ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) nadir görülen bir hastalıktır. Ancak nadir olması, hastaların yükünü hafifletmez. Çoğu zaman bu hastalık görünmezliğin, yalnızlığın ve terk edilmişliğin adı olur.
ALS, Alzheimer,
inme, kas hastalıkları, SMA ve birçok nadir hastalık gibi uzun süreli bakım
gerektirir. Ancak ALS hastalığın ilerleyen döneminde hastalar hareket edemez,
konuşamaz, duruma gelmektedir. Hasta ile iletişim giderek zorlaşmaktadır. Bu
dönemde tablo daha da ağırlaşır.
ALS
hastalarının önemli bir kısmı birkaç yıl içinde konuşamaz, hareket edemez ve
çevresiyle iletişim kuramaz hale gelir. Şanslı olanlar göz bilgisayarı
kullanabilir; diğerleri ise alfabe tablolarıyla kendilerini ifade etmeye
çalışır.
Oysa bu
aşamadaki hastaların zihinsel yetileri büyük ölçüde korunur. Yaşadıkları
ortamın, çevrelerinin ve koşullarının tamamen farkındadırlar. Ağrı, ısı, basınç
ve temas duyuları korunur; görme, işitme, bellek ve muhakeme çoğu zaman
sağlamdır. Hastaların yaklaşık %15-20’sinde frontotemporal demans görülebilir,
ancak büyük çoğunluğu zihinsel farkındalığını kaybetmez.
Bu durum
yalnızca hastalar için değil, aileleri için de ağır bir yalnızlık yaratır.
Çünkü ALS’de
bakım çoğu zaman evin içinde ve ailelerin omuzlarında yürütülür. Günün
24 saati, haftanın 7 günü süren bir sorumluluk… Ev yaşamı, çocuklar, mutfak,
faturalar, tıbbi sarf malzemeleri, cihazlar ve bitmeyen bir bakım döngüsü.
Bu yük
zamanla aileleri sadece fiziksel olarak değil, ekonomik ve psikolojik olarak
da tüketir.
Ülkemizde
2024 yılında yapılan bir araştırma bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor[1]:
- Türkiye’de sağlık
harcamalarının %76,4’ü kamu tarafından, %18,5’i ise bireylerin
cebinden karşılanıyor.
- ALS hastalığında ise durum tam
tersine dönüyor: harcamaların %78’i ailelerin cebinden, yalnızca %22’si
kamu tarafından karşılanıyor.
- Türkiye’de kişi başına ortalama
doğrudan sağlık harcaması 238 dolar iken, ALS hastalarında bu rakam
7.473 dolar.
Yani ALS’de
doğrudan sağlık harcaması, Türkiye ortalamasının 31 katına ulaşıyor.
Üstelik bu
rakamlara çoğu zaman SGK kapsamında olmayan ama hastanın ve bakım verenin
yaşamını ciddi biçimde kolaylaştıran cihazlar dâhil değil.
Göz
bilgisayarı, pozisyon veren havalı yatak, hasta lifti, kesintisiz güç kaynağı,
motorlu hasta karyolası… Bunlar bir lüks değil, hastaların insanca
yaşayabilmesi için gerekli araçlar.
İşte bu
noktada ALS-MNH Derneği, Türkiye’de ALS hastalarının sorunlarını
yakından bilen ve onların sesi olmaya çalışan tek hasta çatısı olarak
önemli bir rol üstleniyor. Dernek yalnızca sorunları dile getirmekle kalmıyor;
hastaların ve ailelerin yaşamını kolaylaştıracak çözümler üretmek için de
çalışıyor.
Ancak sivil
toplumun çabası tek başına yeterli değil. Çünkü ALS aslında daha büyük bir
sorunun parçası.
ALS, nadir
hastalıklar içinde görünmez kalanlardan sadece biri.
Bu
hastalıkların ortak kaderi ise çoğu zaman aynı: yalnız bırakılmış hastalar
ve tükenmiş aileler.
Evde bakım
desteğinin kriterleri bile bu yalnızlığı gösteriyor. Evde bakım yardımı
alabilmek için hane gelirinin kişi başına düşen miktarının asgari ücretin üçte
ikisinden az olması gerekiyor. Bu yıl için bu sınır 9.378 TL. Verilen
yardım ise 13.878 TL.
Oysa ALS’de
bakım vermek, fiilen üç vardiya çalışmak anlamına geliyor. Bir insanın
uykusuz, dinlenmeden, kendine zaman ayırmadan bu yükü uzun süre taşıması mümkün
değil.
ALS Derneği
bu nedenle en azından minimal bir bakım planı öneriyor: birincil bakım
verenin asgari ücretle desteklenmesi, çalışan eşlerin işlerini bırakmak zorunda
kalmaması ve eğitim çağındaki çocukların burs desteği alması.
Çünkü ALS
yalnızca bir hastalık değil; çoğu zaman bir ailenin hayatının tamamen
değişmesi demek.
Ama bütün
bunların ötesinde, ALS ile yaşamayı öğrenirken şunu çok daha iyi anladım:
Hekim olmanın, bir yabancı dil bilmenin, güvenilir bilgiye ulaşmanın ve güçlü
bir ekip oluşturmanın büyük avantajı var. Yaşamı evde, ailenin çabasıyla geçen,
sağlık sistemimizde çoğu zaman yoğun bakımda hekim ve sağlık çalışanlarının
paha biçilmez emeği ile sürdürülen yaşamlardır ALS ile yaşamak. Eve taburcu
olmak, evde hastası ile yalnız kalan ailenin çaresizliğidir ALS.
Çünkü tıp bilgisi olmayan aileler için ALS yalnızca bir hastalık değil; aynı
zamanda bilinmezlerle dolu bir yalnızlık.
Dr. Alper Kaya
17.03.2026
[1] Zeynep
Gül İçöz; Nadir Amiyotrofik Lateral Skleroz Motor Nöron Hastalığının Doğrudan
ve Dolaylı Maliyetinin Analizi: Antalya Örneği; Yüksek Lisans Tezi; Akdeniz
Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı,
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Antalya-2024
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder