Yasal Uyarı

Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün. Dr. Alper Kaya

13 Şubat 2026 Cuma

Yılkıya düşmek

Değerli ağabeyim Arif Yayla’nın Yılkı Canlar kitabını okudum. Yılkı sözcüğü bende başka bir boyut kazandı. Dünya artık yük olan insanı ve erdem değerlerini yılkıya bırakıyor. Gençliğini yaşatmadan sömüren sistem, yaşlanınca insanı yılkıya bırakıyor.  Yaşlı,  bakıma gereksinim duyan hasta, kronik hasta, analar, babalar, dedeler, nineler... 

Bir yılkı topluluğu da bizler, ALS hastaları.

İlaçsız, dermansız, çaresiz, dayanılmaz bir yük ve yük olduğunun farkına varan atlar gibi.  Atları yılkıya götürenin sıkı kartopunu, suratımızda acıyla ve acz içinde hissediyoruz.  Hastanede yük, evde yük, huzurevlerinde yük...  Hepsi yılkı atlarını anımsatıyor. 

İnsanın yılkı hesabı, atların bile anlayacağı türden.  Ya insanlar?

Arif ağabeyim şöyle özetliyor:

"İnsanın yararcılığı/çıkarcılığı (pragmatizmi): Kışın maliyet hesabı yapıp canlıyı dağa sürmek, ekonomik aklın acımasız yüzünü gösteriyor.

Atın algısı: Önce anlam veremiyor, sonra kartopuyla birlikte mesajı kavrıyor. Bu, insanın dilini değil, davranışını okuyarak öğrenilen bir ders olmalı.

Yılkı topluluğu: Atın tek isteği, kendisi gibi terk edilenleri bulmak. Bu, yalnızlığın içinde doğan bir dayanışma ihtiyacı ya da davranışsal olarak genlerine işlemiş bir içgüdüsel davranış olmalı.

Kaderin iki ucu: Kimi, kader arkadaşlarını bulur, birlikte yaşar; kimi de yukarıda değindiğimiz gibi kurda kuşa yem olur. Yaşamın adaletsizliği burada çıplak biçimde ortaya çıkıyor.

Umutsuzluk Değil, Dönüşüm

Demek istediğim yılkıya düşmek bir “son” değil:

Bir yeni başlangıçtır da: Evinden kopup doğayla baş başa kalmak.

Bir özgürleşmedir de: İnsanın yükünden kurtulup kendi yolunu bulmak.

Bir dayanışma arayışıdır da: Diğer yılkılarla buluşma, yeni bir topluluğa katılma umudu.

Bu yüzden yılkıya düşmek, dramatik olsa da umutsuzluk değil; bir tür trajik özgürlük sürecidir de diyebiliriz. Bu yüzden sürece çatal yol dedim."

Bizler, evlerde, dört duvar içinde yaşarız.  Evlerde yaşarız ama evcil değilizdir.  Bizleri evcilleştirmek fiziksel olarak mümkün gibi görünse de ruhumu, karlı dağlarda, dumanlı yaylalarda özgürce dolaşır. Kurda kuşa yem olmak şöyle dursun; dost bilir, anlaşır, yaşar gideriz.  Sabır ve azim, hoşgörü ve kıymet bilirlik ile her canda can buluruz. 

Kaybedecek bir şeyi kalmayan, özgürdür artık. Minnet etmez.  Ve ruhsal açıdan bir basamak daha tırmanırız.  Yılkıcanlar toplanır bir gün bir basamak daha yukarıda... Nefsimizden ve bedenimizden bir adım daha uzak, sonsuzluğa bir adım daha yakın.

Yılkı sözcüğü, bana aynı zamanda Abbas Sayar'ın “Yılkı Atı" romanını anımsatır.  Romanda; gençliğinde sahibine çok yararı dokunmuş olan Dorukısrak isimli atın, yıllar geçip yaşlanmasının ardından sahibi tarafından doğaya terk edilişi ve acımasız doğa koşullarında hayatta kalma çabası anlatılıyor.

Dipnot:

Anadolu’da, sahipleri tarafından terk edilmiş, doğada serbest dolaşan yabani atlara “yılkı” denilir. Öteden beri sürdürülen yılkı, atların kaderi olmuş. Özellikle bakacak gücü olmayanlar, atlarını güz sonunda dağlara bırakır, kışı doğada geçirebilen atlar sahipleri tarafından tekrar kullanılmak üzere alınırdı. Yakın zamanlara kadar insan hayatını kolaylaştıran en önemli hayvanlardan biri olan atlar teknolojik gelişmeler nedeniyle gündelik hayatta ihtiyaç duyulmayan hayvanlara dönüşmüştür. Bakımı ve beslenmesi güç olan atlar ekonomik sebeplerden insanoğlunun yaşam alanından uzaklaştırılmış ve doğaya bırakılmıştır. Böylece asırlar boyu ulaşım, taşıma, haberleşme ve savaş alanlarında yoğunlukla kullanılan atlar insan hayatının bir parçası olmaktan çıkmıştır.

Mahmut Altuncan, arkeolog

**

Yılkı Canlar, Arif Yayla, 2021

Günümüzde eşine fazla rastlanmayan türden bir edebi çalışma Yılkı Canlar. Eserinin içerisindeki 17 anlatıda yaşanmışlıklar ve öz yaşamdan kesitler sergileyen Arif Yayla'nın kitabını özel kılan en önemli unsurlardan biri de yapıtın hiçbir ticari kaygı güdülmeden ortaya koyulması. Yayla bu eseriyle ALS hastaları ve aileleri için oluşturulacak duyarlılık düşüncesiyle elde edilecek tüm geliri ALS Derneği'ne bağışlayarak farkındalığını ortaya koyuyor.

 

10 Şubat 2026 Salı

ALS Hastaları Neden Kalp Krizi Geçirebilir?

ALS hastalarında kalp kası etkilenir mi?

Hayır. ALS hastalığında kalp kası doğrudan etkilenmez.

Peki o zaman kalp krizi neden görülebilir?

Kalp krizi riski; ileri yaş, sigara, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, hipertansiyon ve stres gibi faktörleri olan kişilerde daha yüksektir.
ALS hastalarında ise riskin artmasının en önemli nedeni solunum yetmezliğidir.

İnsan vücudunda en fazla oksijen tüketen iki organ beyin ve kalptir.
ALS’te solunum kasları zayıfladıkça:

  • Kanda karbondioksit (CO₂) artar

  • Oksijen düzeyi düşer

Bu durum kalp ve beyin için ciddi bir risk oluşturur.


ALS Hastalarında Solunum Takibi Hayatidir

ALS tanısı almış hastalar mutlaka 3–6 ayda bir solunum testleriyle takip edilmelidir.

Evde pratik takip için:

  • Pulse oksimetre (parmaktan oksijen ölçümü) kullanılmalıdır.

Aşağıdaki belirtiler solunum yetmezliğinin erken işaretleri olabilir:

  • Gece oksimetre ölçümünde düşüklük

  • Oksijen satürasyonunun düşük çıkması

  • Gece sık uyanmak

  • Sabah baş ağrısı

  • Gündüz aşırı uyuklama

  • Gerçekmiş gibi rüyalar görmek

  • Huzursuzluk, sinirlilik, iç sıkıntısı

👉 Bu belirtiler varsa mutlaka uyku testi ve kan gazı ölçümü yapılmalıdır.
👉 Gerekirse maske ile BiPAP solunum cihazı kullanılmalıdır.

⚠️ Bu takipler yapılmadığında kalp krizi riski belirgin şekilde artar.


Zatüre ve Solunum Yetmezliği Riski

  • Solunum kasları zayıfladığında öksürükle balgam temizliği zorlaşır.

  • Bu durum zatüre riskini artırır.

  • Yutma güçlüğü başladığında gıdalar sessizce soluk borusuna kaçabilir.

  • Önce sessiz zatüre, ardından oksijen-karbondioksit dengesi bozulur.

⚠️ Bu tablo hem kalp krizi hem de beyin hasarı riskini artırır.

Kalp krizi nedeniyle acil müdahale yapılan hastalarda, aynı nedenlerle beyin de yeterli oksijen alamaz.

➡️ Bu nedenle ALS’de solunum ve beslenme takibi hayati önemdedir.


Yoğun Bakım, Entübasyon ve Trakeostomi

Türkiye’de multidisipliner ALS kliniklerinin yetersizliği, hastaların düzenli takibini zorlaştırmaktadır.

Herhangi bir nedenle yoğun bakıma yatırılan ALS hastaları:

  • Öncelikle entübe edilir (ağızdan soluk borusuna tüp yerleştirilir)

  • Solunum cihazına bağlanır

  • Enfeksiyon ve diğer sorunlar tedavi edilir

⚠️ Entübasyon süresi 2 haftayı geçerse trakeostomi gündeme gelir.

Trakeostomi nedir?

Uzun süreli solunum desteği için en güvenli ve pratik yöntemdir.


“Hastama trakeostomi yapılacak, izin vermeli miyim?”

  • Hasta bilinci kapalıysa, onam formu hasta yakınına imzalatılır.

  • Türkiye’de öncelikli direktif (tıbbi vasiyet) henüz geçerli değildir.

  • Hasta önceden “istemiyorum” dese bile hukuki bağlayıcılığı yoktur.

  • Doktor bilerek hastayı ölüme terk edemez.

⚠️ Bu durum hasta yakınları için çok ağır ve vicdani bir sorumluluk yaratmaktadır.

➡️ Trakeostomi, hastaya bir yaşam şansı vermektir.


Önemli Not – Yatak Yarası Riski

⚠️ Yoğun bakımda yatan ALS hastalarının büyük çoğunluğunda yatak yarası gelişir.

  • “Yatağımız çok kaliteli” denilse bile

  • Boru tipi havalı yatakların yerini tutmaz

👉 Bu konuda mutlaka ısrarcı ve takipçi olunmalıdır.