Biogen Idec ve Knopp Biosciences firmaları yaptıkları açıklamada Dexpramipexole’nun (KNS-760704) ALS’de etkinlik, güvenlik ve farmakokinetik açıdan değerlendirileceği FAZ III çalışmaları için ilk hastanın kayıt olduğunu duyurdular.
Dexpramipexole ALS tedavisine yönelik geliştirilmekte olan ağızdan alınan bir bileşiktir. Yapılan çalışmalarda sinirleri koruyucu özellikler gösteren bu bileşik mitokondrini verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. ALS hastalarında motor nöronlardaki mitokondriler önemli ölçüde stres altındadır.
Bu çalışmayı yürüten, Massachusetts General Hospital ALS Kliniği yöneticisi Merit Cudkowicz, son birkaç yılda ALS araştırmalarında bir patlama olduğunu ve bunun hastalığın daha iyi anlaşılmasına yardım ederek potansiyel olarak tedaviye giden yolda önlerini açtığını belirtti.
Amerikan ALS Derneği bilim insanlarından Lucie Bruijn haberi “heyecan verici” olarak değerlendirdi. Biogen firmasının bu klinik denemesine güvendiklerini ve adayları kayıt olmaları için cesaretlendirdiklerini söyledi.
Biogen Idec firmasının Geliştirme Bölümü başkan yardımcısı Alfred Sandrock, “Önceki klinik çalışmaların umut verici verilerine dayanarak, Dexpramipexole’in ALS tedavisinde büyük potansiyel taşıdığına inanıyoruz ve yapmakta olduğumuz çalışma ile bu potansiyeli tam olarak keşfedeceğiz.” dedi Çalışmanın FAZ III aşamasına geldiğini görmekten oldukça memnun olduklarını söyleyen Knopp Biosciences başkanı Michael Bozik, Dexpramipexole’in vaat ettiği umudun çok uluslu bir ekibi bir araya getirdiğini ve bu ekibin Dexpramipexole’in ALS’nin tedavisindeki olası potansiyelini ortaya çıkarmak için kararlılıkla çalıştığını belirtti.
ALS MNH Derneği
Kaynak:ALSA
Yasal Uyarı
Bu site, ALS hastalığı ile ilgili haber ve bilgilendirme sitesidir. Tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzla görüşün.
Dr. Alper Kaya
24 Mayıs 2011 Salı
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Ağır metaller ve ALS
Metal zehirlenmesine maruz kalmak, sporadik amyotrofik lateral skleroz (ALS) nedenleri arasında ilginç bir potansiyel suçlu oldular. İlk olarak, bir ALS fenotipinde farklı metallerin etkilerini birbirine bağlayan çok sayıda olgu vardır. Ayrıca, bazı araştırmacılar kan, kemik, beyin omurilik sıvısı, idrar veya kontrollere göre ALS hastalarının omuriliklerinde bazı metallerin yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. ALS gelişimi ile bazı metallerin olası ilişkilerine bakarak birçok vaka-kontrol çalışmaları da vardır. Metallere maruz kalmak ve ALS gelişmesi riskine ilişkin ilgili literatür gözden geçirilmiştir. Birçok farklı metaller ALS gelişmesinde bir role sahip olarak suçlanmış bulundu.. Birçok çalışma olmasına rağmen, ALS patogenezinde bu metallerin rolü varsa da, belirsizliğini koruyor. Kurşun, en fazla araştırılan metal. Benzer şekilde, diğer metaller konusunda da çelişkili veya yetersiz sonuçlar var. Sadece metal maruz kalmak ALS gelişimi için yetersiz olmasıdır. Belki de, metale yüksek miktarda maruz kalmak ve bireyin genetik yapısı arasında bir etkileşim nihayetinde ALS ortaya çıkışı mekanizmalarından epigenetik bir açıklama üretmek gereklidir.
Kronik zehirlenme belirtileri iştahsızlık, genel zafiyet, kusma, dişetlerinde kanama, dişetlerinde siyah çizgi, dermatit, hiperkeratozis, şiddetli deri döküntüsü, kolik,nefeste sarımsak kokusu, el ve ayak tırnaklarında açık lekeler en belirgin özelliklerdir.
Kronik arsenik maruziyeti ile cilt kanseri arasında bağlantı olduğu görülmüştür. Altı ile 26 yıl arası fowler solüsyonu verilerek tedavi edilen 262 hastanın %40'ında keratoz ve %8'inde cilt kanseri oluştuğu saptanmıştır.
İçme suyunda yüksek oranda arsenik bulunan Arjantin'in Girdaba Bölgesi’nde yapılan araştırmada herkeste keratodermo bulunmuştur. Ayrıca hastaların büyük bir kısmında hiperhidrozis ve pigment anormallikleri görülmüştür. Özellikle güneş almayan gövde üzerinde 1-10 mm çaplı ve birbiriyle birleşme eğilimli siyah lekeler görülmüştür. Gövdede pigment irregülasyonu ve keratoz kronik arsenik maruziyetinin en önemli göstergesidir.
Çalıştığı dönemde yıllarca arseniğe maruz kalmış 16 endüstri işçisinde yapılan araştırmada 9 psodermal lökomelanodermi, 7 cilt kanseri ya da intraepidermal karsinom, 8 akciğer kanseri olduğu görülmüştür.
Element halinde arseniğin kullanım alanı oldukça kısıtlıdır. Daha çok tüfek saçmalarına yuvarlak biçim vermek için kurşuna element alinde arsenik katılır. Ayrıca tunç kaplamacılığında, fişekçilikte ve bazı alaşımların yüksek sıcaklıklara direncini artırmakta arsenikten yararlanılır. As-72, As-74 ve As-76 gibi radyoaktif izotopları ise tıpta tanı yöntemlerinde kullanılır.
Paris yeşili olarak bilinen bakır asetoarsenit uzun yıllar insektisit olarak kullanılmıştır. Kurşun ve kalsiyum arsenat da özellikle tütün ve
pamuk tarımında insektisit olarak kullanılmıştır. Çinko ve krom arsenatlar ahşapların korunmasında kullanılmaktadır.
Arsenik bileşikleri özellikle cilde, göze, solunum yollarına irritan etki gösterdiğinden savaş gazı olarak kullanılmıştır. Penisilinin keşfine kadar frengi gibi hastalıklara neden olan etkenlerle savaşmak için ilaçlarda da kullanılmıştır.
Kaynak
Not: Arsenik Zehirlenmesi, ayrıca B Vitamini eksikliğine neden oluyor. B6 B 12 vitamini, sinir hücreleri için çok önemli.
Metal zehirlenmelerinde Detoks tavsiye edilmektedir.
Ağır metal testi yaptırmak için
İstanbul Cerrahpaşa adli tıp Enstitusu
Zehra Kuyumcu
0212 588 0880
Dahili: 22826
Pazartesi - Salı - Çarşamba kan verebilirsiniz
Ankara GATA'da yapilıyor. Doç Dr Onur Erdem
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)