktır. Bununla birlikte, teknoloji umut verici görünüyor.
* Deneysel otoimmün ensefalomiyelit tedavisi için enflamatuar olmayan bir mRNA aşısı.
Krienke C, Kolb L, Diken E, vd.
Science 2021; 371 (6525): 145-153.

13 Ocak 2021 Çarşamba

Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastaları aşı olmalı mı?

Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastaları aşı olmalı mı?
ALS hastalarında bulbar tutuluma, kronik solunum yetmezliğine ve solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlık olduğundan bu hastaların öncelikli olarak aşı olmasını öneriyoruz.
Ateşli bir enfeksiyon geçirenler
Geniş yatak yarası olanlar
Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar
lütfen doktorunuza danışın!

11 Mayıs 2018 Cuma

Zatürre aşısı olmalı mıyım?

Zatürre; akciğer enfeksiyonu demektir. KOAH hastalarında  ‘Streptococcus pneumoniae’ olarak adlandırılan bakteriye bağlı zatürre özellikle risklidir. Bu bakteri erişkin yaşta zatürrenin en sık sebebidir.  Sağlıklı kişilerde bakteri burun-yutak bölgesinde yerleşir. Yakın temas ile kişiden kişiye bulaşır. Orta kulak enfeksiyonu ve sinüzite yol açar. Hastalık ilerlerse akciğer, beyin ve eklemleri etkileyebilir. Daha ağır enfeksiyon durumlarında zatürre, beyin zarı enfeksiyonu, karın zarı enfeksiyonu, eklem enfeksiyonu, kemik zarı enfeksiyonu, nadir durumlarda kalp kapakçık enfeksiyonu ve kalp zarı enfeksiyonu yapabilir.

Bağışıklık sistemi bozuk hastalar bu enfeksiyonlara daha duyarlıdır. Küçük çocuklar, yaşlılar, altta yatan KOAH gibi kronik akciğer hastalığı ve kronik kalp hastalığı olan hastalarda risk yüksektir.

Zatürre Aşısı (Pnömokok Aşısı)

İki tip zatürre aşısı vardır: Polisakkarit Pnömokok Aşısı ve Konjuge Pnömokok Aşısı

65 yaşından büyük herkese konjuge veya polisakkarit pnömokok aşısı yapılabilir.

KOAH hastalarında hangi yaşta olursa olsun polisakkarit aşı yapılması önerilir. 65 yaşından küçüklerde pnömokok ile enfeksiyon riski yüksekse polisakkarit aşının 5 yıl arayla 2 doz daha yapılması ve üçüncü dozun 65 yaşından sonra ve son dozdan en az 5 yıl sonra yapılması önerilir. 65 yaşından büyüklerde ise polisakkarit aşının tek dozu yeterlidir.

Konjuge pnömokok aşısı 65 yaş ve büyük olan herkese önerilir. 65 yaşından büyük ve daha önce hiç pnömokok aşısı olmamışsa konjuge aşıdan 12 ay sonra polisakkarit aşı yapılması önerilir.

Eğer daha önce yapılan aşılar ile ilgili hiçbir kayıt veya bilgi yoksa tavsiye edilen dozlarda yapılır. Ekstra dozun hastaya zararı olmayacaktır. Labaratuvarda kanıtlanmış pnömokoka bağlı zatürre olsa dahi aşı yapılması önerilir. İki aşının da yan etkileri çok nadirdir ve oldukça güvenlidir. Size uygun aşının seçimi, reçetelendirilmesi ve tedavi şeması için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir.

 Kaynak 

3 Ekim 2017 Salı

GRİP AŞISI

Sık grip oluyorsanız
Solunum sorunu başladıysa
Öksürükle balgam çıkaramıyorsanız
Yumurta allerjisi yoksa
Guillian Barre sendromu geçirmediyseniz
20-65 yaş arasında iseniz
Ekim ayı içinde Grip aşısı ve Pnömokok (Zatüre) aşısı öneriliyor.


Grip aşısı uygulandığı insanlarda %70 ile %90 oranında gribe karşı bir bağışıklılık sağlar %10 ve %30 arasında da herhangi bir etkinlik göstermeyebilir.

Çoğu kez düşündüğümüz olmuştur grip aşısı gerçekten gerekli midir diye... Milyonlarca insanın 1 yıl içinde bu hastalığa yakalandığı ve özellikle çocukların ve de yaşlıların ciddi biçimde etkilendikleri düşünülürse grip aşısının gerçekten gerekli olduğu ortaya çıkar.

GRİP AŞISI ne tür bir KORUMA sağlar?

Grip aşısı uygulandığı insanlarda %70 ile %90 oranında gribe karşı bir bağışıklılık sağlar %10 ve %30 arasında da herhangi bir etkinlik göstermeyebilir. Bu kişinin burada verilen aşıya karşı bağışıklık oluşturabilme yeteneğiyle ilişkilidir. Grip aşısı her ne kadar bağışıklık oluşturmasa da özellikle yaşlı bireylerde etkinliği gribe bağlı oluşacak komlikasyonlar üzerinde çok belirgindir. Özellikle yaşlılarda görülen zatüre, kalp krizi, felç ve ölüme kadar götüren hastalıklar için önemli ölçüde koruma sağlar.

Grip aşısı neden her yıl TEKRARLANMAKTADIR?

Bize o yıl için uygulanan grip aşısı son bir yıl içinde gelişmiş grip virüslerine karşı oluşturularak hazırlanmış grip aşısıdır. Normalde grip virüsü çok hızlı biçimde mutasyona yani bölünmeye uğrayarak kendinin şeklini ve yapısını değiştirir Her yıl değişik bir varyasyonda karşımıza çıkabilir. Dolayısıyla bir yıl öncesinde saptanmış ve oluşabilecek grip virüslerine karşı hazırlanmış aşılar ancak o yıl için etkili olabilir bir sonraki yılda grip virüsü değişik bir yapıya bürüneceği için yeniden grip aşısına gereksinim vardır.

Grip aşısı KİMLERE yapılmalıdır?

Grip aşısı grip virüsüne karşı korunmak isteyen herkese karşı uygulanabilir ama özellikle uygulaması gereken hastalık grupları şunlardır:

Hamileler

50 yaş veya daha yaşlı kimseler

Kronik hastalığı bulunan kişiler

Sağlık alanında çalışan doktor, hemşire ve sağlık personelin tümüne uygulanmalıdır.

Kimlere grip aşısı UYGULANMAMALIDIR?

Grip aşısına karşı daha önce alerjik reaksiyonu olduğu saptanmış olan kişiler

Yumurtaya karşı alerjisi olan kişiler

Grip aşısı uygulandıktan sonra 6 hafta içinde bir otoimmün sinir sistemi hastalığı o lan guillian - BARRE sendromu adı verilen hastalığa yakalananlar kişilere 2. kez grip aşısı uygulanması çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir

Ateşli dönemde iken grip aşısı uygulanmaması ve bu dönemin üzerinden tam iyileşme sağlandıktan ve 1 hafta geçmesinden sonra grip aşısı uygulanması uygundur.

Çocuklarda grip aşısı NEDEN 2 DOZDA uygulanır?

9 yaşın üzerindeki çocuklarda eğer ilk kez grip aşısı uygulanıyorsa grip aşısının 2 ayrı dozda uygulanması gerekir. Bunun nedeni de çocuk yaşlarda gribal enfeksiyona karşı bağışıklık sisteminin uyarılmasının ve buna karşı oluşacak bağışıklamanın gecikmesinden kaynaklanmaktadır.

Grip aşısının 65 YAŞIN ÜZERİNDEKİLERDE yeterince etkin olmadığı DOĞRU mudur?

65 yaş üstü bireylerde grip aşısının istenilen düzeyde etki göstermediği doğrudur. 65 yaşın üzerinde bağışıklık sisteminin yanıtı çok yavaş oluşmaktadır. Buna rağmen grip aşısının 65 yaşındaki kişilerde uygulamasında her ne kadar bağışıklık sistemi geç oluşsa da bu yaşta oluşacak gribal enfeksiyonların ağır komlikasyonlarından 65 yaşın üzerindeki kişilerde ciddi bir koruma sağladığı gösterilmiştir.

Grip aşısı olmasamda GRİBE KARŞI kendimi koruyabilir miyim?

Grip aşısı olsak da olmasak da her şıkta gribe karşı ve diğer virüslere karşı kendimizi koruma olasılığımız mevcuttur. Bunun en temel uygulaması hijenik şartlara iyi uymamızdan geçer. İyi bir hijyenik uygulama bizim bulaşıcı hastalıklara karşı en önemli defansif mekanizmamızdır.

Bunun için

Ellerinizi sabunla yoğun biçimde yıkamalıyız.

Gözlerinize, burnunuza ve ağızımıza çok fazla ellerimizle dokunmamalıyız.

Gribal enfeksiyonun salgın olduğu dönemlerde kalabalıkların içinde bulunmaktan kaçınmalıyız

Öksürürken veya hapşırırken mutlaka ağız ve burnumuzu bir mendil ile kapatmalıyız.

Grip aşısı olmuş olmama rağmen HASTALIĞA YAKALANMA olasılığım var mı?

Grip aşısı yapılmış olsa dahi vücüdumuzda gribe karşı bağışıklık oluşmuş olsada vücüdumuza giren grip virüsünun grip aşısında kullanılanlardan farklı tipte olması halinde gribe yoğun biçimde yakalanma şansımız mevcuttur.

Gribe yakalanırsam NE YAPMALIYIM?

Gribe yakalanmış bir kişi işine ve okuluna gitmemelidir. Bulaşıcı bir hastalık olması dolayısı ile gribal enfeksiyonun yayılmasında önemli bir rol oynarsınız. Belirtileri hafifletmek amacıyla;

Bol miktarda sıvı gıda alınız

Gripli iken alkol ve sigara kullanmayınız.

Gribal enfeksiyonda tedavinin çok büyük bir anlamı olmadığı için belirtilere yönelik tedavi uygulanmaktadır. Bununda en önemli belirtileri genelde ağrı ve ateş düşürücü olarak aseteminofen çok şiddetli eklem ağrıları ve kas ağrıları varsa bu durumda da içinde ibubrufen ihtiva eden ilaçları kullanabilirsiniz.

Antivirütik ilaçların kullanımı ancak doktor denetimi altında olacağı için bu ilaçların rasgele kullanılmaması gereklidir.

Gribe bağlı ne tür KOMPLİKASYONLAR oluşabilir?

Gribe bağlı komplikasyonların başında bakteriyal enfeksiyonlar, zatüre ve ciddi sıvı kaybı gelir. Eğer kronik bir tıbbi probleminiz varsa bu kronik tıbbî problemin daha da kötüleşmesi söz konusudur. Çocuklarda genelde sinüzit ve kulak enfeksiyonları gelişir.

Grip aşısı UYGULANDIKTAN sonra hemen KORUMA başlar mı?

Grip aşısı uygun aldıktan sonra yaklaşık 15 gün ile 21 gün sonrasında gerçek anlamda koruma sağlayabilir. Bu dönemde aşının koruması altında olmadığınız için gribe yakalanabilirsiniz.

Kaynak: https://www.florence.com.tr/saglikli-yasam/Detay/grip-asisi

28 Haziran 2017 Çarşamba

Tetanoz aşısı ve ALS arasında bağlantı var mı?


Bu konu zaman zaman gündeme geliyor. Yurt dışındaki ALS topluluklarında, forumlarda konuşuluyor. ALS hastalığı ile tetanoz aşısı olma arasında bağlantı olabileceği kişisel teoriler olarak anlatılır. Hatta son yıllarda bütün aşılara karşı bir tepki ve komplo teorilerine kadar yorumlar okuyabilirsiniz.
2 şekilde ele alınması gerekmektedir.
1- Tetanoz aşısı ALS hastalığına neden olabilir mi?
2- Tetanoz hastalığına neden olan bakteri ve toksini ALS hastalığı yapabilir mi?
Dünya üzerinde yaşayan, aşıya erişebilen herkese çocukluk çağlarında difteri tetanoz boğmaca aşısı yapılıyor. Bu aşı, vücutta antikor oluşturmak amacıyla erken yaşta yapılır. Böylece bu mikroplarla karşılaşmadan önce vücut hazırlıklı duruma getirilir. İlkokulda ve askerde, gebe adaylarında rapel ile vücuda tekrar bağışıklık hatırlatılır. Tetanoz, aşıyla önlenebilen enfeksiyon hastalıkları arasında kişiden kişiye bulaşmayan tek hastalıktır.

İleri yaşta tetanoz şüpheli bir yaralanma olduğunda ise Tetanoz serumu uygulanır. Tetanoz serumu aslında bir immun globulindir. İmmun globulinler bir çeşit bağışıklık proteinleridir. İnsan vücudunda yapılır, anneden geçer, sonradan bir toksin ile karşılaşıldığında vücutta üretilebilmektedir. Aşı ise, önceden toksin verilmiş kan ürünlerinden üretilmiş Tetanoz toksinine özel olarak üretilmiş bağışıklık proteinleridir. Yani aşının içeriğinde Tetanoz mikrobu veya toksini yoktur.
Anlaşılacağı üzere bu tür aşı ve serum uygulaması sırasında Motor nöronlara zarar verecek bir uygulama yoktur.

Tetanoz hastalığı ise bir çeşit bakterinin toksin oluşturması nedeniyle gelişir. Bu toksin, nörotoksik etkilidir. Yani sinir sisteminde zararlı etkileri olur. Bu etkiler nedeniyle Tetanoz hastalığına özel klinik belirtileri gösterir. Önceden Aşılanmış bireylerde bu hastalık hafif atlatılır. Aşılanmamış veya aşı olup olmadığı bilinmeyen bireylerde ise Tetanoz serumu uygulanır.

Hastalık, genellikle yaralanmayı takiben 3 gün içinde başlar ve özel kasılmalar, bulguları ile teşhiş konulur. Akut bir hastalıktır. 10-15 gün içinde olup geçer.

İnsanda Tetanoz aşısı sonrasında doğrudan ALS vakası bilmiyorum.  Hayvanlarda barsak enfeksiyonu olarak daha sık görülüyor ve genellikle öldürücü salgınlar yapıyor.

Kaynak
http://www.ihsm.gov.tr/DBT.aspx
https://turkals.wordpress.com/category/clostridium-difficile/
https://www.researchgate.net/publication/236598900_Attack_of_the_nervous_system_by_Clostridium_perfringens_Epsilon_toxin_From_disease_to_mode_of_action_on_neural_cells
http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0041010113001335
http://www.ilacrehberi.com/pdfs/tetagam-p-250-iu1ml-im-enjeksiyon-icin-cozelti-ic-ce21/kub/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15823706

7 Ekim 2013 Pazartesi

Pnömokok aşısı

PNÖMOKOKLARA KARŞI YENİ SİLAH: 23 DEĞERLİKLİ POLİSAKKARİT PNÖMOKOK AŞISI
 Giderek artan antibiyotik direncinin de eşlik ettiği invaziv pnömokok enfeksiyonlarının mortalite ve morbidite oranları özellikle gelişen ülkelerde hala çok yüksektir. 93 Pnömokok serotipinin 20’si invaziv hastalıkların %80’inden sorumludur.
Hastalığın önlenmesi aşı geliştirilirken en çok etken olarak saptanan pnömokok serotipleri kullanılmıştır. İlk üretilen aşı olan polisakkarit aşı bakterinin polisakkarid kapsülünden elde edilmiş antijenik materyeli içermektedir. 23 değerlikli polisakkarit aşı 1983’te lisans almıştır.
Ülkemizde de bazen depolarda bulunmayan aşı Pneumo-23 adıyla pazarlanmaktadır. Aşının dezavantajı küçük çocuklarda bağışıklık oluşturamamasıdır, bu nedenle polisakkarit aşı 65 yaşın üstündeki yaşlılar ve 19-64 yaş arası altta yatan hastalıkları nedeniyle risk altındakilere önerilmektedir.
Öneri 65 yaş ve üstüne tek bir doz, 19-64 yaş araında ek kronik hastalığı (kardiyovasküler hastalıklar, astım dahil akciğer hastalıkları, diabet, alkolizm, kronik karaciğer hastalığı gibi ) olan, sigara içenler ile huzurevi yada uzun süreli bakımevlerinde kalan erişkinlere yine tek bir doz uygulanmasıdır. İki doz arasında önerilen süre en az 5 yıldır.

İLAÇ HABER AKTÜEL ● Aralık 2012 ● 31
Uzm.Dr.Bülent Pişmişoğlu
Göğüs Hastalıkları Uzmanı