Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya
bilimsel metodoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilimsel metodoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2020 Pazartesi

Bilimsel metodoloji (yöntem bilim) nedir?

Bilimsel metodoloji ile ilgili görsel sonucu


Bir bilginin (knowledge) bilimsel olabilmesi için nesnel (objective) bilgi olması gerekir. Bunun için de önce tasvir edilmesi (betimleme: description), sonra tarif edilmesi (tanımlama: definition), akabinde ölçülmesi (measurement) ve nihayette tasnif edilmesi (sınıflama: classification) gerekir. Bu şekilde elde edilen bilginin bir “bir işe yarama potansiyeli” olması gerekir ki üzerinde çalışılmaya değsin.

Bu safhalardan geçmeyen bilgiler ve onların temsil ettiği varlıklar özneldir (subjective), dogmatik vasıflıdır ve bilimin tarifi ve metodolojisi dışındadırlar. Bunlar inanç, itikat veya iman konusudur; değiştirilemez, tartışılamaz çünkü aşağıda anlatacağımız şekilde sınanamazlar. Dini, metafizik ve mistik bilgiler bu özelliktedir. Bunların bilime karıştırılması ancak kaos yaratır.

Daha sonra bu bilgiden hareketle bir ön fikir (assumption: zan) üretilir; yani “zannedilir”. Bu ön fikir mevcut bulgular, teoriler (theory: kuram) ve varsayımlarla mukayese edildikten sonra bir varsayım (hypothesis) ortaya atılır. Bu hipotezi test edip geçerli (valid), güvenilir (reliabl) kılabilmek için bir araştırma deseni (design) inşa edilir.

Eğer bu iş için kullanacağımız gereçler (tool) geçerli ve güvenilir değilse, önce bunlar tasarlanıp geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılarak kullanılabilir hâle getirilir. Önceden bu aşamalardan geçmiş araçlar mevcut ise tabii ki kullanılabilir.

Araştırmanın geçerliliğini ve güvenilirliğini en önemli olarak belirleyen hususlardan bir tanesi de tarafsızlık (non-biasedness) ilkesidir. Hipotezimizi sınamak istememiz, araştırmamızın veya deneyimizin tarafsız olmasını gerektirir.

Bu sebeple de, deseni hazırlarken yanlış pozitif (false positive) veya yanlış negatif (false negative) sonuçlardan bizi koruyacak bütün bulaşıklıklardan (contaminations) arınmış olmalıyızdır. Sonucu bu yönlerde etkileyebilecek bütün harici veya dahili etkileri olabildiğince asgariye düşürmemiz gerekir.

Daha sonra araştırma veya deney yapılır. Sonuçlar dünyaca kabûl görmüş istatistiksel analizlerden geçirilir. Bunu yaparken şuurdışı (bilinçdışı) veya şuurlu tarafgirlikten kaçınmak için konuya kör (blind) bir istatistikçi tarafından da sonuçlar gözden geçirilir.

Yayın aşamasında, sonuçların anlamlılığı (significance), bunun derecesi ve varsayımın haklılık derecesi tartışılır. Çalışmanın kısıtlılıkları (limitations) varsa (yeterince örneklem olmaması, kaçınılmaz bulaşıklıkların muhtemel etkileri vs.) bunlar dürüstçe belirtilir.

Daha sonra bu yazı güvenilir ve hakemli bir dergiye gönderilir. Hakemlerden gelen eleştiriler sebebiyle gerekirse 10–15 kere gözden geçirilir (revision).
Sonunda da yayınlanır. Buna rağmen ciddi eleştiriler gelebilir ve teyit çalışmaları (replication studies) yapılmadıkça 1. dereceden kanıt olarak kabûl edilmez.
Buna kanıta (delile) dayalı bilim (evidence based science) denir.

Yukarıdaki metodoloji (yöntem bilim) ile yapılmamış çalışmalara bilim dünyasında itibar edilmez.

Prof Dr Kerem Doksat



4 Ağustos 2017 Cuma

Kullanıp da yararını gören var mı?

Bu soru, internet toplumunun oluşmasıyla ortaya çıkan en önemli toplumsal sorundur.
Basit bir soru  nasıl toplumsal sorun olabilir?
İnsanoğlu yazıyı keşfettiğinden beri bilgi birikimi sözel, kulaktan kulağa, güvenilir olmayan aktarımdan sıyrılıp yazılı bilgi birikimine olanak sağlamıştır. Böylece herkes kendi Amerikasını keşfetmek zorunda kalmamıştır. Zaman içinde kalıcı bilgi birikimi geliştirilmiştir.
Verba volar scripta manent (Söz uçar, yazı kalır )
Daha sonra bilginn güvenilir olup olmadığı önem kazanmıştır. Referans sistemi gelişmeye başlar.
Daha sonra bilginin niteliksel ve niceliksel değeri ön plana çıkmıştır. Sayılabilir, sınıflandırılabilir bilgi, daha makbul hale gelmiştir.
Bilgiyi sağlam referanslarla kaydetme, atıfta bulunma dönemi ise bilgi toplumunun temelini oluşturmuştur.
Böylece bilimsel metodoloji ortaya çıkmıştır.
Bilginin sayısallaştırılmış hale getirilmesi, istatistikî yöntemlerle sınanması ve bilimsel veri haline getirilmei, uygarlığın temel yapısını oluşturmuştur.
Bilgi, anekdot, dedikodu, söylence, efsane, batıl inanç gibi subjektif özelliğinden kurtulup objektif -nesnel- bilgi haline gelmiştir.
Bugün, bilimsel bir çalışmanın sonuçlarını okuduğumuz zaman, en temel referanslardan en güncel referanslara kadar dayanak alan ve yeni bir güvenilir bilgi üreten sistemin meyvelerini topluyoruz demektir.
En baştaki soruya gelelim:
Kullanıp da yararını gören var mı?
Bu soruya verilen yanıtların hiçbir bilimsel, mantıklı, akla yakın sonucu olamaz. Örneğin son zamanlarda ALS hastalığı için Amerika'da FDA tarafından FazIII aşamasında onaylanan Radicava ilacı için bu soruyu soracak olursanız, alacağınız yanıtlar çift kör, kontrol grubunda sınanmış, istatistik yöntemlerle güvenirliği test edilmiş ve dünyada tek bilimsel yayından daha mantıklı olmayacaktır.
Herkes kendi istatistik çalışmasını yapabilir. Ancak sözkonusu bir insan, bir hastalık, bir, ilaç ve sadece insana dokunma, ilaç verme, tedavi etme yetkisi verilmiş hekimler tarafından uygulanabiliyorsa, müsade edin de cep telefonu rengi seçmekten farklı bir araştırma olsun. Kaldı ki cep telefonu rengi seçmek ve bunu bilimsel bir veri haline getirmek ciddi bir araştırmadır.
Bilişim toplumu olmak, herşeyin doğrusuna ulaşmak anlamına gelmiyor. Tam tersi, sınıflandırılmamış bilgi parçacıkları çöplüğünde eşelenmek zorunda kalabilirsiiz.
Rafine bilgi ve bilimsel metodoloji, doğru yorumlanıp kullanıldığında insanlığın kurtuluşu olabilir.

25 Kasım 2016 Cuma

Lütfen vücudunuzun ayarlarıyla oynamayınız.

ALS hastalığı gerçekten zor hastalık. ALS Teşhisi almak bile başetmesi zor bir süreç. Ancak ALS gibi pek çok çaresiz hastalıklar var. Hatta kimilerine  göre ALS ile değiş-tokuş yapmak istenilen hastalıklar var. Böyle hastalıklara yakalandık diye vücudumuzun ayarlarıyla  oynama, kurcalama, bilinçsizce hırpalama  hakkımız olmadığını düşünüyorum. Çünkü sahip olduğumuz bedeni biz  yaratmadık.

Tıp ve biyoloji biliminin yıllardır yapmaya çalıştığı şey, bu hastalıkların nasıl oluştuğunu, hangi mekanizmalarla çalıştığı, nerede bozukluk olduğunu anlamaya çalışmak... Yani biyoloji ve tıp bilimleri Allah yapısının sırrını çözmeye çalışıyorlar. Bunun en mantıklı ve bugüne kadar çalışır olduğu ispatlanmış tek yolu bilimsel metodolojidir.

Ne olduğu belirsiz maddeleri insan üzerinde deneme yanılma yoluyla uygulamak en hafifinden insan bedenine işkencedir. Ahlakla da bağdaşmaz.  Türk ceza Kanununun bu konuda ilgili maddesi de vardır.

Tıp ne yapıyor?

Bilimsel metodoloji kullanıyor. Geçerliliği yüzlerce yıldır  bilimsel olarak ispat edilmiş ve kabul görmüş çözümler sunuyor. Son dakikada acil servise yetiştiğinizde sizi hayatta tutmak için çözüm buluyor. Nefes alamayanlara solunum makinesi, beslenemeyenlere en uygun beslenme desteği, ağrıyı kesmek, mikroplarla mücadele etmek gibi yaşamı kolaylaştıracak yöntemler sunuyor.
Lütfen vücudunuzun ayarlarıyla oynamayınız. Zaten çok karışık ve tam olarak henüz anlayamadığımız insan sistemini daha da karmaşık hale getirmeyelim.

Napalım? Hiçbirşey yapmadan bekleyelim mi?
Tabii ki hayır!
Ortaya çıkalım
Yaşamı kolaylaştıracak herşey hakkımızdır, hak için mücadele edelim.
Ailemiz için mücadele edelim
Sivil toplum örgütü olarak güçlenelim
Medyada sesimizi duyuralım
Araştırma yapanları yüceltelim. Onlar başkaları için hayatlarını laboratuvarlarda, kütüphanede bazen hapisanede geçiriyorlar. Aynı zamanda ekmek parası kazanmaya çalışıyorlar.

Düşündüğümüz zaman yapılacak çok şey var. ALS hastalarının en büyük avantajı, sağlıklı bir beyin ve keskin zekaya sahip olmalarıdır. Avantajları kullanalım.