Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
Robert Brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Robert Brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2020 Çarşamba

ABD'de Faz 3 Denemesini Bitiren Erken dönemdeki ALS Hastalarına NurOwn tedavisi başlıyor

BrainStorm Cell Therapeutics , belirli amiyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalarının araştırma amaçlı  NurOwn hücre temelli tedavisine erişimini sağlamak için ABD'de genişletilmiş bir erişim programı (EAP) açtı .

Aynı zamanda şefkatli kullanım programları olarak da bilinen EAP'lerin, terapinin faydalarının potansiyel risklerden daha ağır bastığı düşünüldüğünde, ciddi veya yaşamı tehdit eden durumları çok az olan veya hiç yeterli tedaviye sahip olmayan kişilere klinik araştırma dışında araştırma terapilerini sunmayı amaçlamaktadır.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile ortaklaşa geliştirilen program, klinisyenlerin tedavinin temel, plasebo kontrollü Aşama 3 çalışmasını (NCT03280056) tamamlayan ve belirli uygunluğu karşılayan ALS hastalarına ücretsiz olarak NurOwn reçete etmelerine olanak tanıyacaktır. 

Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi ve UMass Memorial Tıp Merkezi nöroloji bölümü başkanı ve NurOwn® Faz 3 çalışmasındaki Baş Araştırmacılardan Robert Brown,"Bu genişletilmiş erişim programı, 3. Aşama çalışmasının heyecan verici sonuçlarını takip etmek için bir sonraki adımdır" dedi  Tıbbi Araştırma Başkanı ve 

Yeni duyurulan EAP aracılığıyla, Faz 3 NurOwn® denemesine katılan altı klinik mükemmellik merkezinin her biri, denemeyi tamamlayan ALS hastalarını tedavi etme fırsatına sahip olacak. 

Bu altı merkez şunlardır: 

California Üniversitesi, Irvine; Cedars-Sinai Tıp Merkezi; California Pacific Tıp Merkezi; Massachusetts Genel Hastanesi; Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi; ve Mayo Clinic. Faz 3 klinik denemesini tamamlamış olan ALS hastalarının EAP tedavisi verilere veya düzenleyici zaman çizelgelerine müdahale etmeyecektir. 

https://www.prnewswire.com/news-releases/brainstorm-announces-nurown-expanded-access-program-301191923.html

16 Kasım 2018 Cuma

ALS hastalığında gen susturucu tedavi

Amiyotrofik lateral skleroz (ALS) şu anda mevcut terapilerin bulunmadığı ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır.

Süperoksit dismutaz 1'i (SOD1) kodlayan gendeki mutasyon, ailesel ALS vakalarının% 20'sinden sorumludur.

Yapay mikroRNA kullanılarak SOD1'in susturulmasının, ALS'nin fare modellerinde terapötik etkileri olduğu gösterilmiştir.

Burada Borel ve ark. İnsan dışı primatlarda SOD1 hedefleyici yapay mikroRNA'ların intratekal yoldan verilmesinin etkinliğini ve güvenilirliğini test etmiştir.

Terapi, makaklarda (bir maymun türü) yan etkiler olmaksızın SOD1 protein ekspresyonunu etkili bir şekilde azaltmıştır.

Sonuçlar bu yaklaşımın güvenli ve etkili olduğunu ve bu potansiyel terapinin daha da geliştirilmesi için bir yol olduğunu göstermektedir

Amyotrofik lateral skleroz (ALS), hızla ilerleyen felce yol açan motor nöronların dejenerasyonunun neden olduğu ölümcül bir nörolojik hastalıktır. Olguların yaklaşık % 10'u dominant özellikler olarak iletilen  mutasyondan kaynaklanır. Bu vakalar için potansiyel bir tedavi, mutant genin ifadesini  (gene expression) bastırmaktır.

Burada SOD1'i hedefleyen bir yapay mikroRNA'yı (miRNA) kodlayan adeno-ilişkili bir virüs (AAV) kullanılarak SOD1'in susturulması araştırılmıştır. SOD 1, ailevi ALS'de yaygın olarak mutasyona uğramış bir gendir.

Bir süperoksit dismutaz 1 (SOD1)  mutasyonlu ALS fare modelinde, daha önce SOD1'in susturulmasının hastalık başlangıcını  geciktirdiğini gösterdik. SOD1 susturulması sağkalım süresini uzatmış, kas kaybını ve motor ve solunum bozukluğunu azaltmıştır.

Burada, klinik çalışmalarda güvenli olduğu kanıtlanmış olan bir AAV serotipi kullanılarak sinomolgus makaklarda (Macaca fascicularis) bu yaklaşımın preklinik karakterizasyonunu tarif ediyoruz.

Bir kateterin preimplantasyonu ve intratekal infüzyon sırasında baş aşağı 30 derece ile konunun yerleştirilmesi ile omuriliğe AAV uygulanmasını optimize ettik.

Mutant SOD1'e karşı yönlendirilmiş yapay miRNA'ların ifadesi için farklı promotörleri karşılaştırdık. Sonuçlar, motor nöronlarda SOD1 geninin etkili bir şekilde verilmesini ve etkili bir şekilde susturulmasını gösterdi.

Bu sonuçlar, SOD1'i hedefleyen yapay bir miRNA ile gen terapisinin güvenli olduğunu ve mutant SOD1-bağlantılı ALS'nin tedavisi için daha fazla gelişmeyi hak ettiğini desteklemektedir.

Kaynak 

23 Haziran 2014 Pazartesi

2014 ALS ve Nörodejeneratif Hastalıklar Konferansı


Suna Kıraç, hastalığı ile ülke tıbbına ve bilimine hizmet eden iş dünyamızın ünlü bir siması. Türkiye’de yaklaşık 5-6000 kişi bu hastalıkla yaşıyor. ALS/MND  adını taşıyan bu hastalık için yapılan yoğun çalışmalırn bir an önce tedavi aşamasına ulaşmasını diliyoruz.

Suna ve İnan Kıraç tarafından kurulan KIRAÇ  Vakfı 4.kez İstanbul’da dünyanın ALS ve nörodejeneratifhastalıklar alanındaki en ünlü bilim insanların katılımı ile üst düzey bir sempozyum düzenliyor. 4.konferas 12-14 Haziran 2014 tarihlerinde İstanbul’da Pera Müzesi salonlarında yapıldı. Nobel ödüllü Robert Horvitz, Harvard Üniversitesi’nde Jeffrey D. Macklis, Massachusetts Üniversitesi’nden Robert Brown. Oxford Üniversitesi’nden Kevin Talbot, Salk Üniversitesi’nden (San Diego) Ariel Levine konuşmacılar arasında idi.

    ALS ÜÇÜNCÜ SIRADA
    Bu seri konferanslar, Kıraç Vakfı’nın, Boğaziçi Üniversitesi, Harvard ve Massachusetts Üniversiteleri işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Kıraç Vakfı tarafından Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile kurulmuş olan Nörodejeneratif Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı’nın başında bulunan Prof. Nazlı Başak bu organizasyonlarda yetenekli öğrencileri ile birlikte baş rol oynuyor. Bu yılki konferansın adı “Motor Sistem: Gelişimden Nörodejenerasyona” idi.
    ALS ya da Motor Nöron hastalığı dünyada dejeneratif hastalıklar arasında üçüncü sırada bulunuyor. Omurilikteki ön boynuz da yer alan motor hücrelerin ölümü nedeni ile ilerleyici kas erimesi ile şekillenen, ayni zamanda hareketin birinci nöronu (piramidal yol) da dejenerasyonuna yol açan bu hastalığın insidansı (bir yılda görülen vaka sayısı) 2-3/ 100.000 kadardır.
    Dünyanın en ünlü ALS hastası İngiltere’de Cambridge Üniversite’nde bulunuyor. Stephen Hawking uzun yıllardır hareket etmeden, konuşmadan bilim üretmeyi sürdürüyor. Aktör David Niven ve besteci Şostakoviç ünlü ALS hastalarından . Amerikalılar ünlü beyzbol oyuncusu Lou Gehrig’in adını öne çıkararak bu hastalığa onun adını veriyorlar.
    Ben, Hawking’in bu adı çok daha fazla hak ettiği inancında olanlardanım.

    PLANLANMIŞ HÜCRE ÖLÜMÜNÜN ROLÜ
    Sempozyum Nobel ödüllü ünlü Robert Horvitz’ in konferansı ile başladı. Bu büyük bilim insanı çalışma ve araştırmaları, başlıca apoptosis (programlanmış hücre ölümü) olmakla birlikte matematik ve ekonomi alanlarına kadar uzanıyor. Mikroskopik yuvarlak kurtların (round worm), iplik kurtlarının (nematod) gelişim ve davranışları onun çalışmaları arasında. Horvitz’in araştırmaları insan biyolojisi ve hastalıklarında önemli moleküler genetik yolların, ayni zamanda hayvan gelişiminde normal bir olgu, apoptosisden sorumlu yolların tanımında bilgi sağladı.  Apoptosis, dejeneratif hastalıklarda sık sık gündeme gelen ve tartışılan bir konu. Apoptosiste önemli rol oynayan bir enzim olan CASPASE, konferanstaki bildirilerde yer alıyordu ve bu enzimin inhibe edilmesinin hücre ölümünü engellediği bildirildi. Bu olgu ile bağlantılı olarak statinlerin, servistatin ve simvastatinin bütün nöronlar üzerinde etkili olduğu ve aksın gelişiminde ve optik sinir rejenerasyonunda ol oynadığı ilginç bir bulgu olarak sunuldu.

TEK DEĞİL, BİR GRUP HASTALIK
Tüm konuşmacılar, ALS’nin heterojen bir hastalık olduğu, burada geniş bir spektrumun var olduğu ve aslında tek değl, bir grup hastalıktan söz etmenin daha doğru olacağında görüş birliği içindeydi. Bu hastalığın %10 kadarının genetik kaynaklı olduğu biliniyor. 1993 de SOD1 geni bulundu ve familyal ALS fALS, sporadik sALS den ayrıldı. O günden sonra tıpkı klinik tablo da (fenotip) olduğu gibi bu hastalığın genotipinde de heterojenitenin geçerli olduğu anlaşıldı. Bugün için familyal ALS den sorumlu bilinen 5 gen olduğu bildiriliyor.
Ancak Nazlı Başak bunların tüm familyal vakaların % 44’ünü oluşturduğunu, akson araştırmaları ile buna % 16 eklenebileceğini bildiriyor. Genetik geçişin dominant (başat) olduğu biliniyordu. Ama yeni genlerin bulunması ile familyal ALS’ler içinde resesive vakaların da olduğunu ve bunların daha genç başlangıçlı vakalar oldğunu öğreniyoruz. Çok sayıda semptom göstermeyen gen taşıycıları olduğu da anlaşılıyor.

    SİNİR KAYBININ NEDENLERİ
    Niçin nörodejenerasyon? Çok çeşitli teoriler ve risk faktörleri ileri sürülüyor. Bunlar: Toksik mekanizmalar, oksidatif hasar, protein agregasyonu, glutamat enksitoksitesi, mitokondri anomalisi, büyüme faktörlerinde yetersizlik, glial hücre patolojisi, bozulmuş RNA, ubukitin proteazom, multipl travma.
    Bunlar bazı kanıtlarla birlikte yıllardır öne sürülüyor. Bu alanın önde gelen otoritelerinden Boston Harvard’ın ünlü hastanesi MGH’den Massachusetts Üniversitesi’ne transfer olan Robert Brown diğer bazı sunucularla birlikte doğal gelişimdeki (development) ortaya çıkan bir kusurun ona eklenen faktörlerle birlikte motor nöron kaybına yol açabileceğini bildiriyor. Nörodejeneratif yıkım yerine bu gelişimdeki defektin yıllar sonra hücre kaybına yol açması, değişik konuşmacılar tarafından belirtildi. Telafi (kompensatuvar) mekanizmalarının yetersizliği de burada rol oynayabiliyor. Klinik özlemler atletik hiperaktivitenin, travmaların bu oluşumda rol oynayabileceğini gösteriyor ALS vakalarına ender olmayarak kognitive kusurlar ve Fronto Temporal demans eşlik ediyor.    

DR. HANDE ÖZDİNLER KATILAMADI
    Konferansa katılması beklenen ve hastalıkla ilgili özellikle piramidal yol (hareketin birinci nöronu) üzerinde önemli araştırmaları olan Hande Özdinler, yazık ki Amerika’dan gelip sunuşunu yapamadı.
    İstanbul’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Departmanı tarafından kurulan Nörodejeneratif Araştırma Laboratuvarı’nın direktörü Nazlı Başak bugüne kadar 440 ALS vakasını incelediklerini, bunlardan 101 tanesinin 71 aileden familyal ALS vakaları, 339’unun sporadik vakalar olduğunu, 30 ailede konvansiyonel metotlarla 10 ailede NGS (modern metodlarla) genetik çözüme ulaşıldığını, 5 major genin fALS’lerin % 42 sinde saptandığını bildiriyor.
    Türkiye’de bilinen tüm genetik çeşitlerin (etnik çeşitlilik) var olduğunu en sık görülen % 18,3 ile C 9 olduğunu, onu SOD1’in izlediği bilgilerini ekliyor.

    MUTLU EDECEK HABER YOK
    Hastalığın tedavisi ile ilgili, hastaları mutlu edecek bildiriler yoktu. Kök hücreden söz edilmedi. Sempozyum çok önemli çalışma ve araştırma sonuçlarını içeriyordu. Çok kaliteli bilimsel bir toplantı olduğu tartışma götürmez. Ancak dejeneratif hastalıklar büyük sırlar taşıyor ve tedavi şifa (cure) sonucuna varmak daha uzun süre çalışmaları gerektiriyor. Klinisyenler, nörologlar hastaları ile birlikte bu gerçeği kabul etmek ve temel bilimcilerin araştırma sonuçlarını izleyerek onlara en iyi bakım hizmetlerini sağlamak görevini yüklenmek durumunda bulunuyorlar.

Kaynak: 20.06.2014, Cumhuriyet Bilim Teknoloji Eki, Sayı: 1422, sayfa: 9
Prof.  Dr. Coşkun Özdemir